sur ile cümle
sur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Uzun süredir yatakta uzanıyordu.He was lying in bed a long time.
O uzman bir sürücüdür.He is an expert driver.
Bir tekneyi yapma sürecini açıkladı.He explained the process of building a boat.
O, bir sürü otel işletir.He runs a lot of hotels.
O, gösterişsiz bir hayat sürdü.He led a sober life.
Kısa sürede buradaki iklime alışacaktır.He will soon get used to the climate here.
O, kısa sürede oyuna dönecek.He will return to the game soon.
O gelmeden uzun süre önce değildi.It was not long before he arrived.
O, kısa sürede uzaklaştı.He soon walked away.
O, maraton yarışında onun süresini ölçtü.He timed her in the marathon race.
Kısa sürede soğukkanlılığını geri kazandı.He soon recovered his composure.
O, Roma'ya gitti, orada bir sürü eski binalar gördü.He went to Rome, where he saw a lot of old buildings.
O, arabasını Yokohama'ya sürdü.He drove his car to Yokohama.
Fakirlere sürekli yardım etmeye gayret etti.He has consistently endeavored to help the poor.
O, bir süre burada yaşadı.He lived here for a time.
O, bir süre Londra'da kaldı.He stayed in London for a time.
Sarhoşken araba sürdüğü için cezalandırıldı.He was punished for drunken driving.
Onun iyi bir sürücü olduğunu düşünüyor musun?Do you think he is a good driver?
O kötü bir sürücü.He is a bad driver.
O, sert araba sürer.He drives roughly.
Ben onun iyi bir sürücü olduğunu düşünüyorum.I think he is a good driver.
O, araba sürmede iyidir.He is good at driving.
O, araba sürebilir.He can drive a car.
O, bir sürücü olarak demir yolunda çalışır.He works on the railroad as a driver.
O, sürücü sınavını geçemedi.He failed to pass his driving test.
O, sürekli olarak ülkeyi terk edeceğini söylüyor.He says he is leaving the country for good.
Konuşmasının bir bölümünü unuttu ve bir süre doğaçlama yapmak zorunda kaldı.He forgot part of his speech and had to ad-lib for a while.
Bir şeye uzun süre bağlı kalamaz.He can't stick to anything very long.
Bir şeye asla uzun süre bağlı kalmaz.He never sticks to anything very long.
O, saatlerdir araba sürüyor.He has been driving for hours.
O yıllarca sefil bir hayat sürdürmek zorunda kaldı.He had to lead a miserable life for many years.
O şarkı söylemeyi sürdürdü.He kept singing.
O sürekli şarkı söyledi.He sang and sang.
O bir sürü yabancı pullara sahipti.He has a lot of foreign stamps.
Kısa sürede kendini soğuk havaya alıştırdı.He soon accustomed himself to cold weather.
O, kısa sürede aileye kabul edildi.He was soon accepted into the family.
Dalgalar tarafından kıyıdan denize doğru sürüklendi.He was carried by the waves away from the shore and out to sea.
Bir sürü zorluklardan geçmesi gerekiyordu.He had to go through a lot of hardships.
O sürekli ağladı.He cried and cried.
O parası ile cömerttir ve bir sürü hediyeler alır.He is liberal with his money and buys a lot of presents.
Bir sürü parası olduğunu söyledi.He said that he had a lot of money.
Bankadan bir sürü ödünç para aldı.He borrowed a lot of money from the bank.
O açlık ve yorgunluk yüzünden bayıldı, ancak bir süre sonra kendine geldi.He fainted with hunger and fatigue, but came to after a while.
Kendi ülkesinden sürgün edildi.He was exiled from his own country.
O, pahalı giysiler giyiyor ve bir sürü mücevhere sahip.He wears expensive clothes and owns a lot of jewelry.
Uzun süredir burada bulunmadı.He hasn't been here long.
Nihai bir karar verme sürecindeydi.He was in the process of making a final decision.
Öldüğü güne kadar espri anlayışını sürdürdü.He kept his sense of humor until the day he died.
O, arabasını sürmeme izin vermezdi.He wouldn't allow me to drive his car.
Bir atı nasıl süreceğimizi bize gösterdi.He showed us how to ride a horse.
Bizim varışımızdan kısa bir süre sonra ayrıldı.He left soon after our arrival.
O, bana çok hızlı sürmememi söyledi.He told me not to drive too fast.
Sorunumuza bir cevap öne sürdü.He came up with an answer to our problem.
Bizi uzun süre bekletti.He kept us waiting for a long time.
Arabayı saatte seksen kilometre hızla sürdü.He drove the car at eighty kilometers an hour.
O kendi arabasını sürüyor.He drives his own car.
O, bir bisiklet sürüyor.He is riding a bicycle.
O bisiklet süremez mi?Can't he ride a bicycle?
Bisikletini sabit bir hızda sürdü.He rode his bicycle at a uniform speed.
Araba sürmede oldukça çok deneyimi var.He has quite a lot of experience in driving.