O bana suni teneffüs yaptırdı ve hayatımı kurtardı.She gave me mouth to mouth and saved my life.
Tom Mary'ye suni teneffüs vermeye başladı.Tom started giving Mary CPR.
Suni teneffüsü biliyor musun?Do you know CPR?
Tom, Mary'ye suni teneffüs yaptı.Tom gave Mary mouth-to-mouth.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.When we got there, 20 minutes later, we started CPR on the kid.
Pratik beceriö suni teneffüs yapmak.The practical skill is giving CPR.
Hızlı ve doğru bir suni teneffüs işlemi,... ... hayatta kalma olasılığını 3 katına çıkarır.A quick and accurate act of CPR, increases the probability of survival by 3 times.
Gerçek hayatta, birisi kalbi duran bir hastaya suni teneffüs yaptı.In real life someone gave CPR to someone whose heart stopped.
Onlar da Matthew'a suni teneffüs yapmaya çalıştılar ama boşa çabaladılar.Ellos intentan asesinar a Sanji pero fallan miserablemente.
Onlar da Matthew'a suni teneffüs yapmaya çalıştılar ama boşa çabaladılar.Допитували навіть агентів Моссаду, але було марно.
Onlar da Matthew'a suni teneffüs yapmaya çalıştılar ama boşa çabaladılar.Marianna yritti myös itsemurhaa, mutta selvisi hengissä.
911 ("Acil Servis")'i arar; oradakiler ona suni teneffüs ve kalp masajı yapmasını söyler.911년(효공왕 14년) : 국호를 태봉(泰封)으로, 연호를 수덕만세(水德萬歲)로 개칭하고 궁궐을 증축했다.
Tom Mary'ye suni teneffüs vermeye başladı.Том започна да прави изкуствено дишане на Мери.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.20분 후 도착한 우리는 아이에게 심폐 소생술을 시작했어요.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Als wir 20 Minuten später ankamen, begannen wir sofort mit der Reanimation.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Amikor 20 perccel később odaértünk, elkezdtük újraéleszteni a gyereket.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Când am ajuns acolo, 20 de minute mai târziu, am început resuscitarea cardio-respiratorie a copilului.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Chúng tôi đến đó sau 20 phút, bắt đầu hô hấp nhân tạo cho đứa trẻ.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Cuando llegamos, 20 minutos después, comenzamos la RCP (Reanimación Cardiopulmonar) en el niño.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Dojechaliśmy w 20 minut i rozpoczęliśmy resuscytację dziecka.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Když jsme tam přijeli o 20 minut později, začali jsme s resuscitací.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Ketika tiba di sana, 20 menit kemudian, kami mulai melakukan CPR pada si anak.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Quando chegámos lá, passados 20 minutos, fizemos a reanimação cardiorrespiratória.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Quando siamo arrivati, 20 minuti dopo, abbiamo iniziato la rianimazione sul bambino.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Toen we 20 minuten later arriveerden, begonnen we het kind te reanimeren.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Όταν φτάσαμε εκεί, 20 λεπτά αργότερα, αρχίσαμε να κάνουμε ΚΑΡΠΑ στο παιδί.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Когато пристигнахме, 20 минути по-късно, започнахме със сърдечен масаж.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Мы добрались туда двадцать минут спустя, и начали процедуру сердечно-лёгочной реанимации ребёнка.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.Приїхавши через 20 хвилин, ми почали робити дитині штучне дихання.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.כשהגענו לשם, 20 דקות אחר כך, התחלנו החייאה על הילד.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.عندما وصلنا إلى هناك بعد 20 دقيقة لقد بدأنا بتطبيق الإنعاش القلبي مباشرة على الطفلة
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.その子供に心肺蘇生を始めました 1ブロック先から医者が来て
Gerçek hayatta, birisi kalbi duran bir hastaya suni teneffüs yaptı.Dalam kehidupan nyata, seseorang memberi CPR pada seseorang yang jantungnya berhenti.
Gerçek hayatta, birisi kalbi duran bir hastaya suni teneffüs yaptı.Es gab einmal ein Ereignis, als jemand CPR an einem Patienten anwendete, dessen Herz still gestanden hatte.
Gerçek hayatta, birisi kalbi duran bir hastaya suni teneffüs yaptı.In het echte leven gaf iemand mond op mond beademing aan iemand waarvan de hart is gestopt.
Gerçek hayatta, birisi kalbi duran bir hastaya suni teneffüs yaptı.In realitate cineva trebuie sa faca RCP cuiva in stop cardiac
Gerçek hayatta, birisi kalbi duran bir hastaya suni teneffüs yaptı.I verkliga livet ger en annan CPR till någon som har fått hjärtstopp.
Gerçek hayatta, birisi kalbi duran bir hastaya suni teneffüs yaptı.Nella realtà, qualcuno ha fatto CPR a qualcun'altro il cui cuore si era fermato.
Gerçek hayatta, birisi kalbi duran bir hastaya suni teneffüs yaptı.Trong thực tế, có người làm thao tác phục hồi nhịp tim cho nạn nhân tim đã ngừng đập.
Gerçek hayatta, birisi kalbi duran bir hastaya suni teneffüs yaptı.Zdarzyło się, że ktoś udzielił pierwszej pomocy osobie, u której serce przestało pracować.
Gerçek hayatta, birisi kalbi duran bir hastaya suni teneffüs yaptı.Στην πραγματικότητα κάποιος έκανε τεχνητή αναπνοή σε κάποιον που η καρδιά του είχε σταματήσει.
Gerçek hayatta, birisi kalbi duran bir hastaya suni teneffüs yaptı.Смысл первой помощи - спасти человеческую жизнь.
Gerçek hayatta, birisi kalbi duran bir hastaya suni teneffüs yaptı.قدمي امام اللجنة عملية انقاذ شخص توقف قلبه
Gerçek hayatta, birisi kalbi duran bir hastaya suni teneffüs yaptı.失敗して監獄へ行った人もいるの
Hızlı ve doğru bir suni teneffüs işlemi,... ... hayatta kalma olasılığını 3 katına çıkarır.Een snel en nauwkeurige optreden van mond op mond beademing, verhoogt de kans op overleving met 3 keer zoveel.
Hızlı ve doğru bir suni teneffüs işlemi,... ... hayatta kalma olasılığını 3 katına çıkarır.Eine kurze und genaue Wiederbelebungsmassnahme (CPR), erhöht die Überlebenschance um das 3-fache.
Hızlı ve doğru bir suni teneffüs işlemi,... ... hayatta kalma olasılığını 3 katına çıkarır.En fort och rät CPR. Öka chansen till överlevnad 3 gånger
Hızlı ve doğru bir suni teneffüs işlemi,... ... hayatta kalma olasılığını 3 katına çıkarır.Procedura de RCP este rapida si precisa , creste probabilitatea de supravietuire de 3 ori.
Hızlı ve doğru bir suni teneffüs işlemi,... ... hayatta kalma olasılığını 3 katına çıkarır.Sebuah tindakan cepat dan akurat CPR, meningkatkan peluang untuk menghidupkan kembali dengan 3 kali.
Hızlı ve doğru bir suni teneffüs işlemi,... ... hayatta kalma olasılığını 3 katına çıkarır.Szybkie i dokładne wykonanie CPR zwiększa prawdopodobieństwo przeżycia do 3 razy.
Hızlı ve doğru bir suni teneffüs işlemi,... ... hayatta kalma olasılığını 3 katına çıkarır.Thao tác phục hồi nhịp tim nhanh và chính xác, làm tăng khả năng sống sót đến 3 lần.
Hızlı ve doğru bir suni teneffüs işlemi,... ... hayatta kalma olasılığını 3 katına çıkarır.Un acte rapide et précis de réanimation cardio-pulmonaire, augmente la probabilité de survie par trois.
Hızlı ve doğru bir suni teneffüs işlemi,... ... hayatta kalma olasılığını 3 katına çıkarır.Un veloce e accurato atto di CPR, aumenta le probabilità di sopravvivere di 3 volte.
Hızlı ve doğru bir suni teneffüs işlemi,... ... hayatta kalma olasılığını 3 katına çıkarır.Μια γρήγορη και ακριβή πράξη της τενητής αναπνοής, αυξάνει την πιθανότητα επιβίωσης κατά 3 φορές.
Hızlı ve doğru bir suni teneffüs işlemi,... ... hayatta kalma olasılığını 3 katına çıkarır.Быстрота и аккуратнось, увеличивают вероятность выживания в 3 раза.
Hızlı ve doğru bir suni teneffüs işlemi,... ... hayatta kalma olasılığını 3 katına çıkarır.بسرعه قومي بعملية الانقاذ يزيد من احتمال البقاء على قيد الحياة بنسبة 3 مرات.
Hızlı ve doğru bir suni teneffüs işlemi,... ... hayatta kalma olasılığını 3 katına çıkarır.患者の蘇生率を3倍にも高めるけれど 間違えれば患者が死亡する事もあるわ
Pratik beceriö suni teneffüs yapmak.Den praktiska delen är att ge första hjälpen.
Pratik beceriö suni teneffüs yapmak.De praktische vaardigheid is mond op mondbeademing.
Pratik beceriö suni teneffüs yapmak.Keterampilan praktis adalah memberikan CPR (cardiopulmonary resusitacion).