Ana içeriğe geç
Sözlük

suda ile cümle

suda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Miquelon IslandCity in SudanMiquelon IslandCity in Sudan
Miquelon IslandCity in SudanMiquelon IslandCity in Sudan
Miquelon IslandCity in SudanMiquelon IslandCity in Sudan
Miquelon IslandCity in SudanMiquelon IslandCity name (optional, probably does not need a translation)
Miquelon IslandCity in SudanMiquelon IslandCity name (optional, probably does not need a translation)
Miquelon IslandCity in SudanMiquelon IslandCity name (optional, probably does not need a translation)
Miquelon IslandCity in SudanMiquelonönCity in Sudan
Miquelon IslandCity in SudanWyspa MiquelonCity in Sudan
Miquelon IslandCity in SudanΝήσος ΜίκελονCity name (optional, probably does not need a translation)
Miquelon IslandCity in SudanМикелонCity name (optional, probably does not need a translation)
Miquelon IslandCity in SudanОстрів МікелонCity in Sudan
Miquelon IslandCity in SudanФорд АйлъндCity name (optional, probably does not need a translation)
Miquelon IslandCity in Sudanミクロン島City in Sudan
Nefesim kesilmişti. Sonra boğulmaya başladım, ve ardından suda kusmaya başladım.J'avais le souffle coupé. et j'ai commencé à m'étouffer, ce qui m'a rapidement conduit à vomir dans l'eau.
Ne yapılması gerektiğini biliyoruz. Sudan Hükümeti askeri eylemlerini durdurmalı, hava bombardımanları dahil.수단 정부는 공중 폭격을 포함한 군사 행동을 중단하여야 합니다.
Ne yapılması gerektiğini biliyoruz. Sudan Hükümeti askeri eylemlerini durdurmalı, hava bombardımanları dahil.צריך לקרות. ממשלת סודן צריכה להפסיק את פעולותיה הצבאיות,‏
Ne yapılması gerektiğini biliyoruz. Sudan Hükümeti askeri eylemlerini durdurmalı, hava bombardımanları dahil.أن يحدث، يجب على حكومة السودان وقف أعمالها العسكرية
Ne yapılması gerektiğini biliyoruz. Sudan Hükümeti askeri eylemlerini durdurmalı, hava bombardımanları dahil.空爆を含む軍事活動を中止しなければならない 救命支援員受け入れへ道を開かなくてはならない
Norveç'te milyonlarca balığın sudaki oksijen yetersizliğinden ötürü öldüğünü gazetelerde gördük.노르웨이에서 수백만의 물고기떼가 죽었다는 기사를 보고 의문이 들었습니다. 수중에 부족한 산소가 문제가 아니었을까.
Norveç'te milyonlarca balığın sudaki oksijen yetersizliğinden ötürü öldüğünü gazetelerde gördük.láthattuk az újságban, hogy halak milliói pusztultak el Norvégiában. Oxigénhiány a vízben.
Norveç'te milyonlarca balığın sudaki oksijen yetersizliğinden ötürü öldüğünü gazetelerde gördük.lemos nos jornais que milhões de peixes morreram na Noruega. Falta de oxigénio na água.
Norveç'te milyonlarca balığın sudaki oksijen yetersizliğinden ötürü öldüğünü gazetelerde gördük.We lazen in de kranten over de massale vissterfte in Noorwegen. Gebrek aan zuurstof in het water.
Norveç'te milyonlarca balığın sudaki oksijen yetersizliğinden ötürü öldüğünü gazetelerde gördük.ראינו בעיתונים מיליוני דגים שמתו בנורבגיה. עקב חסר חמצן במים.
Norveç'te milyonlarca balığın sudaki oksijen yetersizliğinden ötürü öldüğünü gazetelerde gördük.رأينا في الصحيفة أن الملايين من الأسماك ماتت في النرويج. بسبب نقص الأوكسجين في المياه.
Norveç'te milyonlarca balığın sudaki oksijen yetersizliğinden ötürü öldüğünü gazetelerde gördük.ノルウェーで数百万匹の魚が 死んだという記事を読んだ時です 水中の酸素が不足したことが死因でした それでこんなことを考えたのです
O da suda çözünmüş.Anch'essa in soluzione acquosa.
O da suda çözünmüş.C'est aussi en solution aqueuse
O da suda çözünmüş.Die is ook in de waterige oplossing.
O da suda çözünmüş.Ez is vizes oldatban van.
O da suda çözünmüş olarak var.Anche lui in soluzione acquosa.
O da suda çözünmüş olarak var.A ten je také ve vodném roztoku.
O da suda çözünmüş olarak var.C'est également en solution aqueuse
O da suda çözünmüş olarak var.En die is ook in de waterige oplossing.
O da suda çözünmüş olarak var.És ez is vizes oldat.
O da suda çözünmüş olarak var.On też jest w środowisku wodnym.
O da suda çözünmüş olarak var.Και αυτό μέσα στο υδατικό διάλυμα.
O da suda çözünmüş olarak var.І це також у водному розчині
O da suda çözünmüş olarak var.و هذا ايضا في محلول مائي
O da suda çözünmüş.To je také vodný roztok.
O da suda çözünmüş.Wszystko w środowisku wodnym.
O da suda çözünmüş.Πάλι σε υδατικό διάλυμα.
O da suda çözünmüş.ايضا على شكل محلول مائي
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.1.5마일 정도 되는 깊이의 깊은 해양에서 거의 끓는 물의 온도에 삽니다.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.A mély óceánban él, körülbelül másfél mérföld mélységben, majdnem forrási hőmérsékleten.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Dia hidup di laut dalam, pada kedalaman sekitar 2.4 km, hampir mendekati suhu air mendidih.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Er lebt in der Tiefsee, ungefähr ein-einhalb Meilen tief, bei nahezu kochenden Wassertemperaturen.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Het leeft in de diepzee, ongeveer 2,5 kilometer diep, bij kokend hete temperaturen.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Il vit au fond des océans, vers 2500m de profondeur, dans des températures de près de 100°C.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Se on syvänmeren eläjä, esiintyy noin 2,5 km syvyydessä, lähes kiehuvan veden lämpötilassa.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Vive nell'oceano profondo, a circa 2500 metri di profondità alla temperatura di ebollizione dell'acqua.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Vive no oceano profundo, a cerca de 3 km de profundidade, a temperaturas perto da ebulição da água.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Żyje w głębi oceanu, ponad 2 kilometry pod powierzchnią, w temperaturze bliskiej wrzenia.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Ζει στον βαθύ ωκεανό, σε περίπου ενάμιση μίλι βάθος, σε σχεδόν θερμοκρασία βρασμού.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Той живее в дълбоката част на океана, на почти 2,4 километра дълбочина, при почти вряща температура на водата.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.הוא גר באוקיינוס העמוק בעומק שני ק"מ וחצי בערך בטמפרטורה של כמעט רתיחת מים
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.إنه يعيش في أعماق البحار، على عمق حوالي ميل ونصف تقريباً في درجة حرارة غليان الماء.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.熱湯に近い水温の中で 生息しています この生物種は二酸化炭素を
olduğu halde tamamen bir baz olmak zorunda değil. Bu sudan daha az baz.a klórnak - idézőjelben konjugált bázisa a HCl-nak- nem szükséges, hogy ez bázikust jelent.
olduğu halde tamamen bir baz olmak zorunda değil. Bu sudan daha az baz.chloru, je to konjugovaná báze HCl, což nutně neznamená, že je zásaditý.
olduğu halde tamamen bir baz olmak zorunda değil. Bu sudan daha az baz.een geconjugeerde base van HCL, dat betekent niet dat het basisch is.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod