Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.Kurkku, vaikkakin omasta mielestäni pelkkää vettä, kelpaa niille ihan mainiosti.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.Mặc dù thực sự thì dưa leo chỉ có nước, theo quan điểm của tôi, nhưng dưa leo thì hoàn toàn ổn với chúng.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.Ogórek, mimo że składa się głównie z wody, jest dla nich prawdziwą nagrodą.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.Portanto o pepino, embora na minha opinião seja só água, o pepino está bom para eles.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.Quindi, cetrioli, anche se secondo me non sono altro che acqua, ma i cetrioli per loro sono l'ideale.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.Så agurk, selvom det efter min mening bare er vand, men agurk er helt fint for dem.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.Så gurka, även om det i min mening endast är vatten, men gurka är gott nog för dem.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.Takže uhorka, aj keď je to podľa môjho názoru len samá voda, ale uhorka im úplne stačí.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.Torej kumarica, ki je po mojem mnenju samo voda, je za njiju povsem v redu.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.Za okurku, i když podle mě je to jen voda, ale podle nich je dokonale vhodná.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.Αγγούρι λοιπόν, αν και κατά τη γνώμη μου είναι σκέτο νερό, αλλά το αγγούρι είναι τέλειο για αυτούς.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.Краставицата, въпреки че според мен това е само вода, е идеална за тях.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.Огурец, который является всего-навсего водой, прекрасно их удовлетворяет.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.Отож, огірок. Хоча це, на мою думку, всього лиш вода, огірок їх чудово влаштовує.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.אז מלפפון, (למרות שלדעתי זה סתם מים), אבל מלפפון זה בסדר גמור עבורם.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.وبالتالي فالخيار وعلى الرغم من أنه مجرد ماء في نظري، لكن الخيار جيد جدا بالنسبة لهم.
Bana sorarsanız sudan başka bir şey olmayan salatalık onlar için yeterli.彼らにとっては 最高のご褒美なのでしょう ここで 片方だけにブドウを与えます
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""Misschien had de olifant wel een voorouder in het water."
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""Bien, tal vez el elefante tuvo un antepasado acuático".
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""Elefanten har måske en akvatisk forfader."
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""Gut, vielleicht hatte der Elefant einen aquatischen Vorfahren."
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""Kanske hade elefanten en förfader som levde i en vattenmiljö."
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""음, 아마 코끼리는 수생 조상이 있을 거야"라고 했죠.
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""l'éléphant a peut-être eu un ancêtre aquatique."
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""Magari gli elefanti avevano un antenato acquatico."
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""Może ich przodkiem jest gatunek wodny?"
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""No, možná měl slon vodní předky."
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""Nos, talán az elefántnak volt egy vízben élő egy őse."
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""Păi, poate că elefantul are un strămoș acvatic."
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""Talvez o elefante tenha tido um antepassado aquático."
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""Ίσως και ο ελέφαντας να είχε έναν υδρόβιο πρόγονο".
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""Добре, може би слона е имал морски предци."
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""Тогда, возможно, у слона был водный предок".
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""אולי גם לפיל היה אב קדמון ימי."
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı.""ربما قد كان للفيلة اسلاف مائية"
"Belki de fillerin de suda yaşayan bir atası vardı."大笑いされました
Bilirsiniz, zamanın başlangıcında dünya sudan oluşuyordu.In het begin der tijden was de aarde een watervlakte.
Bilirsiniz, zamanın başlangıcında dünya sudan oluşuyordu.여러분이 아시는 것처럼 예전에 땅은 바다였죠.
Bilirsiniz, zamanın başlangıcında dünya sudan oluşuyordu.Saben que, al comienzo de los tiempos, la tierra era una extensión de agua.
Bilirsiniz, zamanın başlangıcında dünya sudan oluşuyordu.Sapete, all'inizio dei tempi, la terra era una distesa di acqua.
Bilirsiniz, zamanın başlangıcında dünya sudan oluşuyordu.Știți că la începuturile vremii, Terra era o întindere de apă.
Bilirsiniz, zamanın başlangıcında dünya sudan oluşuyordu.Vous savez que, au début des temps, la terre était une étendue d'eau.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.Hanno ronzato anche per me in acqua.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.Ich bin im Wasser schon angeschnarrt worden.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.Ik ben zelf ook wel eens 'gebuzzed' in het water. (Gelach)
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.I ved, jeg er blevet brummet under vandet.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.사실은 저도 물 속에서 진동을 받아본 적이 있답니다.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.On m'a déjà tourné autour sous l'eau, vous savez.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.Sabem, já fui assobiada dentro de água.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.Știți, și eu am fost zbârnâită în apă.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.Také to na mě zkoušeli ve vodě.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.Tak między nami, zostałam "wybrzęczona" w wodzie.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.Thú vị là, tôi cũng bị tán tỉnh khi ở dưới nước đấy.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.Viete, aj mňa sa takto vo vode pomocou vibrácií dotkli.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.Ξέρετε, με έχουν βομβίσει στο νερό.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.Ви знаєте, самці клацали мені у воді.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.Мне даже удалось испытать это на себе.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.שתדעו, קיבלתי זמזומים במים.
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.أتعلمون, كنت أصدر طنيناً في المياه
Biliyor musunuz, suda vızıltıya maruz kaldım.(笑)