Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Úszni nem tud, mert ahhoz túl nehéz.
Bunun dışında Sudanlı mültecilerle buluşmak için Mısır'a gitti.Egyesíteni szerette volna Egyiptomot Szudánnal.
Bazen kılıcı suya vurunca suda yol açılır.De egyszer a golyó véletlenül beleesik a vízbe.
Bazı kuşlar batıya doğru giderek Sudan'ın batısına, Çad'a ve Nijerya'ya kadar ulaşabilirler.Néhányan Nyugat-Szudántól és Csádtól nyugatra fordulnak, és elérik Nigériát.
Michael'ın dikkati tuvaletten sızan sudaydı.Ekkor kopog Michael a WC-n.
Suda çözünmez.Vízben nem oldódik.
Genellikle suya yakın durur ve yüzmeyi, suda dolaşmayı sever.Nagyon szereti a vizet, általában vízközelben tartózkodik.
Akki beni sudan çıkardı, kendi oğlu gibi büyüttü beni. "Káin "várost épített, és azt fiáról Hénochnak nevezte."
2003'te Çad'ın komşusu Sudan'daki Darfur bölgesindeki çatışmalar Çad'a sızdırıldı.2003: kezdetét veszi a dárfúri konfliktus a szudáni-csádi határon.
Diğer deneylerde ise kurbağaların yavaşça ısıtılan sudan kaçmaya çalışmadıkları sonucuna varıldı.A harmadik teszt azokat zárta ki, akik nem voltak elég kitartó úszók.
1 Ocak 1944, Hosh Bannaga), Sudan devlet başkanı ve Ulusal Kongre Partisi'nin lideri.1944. január 1. –) Szudán elnöke, a Nemzeti Kongresszusi Párt irányítója.
Ertesi yılda Copa Sudamericana'yı kazanma başarısını göstermiştir.A következő évben kárpótolta magát egy Copa Américával.
Omdurman (Arapça: أم درمان - Umm Durman), Sudan'ın Hartum Eyaleti'nde şehir.Omdurmán (arab nyelven: أم درمان) Szudán legnagyobb városa, Kartúm államban.
Çünkü her ikisi de tamamen suda erimektedirler.Mindkettő teljesen édesvízi életmódú.
Çok nadiren sudan sıçrama hareketi yaparlar.Nappal ritkán merészkedik ki a mocsárból.
Suda ve alkolde çözünür.Oldódik vízben és alkoholban.
1(*) Copa Libertadores ve Copa Sudamericana baz alınmıştır.Copa América), valamint Copa Libertadores és Copa Sudamericana klubmérkőzést vezetett.
Böylece suda çözünmeyen LiCO3 elde edilir.A bizmut-trioxid vízben nem oldódik.
Hatta bazen suda yüzen bir fareyi bile kaptığı izlenmiştir.Sőt, néha zsákmányát is üldözi a szárazon.
Suda bekletmek gereklidir.)Csak időszakosan van vízkifolyása.)
Suda yemek yer, ürer ve uyur.Párban él, csapatosan alszik és táplálkozik.
Sudan çok korkar.Fél a víztől.
Ayrıca ülke ismi olan Sudan Arap dilinde siyah renk anlamına gelmektedir.A folyó neve ukrán nyelven feketét jelent.
Bazı türleri sadece tatlı suda yaşarlar.Többségük csak az édesvízben ívik.
Aynı şekilde Sudan'da Uluslararası Afrika Üniversitesinde yüksek lisans eğitimi aldı.Emellett a Strasbourg-i Egyetemen nemzetközi összehasonlító jogot hallgatott.
Karada yaşayıp suda avlanır.Nagy rajokban él és vadászik.
Lanetli Samara sudan korkmaktadır.A gyűlölködés szelleme Sátántól ered.
Göller ve nehirler çeşitli balık, kuş ve suda yaşayan memeliler ile doluydu.A folyók és a tavak hallal, madarakkal és vízi emlősökkel látták el őket.
O suda küçük bir bot ile denize açılıyor.Egy kicsike csónakon vitorlázik a vízen.
Siddig, Sudan'da doğdu ama hayatını İngiltere'de geçirdi.Siddig syntyi Sudanissa, mutta on elänyt suurimman osan elämästään Englannissa.
Güney Sudan Cumhuriyeti 167.Etelä-Sudanin tasavalta 167.
1952), Güney Sudan Cumhuriyetinin ilk Başkan Yardımcısıdır.1953) on Etelä-Sudanin entinen varapresidentti.
Güney Sudan'ın bağımsızlığı 9 Temmuz 2011'de resmî olarak ilan edildi.Maa itsenäistyi Sudanista 9. heinäkuuta 2011.
Mistura, BM'de ilk görevine 1971'de Sudan'da Dünya Gıda Programı sorumlusu olarak başladı.Vuonna 1971 de Mistura aloitti uransa YK:ssa Maailman ruokaohjelman virkailijana Sudanissa.
1 Ocak 1944, Hosh Bannaga), Sudan devlet başkanı ve Ulusal Kongre Partisi'nin lideri.1. tammikuuta 1944 Hosh Bonnaga) on Sudanin nykyinen presidentti.
Bu arada Sudan'dan getirilmişi siyahi kölelere de önemli mevkiler verdi.Sen kautta kuljetettiin erityisesti Sudanista tuotuja mustia orjia.
16 Nisan 1985, Wau), Güney Sudan asıllı Britanyalı profesyonel basketbolcu.16. huhtikuuta 1985 Wau) on sudanilaissyntyinen englantilainen koripalloilija.
1920 yılında Fransız Sudanı koloni bölgesi yeniden oluşturulmuştur.Vuonna 1920 alue nimettiin jälleen Ranskan Sudaniksi.
Zamanlarının çoğunu yüzerek, suda yiyecek arayarak ve dipte yetişen bitkileri yiyerek geçirirler.Se vietti suurimman osan ajastaan veden alla ruokaa etsimässä.
Suda ve etanolde oldukça iyi çözünür..Se liukenee hyvin veteen ja etanoliin.
Sudan, Ocak 1956'da bağımsızlığını kazandı.Sudan itsenäistyi 1956.
1985 yılında Güney Sudanlı isyancılara katıldı.Etelä-Afrikan turvallisuuspoliisi murhasi heidät vuonna 1985.
Suda az çözünüp sarı bir çözelti oluşturur.Jodi liukenee hieman veteen muodostaen keltaisen liuoksen.
Sağlık sorunlari olan kişilerin çok sıcak suda yıkanmaları tehlikelidir.Vaatteisiin pesiytyneet punkit kuolevat riittävän kuumassa vesipesussa.
Arap ülkeleri içerisinde Fas, Mısır, Sudan ve Cezayir'den sonra dördüncü kalabalık nüfusa sahip ülkedir.Marokko on väkiluvultaan maailman neljänneksi suurin arabimaa Egyptin, Sudanin ja Algerian jälkeen.
Çünkü her ikisi de tamamen suda erimektedirler.Esimerkiksi te kummatkin uskotte, että vesi on märkää.
Sülfatları suda hemen hemen hiç erimez.Paalut ovat lahonneet vedessä vain vähän.
Su aygırları, suda bir hayata çok iyi uyum sağlamışlardır.Vesipäästäinen on sopeutunut hyvin vesielämään.
Oksijenin sudaki çözünürlüğü 0 °C'de 14,6 mg/L'dir.Aineen liukoisuus veteen on 34,6 mg/l.
Suda çok güçlü olmasıyla beraber karada da bir o kadar güçlüdür.Lisäksi vedessä he ovat tuplaten vahvempia.
Hindistan, Güney Sudan'ın bağımsız bir devlet olduğu gün 9 Temmuz 2011'de Güney Sudan'ı tanıdı.Etelä-Sudan itsenäistyi 9. heinäkuuta 2011 Sudanista, joka samana päivänä tunnusti sen itsenäisyyden.
Sudan'dan köle getirilmesini yasaklayarak köle ticaretini durdurma çabası da başarısızlığa uğradı.Said yritti myös puuttua orjakauppaan kieltämällä orjien tuonnin Sudanista.
Bayrak daha önce Sudan Halkın Özgürlük Ordusu/Hareketi tarafından da kullanılmıştır.Lippu on maan vapautusliikkeen (Sudan People's Liberation Army, SPLA) entinen tunnus.
Sudaki çözeltisi zayıf asittir.Toisaalta tunkeutuminen veteen on heikkoa.
Babası Enver Muhammed El Sedat, Yukarı Mısırlıydı ve annesi Sit El Berain, babasından tarafından Sudanlıydı.Sadatin isä Anwar Mohammed El Sadat oli yläegyptiläinen ja äiti Sit Al-Berain oli sudanilaissyntyinen .
9 Ocak — Güney Sudan'da bağımsızlık referandumu yapıldı.9. heinäkuuta – Etelä-Sudan itsenäistyi.
Nitrojen ise kirletme etkisi en ciddi ve sudan en ayrışması zor maddedir.Narsistinen häiriö eli minävaurio on vakavin itsetunnon häiriö.
Eşler birbirlerine sarılarak saatlerce suda sürüklenir.Naiset huudetaan kuljetettavaksi yksi kerrallaan.
Libya ve Sudan üniversitelerinde okudu.Hän opiskeli Soulissa ja Haagissa.
Toksinler suda erirler.Mannitoli liukenee veteen.