su ile cümle

su kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, bir süre Londra'da kaldı.He stayed in London for a time.
Sarhoşken araba sürdüğü için cezalandırıldı.He was punished for drunken driving.
Ben onun yalan söylediğinden şüpheliyim.I suspect that he is lying.
Onun iyi bir sürücü olduğunu düşünüyor musun?Do you think he is a good driver?
O kötü bir sürücü.He is a bad driver.
O, sert araba sürer.He drives roughly.
Ben onun iyi bir sürücü olduğunu düşünüyorum.I think he is a good driver.
O, araba sürmede iyidir.He is good at driving.
O, araba sürebilir.He can drive a car.
O, bir sürücü olarak demir yolunda çalışır.He works on the railroad as a driver.
O, sürücü sınavını geçemedi.He failed to pass his driving test.
O, sürekli olarak ülkeyi terk edeceğini söylüyor.He says he is leaving the country for good.
Konuşmasının bir bölümünü unuttu ve bir süre doğaçlama yapmak zorunda kaldı.He forgot part of his speech and had to ad-lib for a while.
Konuşmasının ortasında sustu.He broke off in the middle of his speech.
O, şu sarı evde yaşıyor.He lives in that yellow house.
O, korkaklıkla suçlandı.He was accused of cowardice.
Bir şeye uzun süre bağlı kalamaz.He can't stick to anything very long.
Bir şeye asla uzun süre bağlı kalmaz.He never sticks to anything very long.
O, saatlerdir araba sürüyor.He has been driving for hours.
O yıllarca sefil bir hayat sürdürmek zorunda kaldı.He had to lead a miserable life for many years.
O, çiçekleri yaz aylarında her gün sular .He waters the flowers every day in summer.
O, hizmetçiye odasını süpürttü.He had the maid sweep his room.
O şarkı söylemeyi sürdürdü.He kept singing.
O sürekli şarkı söyledi.He sang and sang.
Güvenimizi suistimal etti.He abused our trust.
İstifasını şirket politikasına itiraz ederek sundu.He submitted his resignation in protest of the company's policy.
O bir deniz subayı olarak bir görev aldı.He has received a commission as a naval officer.
O bir sürü yabancı pullara sahipti.He has a lot of foreign stamps.
Kısa sürede kendini soğuk havaya alıştırdı.He soon accustomed himself to cold weather.
O, kısa sürede aileye kabul edildi.He was soon accepted into the family.
Şüphesiz o, sınavda başarılı olacak.He will without doubt succeed in the exam.
O, bir hata yapmaktan suçluydu.He was guilty of making a mistake.
Dalgalar tarafından kıyıdan denize doğru sürüklendi.He was carried by the waves away from the shore and out to sea.
Bir sürü zorluklardan geçmesi gerekiyordu.He had to go through a lot of hardships.
O, görevini ihmal etmekle suçlandı.He was blamed for neglect of duty.
O sürekli ağladı.He cried and cried.
Geçen şubat ayından beri bize yazmadı.He has not written to us since last February.
O, bir suç ortağı olarak düşünüldü.He was considered an accomplice.
Hırsızlık suçundan tutuklandı.He was arrested on the charge of burglary.
Soygun suçlamasıyla hapisteydi.He was in prison on a charge of robbery.
O parası ile cömerttir ve bir sürü hediyeler alır.He is liberal with his money and buys a lot of presents.
Bir sürü parası olduğunu söyledi.He said that he had a lot of money.
Bankadan bir sürü ödünç para aldı.He borrowed a lot of money from the bank.
O açlık ve yorgunluk yüzünden bayıldı, ancak bir süre sonra kendine geldi.He fainted with hunger and fatigue, but came to after a while.
O, suçunu asla itiraf etmeyecektir.He will never admit his fault.
O şu anda bir dairede yaşıyor.He is living in an apartment at present.
Şu andaki işinden hoşlanıyor gibi görünüyor.It seems that he likes his present job.
Şu anda hastanededir.He is in the hospital at present.
Kendi ülkesinden sürgün edildi.He was exiled from his own country.
O, çayına biraz şeker ve süt kattı.He added a little sugar and milk to his tea.
O çayına biraz şeker ve süt ekledi.He added a little sugar and milk to his tea.
O, pahalı giysiler giyiyor ve bir sürü mücevhere sahip.He wears expensive clothes and owns a lot of jewelry.
O şu anda çok somurtkan.He is very sullen now.
Uzun süredir burada bulunmadı.He hasn't been here long.
O şu anda burada çalışmıyor fakat burada çalışırdı.He doesn't work here now, but he used to work here.
O şu anda başka bir telefonda.He is on another phone at the moment.
O şu ana kadar yaşamış büyük bir müzisyendir.He is as great a musician as ever lived.
O şu ana kadar yaşamış cesur bir insandır.He is as brave a man as ever lived.
O, şu ana kadar gördüğüm en büyük kaşlara sahip.He's got the biggest eyebrows I've ever seen.
Şu ana kadar yaşamış en büyük şarkıcıdır.He is the greatest singer that ever lived.

İlgili Sayfalar