suça ile cümle
suça kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Az daha bir suça bulaşacaktım.I came near to getting involved in a crime.
Onun suça karıştığını duydum.I heard of his involvement in crime.
Suça katıldığını inkar etti.He denied having taken part in the crime.
Onun suça karıştığı belliydi.Her implication in the crime was obvious.
O, suça tanık oldu.She witnessed the crime.
Ceza suça orantılı olmalı.The punishment should be proportionate to the crime.
Kamuoyunun örgütlü suça olan hayranlığı çok rahatsız edicidir.The public's fascination with organized crime is very disturbing.
Tom ciddi bir suça karıştırıldı.Tom was involved in serious crime.
Tom suça tanık oldu.Tom witnessed the crime.
Cezalar suça uymalıdır.The punishment must fit the crime.
Fadıl bu korkunç suça karıştı.Fadil got involved in this horrific crime.
Fadıl'ı suça bağlayan hiçbir kanıt yoktu.There was no evidence connecting Fadil to the crime.
İpucu, polisi canavarca bir suça götürdü.The tip led the police to a monstrous crime.
Sami, Leyla'yı suça yöneltti.Sami influenced Layla into crime.
Sami, suça herhangi bir müdahil olmayı reddetti.Sami denied any involvement in the crime.
Sami suça şahit olmadı.Sami didn't witness the crime.
Sami suça izin verdi.Sami permitted the crime.
Yanni, suça yabancı değil.Yanni is no stranger to crime.
"İsrail'in Şucaiyye katliamı"."Israel Massacre".
Görgü tanıkları bir suça tanıklık ettikten sonra olay sonrası bilgileriyle karşılaşabilirler.Eyewitnesses can encounter post-event information after witnessing a crime.
Küstahlığın, çok açık şekilde insanlarını suça ve yıkıma sürüklediği görülür.The arrogant are seen visibly leading their people into crime and destruction.
Bu katliamdan; Ferruhzad, İbrahim ve Şücâ adlı şehzadeler kurtulabildi.He witnessed the battle between the ancient, evil Master Org and Animus (a force for good).
Şucaiye'de yirmi sivil, Hamas'a karşı protesto yaparken öldürüldü.Twenty civilians from Shuja'iyya were killed while protesting against Hamas.
Kısas ilkesi temelde bir şahsın işlediği suça eşdeğer şekilde cezalandırılması esasına dayanır.In other words, the prisoner in question must be only partially accountable for his actions.
McReary ailesinin suça bulaşmamış tek üyesidir.McReynolds's rudeness was not confined to colleagues on the Court.
Mala zarar verme, kavga, suça karışma.Damage, fight, criminal charges...
Bu benim için şanslı bir andı, çünkü insanlar 'Grafiti suça giden yol' dediklerinde..That was a moment of luck for me, so when people are "Oh, graffiti is a gateway to crime"
Başkalarının suça ortak olmasına dayalı bir iş alanı inşa ettiler.They have a built a business based on other people committing crimes.
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""The Court of Appeal considers the defendants' contribution proven."
Mesela Nixon döneminde sosyal histeri suça odaklanmıştı.Crime, in Nixon's time crime was the big social hysteria issue.
Ve çevrimiçi suçluları suça iten nedenleri anlamak çok zor değil.And the motives of online criminals are very easy to understand.
Hergün izlediğimiz ikinci büyük saldırgan grubunu suça iten neden para değil.The second major group of attackers that we are watching today are not motivated by money.
Bir suça kurban gideceğinden haberi yok.She doesn't realize she's about to become a victim of crime.
Şu bir gerçek ki, suça batmış olanlar, iman sahiplerine gülerlerdi.The sinners indeed laughed at believers
Bu Şucaiyye'de idi: pic.twitter.com/Wuz8n39MMP — Max Blumenthal (@MaxBlumenthal) 16 Ağustos, 2014This was in Shujaiya: pic.twitter.com/Wuz8n39MMP — Max Blumenthal (@MaxBlumenthal) August 16, 2014
Suça polis bakar, ordu değil.Crime is addressed by the police, not the military.
İki bakan ayrıca, organize suça karşı sınır ötesi işbirliğini hızlandırma kararı da aldı.They also agreed to step up cross-border co-operation against organised crime.
Suça yardım etmekle suçlanan Aleksandar Mediç'e beş yıl hapis cezası verildi.Aleksandar Medic, charged with assisting in the crime, was sentenced to five years.
Miloşeviç'in karısı Mira Markoviç ise suça ortaklıkla suçlandı.Milosevic's wife, Mira Markovic, was charged with incitement.
FBI, Balkanlardaki Organize Suça Ağırlığını KoyduFBI Weighs in on Balkan Organised Crime
Bir diğer yüzde 16,5'lik bir kesimse suça işaret etti.Another 16.5 per cent listed crime.
İki yetkili çifte vergilendirmeyi önleme ve suça karşı işbirliği konulu anlaşmalar imzaladı.The two officials signed agreements on double taxation avoidance and on co-operation against crime.
Yoksul kesimde, hastalıktan suça, yolsuzluktan radikalliğe her türlü sorun daha yoğun yaşanır.Everything sticks to poor people: disease, crime, corruption and extremism.
Cinciç suikastı davası Sırbistan'da organize suça karşı açılan ilk davaydı.The Djindjic murder trial was the first against organised crime in Serbia.
Sırbistan ve Karadağ organize suça karşı güçlerini birleştirdilerSerbia, Montenegro join forces against organised crime
Sırbistan'ın özel görev gücü organize suça karşı harekete geçti. [Reuters]Serbia's special task force in action against organised crime. [Reuters]
Bu, anarşi ve organize suça doğru atılmış bir geri adım olur.This would be a step back towards anarchy and organised crime.
Rama, "Haksız rekabetten suça kadar bütün yönleri değerlendiriyoruz." dedi."We are evaluating several directions; from dishonest competition to a criminal act," Rama said.
Organize suça karşı düzenlenen operasyon kapsamında Zagreb'e 250 polis memuru daha gönderildi.An additional 250 policemen have gone to Zagreb as part of the crackdown on organised crime.
"Bunu, suça karışanların etnik kökeninden bağımsız olarak yapacağız.""We will do this regardless of the ethnicity of those involved in the crime."
Mustafa, serbest vize uygulaması için ve organize suça karşı mücadele sözü de verdi.He has also vowed to fight for visa liberalisation and against organised crime.
Sırbistan'da Suça Karşı Sıkı ÖnlemlerCrackdown on Crime in Serbia Opens Doors
Başbakan, "Bu artık yalnızca organize suça karşı verilen bir savaş değil," dedi."This is no longer merely a fight against organised crime," said the prime minister.
Makedonya ve Kosova suça karşı omuz omuzaMacedonia, Kosovo fight crime together
Yetkili, "Hırvatistan'ın organize suça karşı sıfır toleransı olması gerektiği açıktır."It is clear that in Croatia we must have zero tolerance of organised crime.
Suça olan bu artan ilgi, popüler gerçek suç podcast'lerine bağlanıyor. [1]This increased interest in crime is attributed to popular true crime podcasts.[30]
Dedektif Seo Do-cheol, konu suça geldiğinde sert ve acımasızdır.Detective Seo Do-cheol is tough and merciless when it comes to crime.
Resmi sapma, toplum içinde var olan kuralların, yasaların çiğnenmesi ile oluşan suça denir.Formal deviance can be described as a crime, which violates laws in a society.
Kural, cezanın suça tam olarak eşit olmasıydı.The simplest example is the "eye for an eye" principle.
Suçatı, Kahramanmaraş ilinin Onikişubat ilçesine bağlı bir mahalledir.Der König liegt klagend über dem Kadaver seines Lieblingspferdes.