Diyebilirisiniz ki, "Gerçekten bu kadar spesifik olabilir misiniz?Potreste chiedervi: "Davvero si può essere così specifici?
Diyebilirisiniz ki, "Gerçekten bu kadar spesifik olabilir misiniz?Şi aţi putea spune, "Poţi fi chiar aşa de specific?
Diyebilirisiniz ki, "Gerçekten bu kadar spesifik olabilir misiniz?Smo res lahko tako natančni?
Diyebilirisiniz ki, "Gerçekten bu kadar spesifik olabilir misiniz?Und Sie könnten sagen: "Kann man es wirklich so genau machen?
Diyebilirisiniz ki, "Gerçekten bu kadar spesifik olabilir misiniz?Vous pourriez dire: "Peut-on vraiment être précis à ce point ?
Diyebilirisiniz ki, "Gerçekten bu kadar spesifik olabilir misiniz?Y se deben preguntar: "¿Puedes ser realmente así de específico?
Diyebilirisiniz ki, "Gerçekten bu kadar spesifik olabilir misiniz?Και μπορεί να πείτε, "Μπορείς να γίνεις τόσο συγκεκριμένος;
Diyebilirisiniz ki, "Gerçekten bu kadar spesifik olabilir misiniz?Бихте казали "Можем ли да постигнем такава точност?"
Diyebilirisiniz ki, "Gerçekten bu kadar spesifik olabilir misiniz?תוכלו לשאול, "אתה יכול להיות כל כך ספציפי?
Diyebilirisiniz ki, "Gerçekten bu kadar spesifik olabilir misiniz?ويمكن أن تتساءل: "هل يمكنك أن تكون بهذه الدقة؟
Diyebilirisiniz ki, "Gerçekten bu kadar spesifik olabilir misiniz?クワガタならあごが二つ、
Eğri üzerindeki spesifik noktayı almak istiyorum, spesifik zamanı değil. -E eu quero pegar esse ponto específico na curva, não o ponto específico no tempo.
Eğri üzerindeki spesifik noktayı almak istiyorum, spesifik zamanı değil. -Et je veux prendre ce point précis de la courbe, pas le point précis dans le temps.
Ellerinizi ovuşturup oturmak yok. Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Nikto to tam len tak nesedí a nezalamuje rukami, vždy sa nájde niečo špeciálne a dôležité, čo treba vykonať.
Ellerinizi ovuşturup oturmak yok. Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Ninguém fica de braços cruzados, há sempre qualquer coisa específica e importante para fazer.
Fogositler spesifik olmayan kısımda ama ikisi de beyaz kan hücresi.식세포는 주로 비특이면역에 해당하는데 이들은 모두 백혈구입니다
Fogositler spesifik olmayan kısımda ama ikisi de beyaz kan hücresi.Los fagocitos, en su mayor parte, son inespecíficos, pero ambos se trata de células blancas de la sangre.
Fogositler spesifik olmayan kısımda ama ikisi de beyaz kan hücresi.Phagozyten sind ganz überwiegend unspezifisch aber alle beiden sind weiße Blutzellen.
Fogositler spesifik olmayan kısımda ama ikisi de beyaz kan hücresi.Фагоцити в більшості випадків є неспецифічними, але й одні, й другі належать до білих клітин крові.
Fogositler spesifik olmayan kısımda ama ikisi de beyaz kan hücresi.פאגוציטים הם לרוב -לא ספציפים, אבל גם הם תאי דם לבנים.
Fogositler spesifik olmayan kısımda ama ikisi de beyaz kan hücresi.متخصصة ، ولكن بشكل أكبر غير متخصصة ولكن كلاهما خلايا دم بيضاء
Gerçekten kırmızı şarapta ortalama ömür uzunluğunu artıran spesifik moleküller belirlendi.Det finns faktiskt specifika molekyler som har identifierats i rött vin som leder till ökad livslängd.
Gerçekten kırmızı şarapta ortalama ömür uzunluğunu artıran spesifik moleküller belirlendi.In rode wijn zitten namelijk specifieke molecules die leiden tot een hogere levensverwachting.
Gerçekten kırmızı şarapta ortalama ömür uzunluğunu artıran spesifik moleküller belirlendi.레드 와인에는 기대 수명을 연장하는 효과를 가진 특정한 성분이 있다는 것이 밝혀졌습니다.
Gerçekten kırmızı şarapta ortalama ömür uzunluğunu artıran spesifik moleküller belirlendi.Skutečně existují konkrétní molekuly, které byly rozpoznány v červeném víně, přispívající k délce života.
Gerçekten kırmızı şarapta ortalama ömür uzunluğunu artıran spesifik moleküller belirlendi.Sunt anumite molecule în vinul roșu despre care se crede că duc la prelungirea vieții.
Gerçekten kırmızı şarapta ortalama ömür uzunluğunu artıran spesifik moleküller belirlendi.Vannak bizonyos konkrét anyagok a vörösborban, amelyekről kimutatták, hogy meghosszabbítják az életünket.
Gerçekten kırmızı şarapta ortalama ömür uzunluğunu artıran spesifik moleküller belirlendi.V červenom víne sa nachádzajú špecifické molekuly, ktoré zvyšujú dĺžku života.
Gerçekten kırmızı şarapta ortalama ömür uzunluğunu artıran spesifik moleküller belirlendi.W czerwonym winie zidentyfikowano molekuły, które przyczyniają się do dłuższej żywotności.
Gerçekten kırmızı şarapta ortalama ömür uzunluğunu artıran spesifik moleküller belirlendi.В красном сине содержатся определённые молекулы, которые увеличивают продолжительность жизни.
Gerçekten kırmızı şarapta ortalama ömür uzunluğunu artıran spesifik moleküller belirlendi.מולקולות ספציפיות שזוהו ביין אדום שמובילות להארכת תוחלת החיים.
Gerçekten kırmızı şarapta ortalama ömür uzunluğunu artıran spesifik moleküller belirlendi.فهناك جزئيات تم تحديدها في الخمر الأحمر تؤدي لزيادة متوسط العمر المتوقع،
Gerçekten kırmızı şarapta ortalama ömür uzunluğunu artıran spesifik moleküller belirlendi.物質が含まれることが わかっています それと同じように
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Der er altid noget konkret og vigtigt at gøre.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Det finns alltid någonting specifikt och viktigt att göra.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Er is altijd iets specifieks en belangrijks dat gedaan moet worden.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Es gibt immer ganz gezielt etwas Wichtiges zu tun.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Există întotdeauna ceva clar și important de făcut.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Il y a toujours quelque chose de précis et d'important à faire.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.거기에는 언제나 명확하고 중요한 일이 있습니다.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Luôn luôn có việc gì đó cụ thể và quan trọng cần được thực hiện.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Nem üldögélsz a kezeidet tördelve. Mindig van valami konkrét és fontos tennivaló.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Siempre hay algo específico e importante para hacer.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Vždy existuje něco konkrétního a důležitého, co je třeba udělat.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Zawsze jest coś szczególnego i ważnego do zrobienia.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Υπάρχει πάντα κάτι συγκεκριμένο και σημαντικό να γίνει.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Винаги има нещо специфично и важно за вършене.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Завжди знайдуться якісь конкретні та важливі справи.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.Здесь всегда есть какое-то особенное и важное дело.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.תמיד יש משהו מפורט וחשוב שיש לעשות.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.هناك دوما أمر محدد ومهم.
Her zaman yapılması gereken spesifik ve önemli bir şey var.そして協力者が山ほどいます
İnsan genetik çalışmaları, bağımlılığa duyarlı spesifik genleri belirlemeye çalışmıştır.Badania genetyczne u ludzi są ukierunkowane na wykrycie specyficznych genów podatności na uzależnienie.
İnsan genetik çalışmaları, bağımlılığa duyarlı spesifik genleri belirlemeye çalışmıştır.Emberek esetében a genetikai vizsgálatok a függőségi hajlam specifikus génjeit próbálták meg azonosítani.
İnsan genetik çalışmaları, bağımlılığa duyarlı spesifik genleri belirlemeye çalışmıştır.Genetické studie na lidech se pokoušejí identifikovat specifické geny odpovědné za sklon k závislosti.
İnsan genetik çalışmaları, bağımlılığa duyarlı spesifik genleri belirlemeye çalışmıştır.Genetické štúdie sa pokúšali identifikovať špecifické gény náchylnosti na závislosť v prípade človeka.
İnsan genetik çalışmaları, bağımlılığa duyarlı spesifik genleri belirlemeye çalışmıştır.Genetske študije pri ljudeh skušajo opredeliti specifične gene dovzetnosti za zasvojenost.
İnsan genetik çalışmaları, bağımlılığa duyarlı spesifik genleri belirlemeye çalışmıştır.In genetische studies bij mensen is geprobeerd specifieke voor verslaving vatbare genen te vinden.
İnsan genetik çalışmaları, bağımlılığa duyarlı spesifik genleri belirlemeye çalışmıştır.La oameni, studiile genetice au încercat să identifice gene specifice ale susceptibilităţii la dependenţă.
Malta ve Avusturya, bu alandaki yaklaşımları için spesifik politikalar oluşturmayı planlamaktadır.Malta a Rakousko mají v plánu vypracovat konkrétní politiky podle svého vlastního přístupu v této oblasti.