Şirket soya sosu ve diğer gıda ürünlerini üretiyor.The company produces soy sauce and other food products.
Avokadoya soya sosu dökmeyi hiç denemedim.I've never tried putting soy sauce on avocados.
Chōshi, soya sosu üretim merkezi olarak bilinmektedir.Chōshi is known as a center of soy sauce production.
Ayrıca çorba soya sosu üretiminin bir yan ürünüdür.It is also a byproduct of soup soy sauce production.
Bal veya esmer şeker, susam yağı, soya sosu ve bazen tarçın ile tatlandırılır.It is seasoned with honey or brown sugar, sesame oil, soy sauce, and sometimes cinnamon.
Saengchae (생채) tuz, sirke, soya sosu veya hardal sosu ile tatlandırılmış bir salata gibidir.Saengchae (생채) is like a salad seasoned with salt, vinegar, soy sauce, or mustard sauce.
Yan yemekler kimchi, nabak kimchi, istiridye, soya sosu ve diğer malzemelerden oluşabilir.The side dishes could consist of kimchi, nabak kimchi, oysters, soy sauce, and other items.
Balık sosu, soya sosu, karides sosu ve misket limonu ana tatlandırıcı maddeler arasındadır.Fish sauce, soy sauce, prawn sauce, and limes are among the main flavoring ingredients.
Awamori, soya sosu ve miso kullanan Okinawan çeşidi rafuti olarak bilinir.The Okinawan variation, using awamori, soy sauce and miso, is known as rafuti.
Ayrıca çorba soya sosu üretiminin bir yan ürünüdür.وتعد صلصة الصويا البديل النباتي لصلصة السمك.
Japonya’da, sadece soya sosu verilir.У Японії додається в основному тільки соєвий соус.
Ayrıca çorba soya sosu üretiminin bir yan ürünüdür.Je také vedlejším produktem výroby sójové omáčky.
Japonya’da, sadece soya sosu verilir.În Japonia, este oferit numai sos de soia.
Japonya’da, sadece soya sosu verilir.Umjesto soli vodi se može dodati sojin umak.
Fakat soya sosunun tavuktaki etkisi potansiyel kanserojen maddeleri artırır yönde gibiydi.Het lijkt erop dat sojasaus in feite het aantal potentieel kankerverwekkende stoffen deed toenemen.
Fakat soya sosunun tavuktaki etkisi potansiyel kanserojen maddeleri artırır yönde gibiydi.하지만 아마 간장은 잠재적인 발암물질을 증가시키는 것으로 보입니다.
Fakat soya sosunun tavuktaki etkisi potansiyel kanserojen maddeleri artırır yönde gibiydi.lekko zwiększył ilość kancerogenów.
Fakat soya sosunun tavuktaki etkisi potansiyel kanserojen maddeleri artırır yönde gibiydi.אבל זה נראה שרוטב סויה אפילו הגדיל את כמות הקרצינוגנים הפוטנציאלים.
Fakat soya sosunun tavuktaki etkisi potansiyel kanserojen maddeleri artırır yönde gibiydi.لكن يبدو أن صلصة الصويا .زادت بالفعل من نسبة المواد المسرطنة المحتملة
Fakat soya sosunun tavuktaki etkisi potansiyel kanserojen maddeleri artırır yönde gibiydi.増やすように見えました 最初考えていなかった別の重要な要因に
Soya sosunun etkisinin sonuçları çok yeterli değildi çünkü bu konuda birbirinden çok farklı bilgiler edindik.De resultaten met sojasaus waren niet overtuigend vanwege het grote gegevensbereik.
Soya sosunun etkisinin sonuçları çok yeterli değildi çünkü bu konuda birbirinden çok farklı bilgiler edindik.간장의 결과는 결말이 나지 않았는데요, 데이터 범위가 너무 넓었기 때문입니다,
Soya sosunun etkisinin sonuçları çok yeterli değildi çünkü bu konuda birbirinden çok farklı bilgiler edindik.והתוצאות של רוטב הסויה היו לא חד משמעיות בגלל טווח הנתונים הרחב,
Soya sosunun etkisinin sonuçları çok yeterli değildi çünkü bu konuda birbirinden çok farklı bilgiler edindik.و كانت نتائج صلصة الصويا غير حاسمة بسبب الكمية الكبيرة من البيانات
Soya sosunun etkisinin sonuçları çok yeterli değildi çünkü bu konuda birbirinden çok farklı bilgiler edindik.結論が出ませんでしたが むしろ発癌物質を