sorum ile cümle
sorum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yaklaşık 200 milyon vakanın sorumlusu viral pnömonidir.Über zwei Millionen Pilger sahen die Reliquie.
Ayrıca tımarların dağıtılması ve bunların kaydedilmesinden de sorumluydu.Dies führte zur Einziehung und Beschlagnahme der Schrift.
Bu dönemde Kanada'daki idare halka sorumlu değildi.Das Medikament besaß zum damaligen Zeitpunkt in Kanada keine Zulassung.
Komutanlık boğazın ve kıyıların savunmasından sorumluydu.In dieser Position war er für die Verteidigung der Provinz und deren Küsten verantwortlich.
Biz ülkemizi ilerleme ile onurlandıralım Bizim ülkeyi güzelleştirmek adına bir sorumluluğumuz var.Wir sollten es/das Land mit Fortschritt beehren Wir haben die Verantwortung es zu verschönern.
1965 yılında Genç Demokratlar Hareketi'nde sorumluluk üstlenmiştir.1970 beteiligte sich der Jugendbund an der Aktion Widerstand.
Ardından partisinin ekonomik ve sosyal işlerden sorumlu üyesi oldu.Später war er für wirtschaftliche und soziale Angelegenheiten zuständig.
Kendisi imparatoriçenin öldürülmesinden sorumlu tutulmaktadır.In Wirklichkeit planen sie, die Kaiserin zu ermorden.
Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) saldırının sorumluluğunu üstlendi.Die Terrormiliz Islamischer Staat (IS) übernahm die Verantwortung.
Alman hükûmeti bu yardımları uluslararası bir sorumluluk olarak görür.Das russische Außenministerium pries diese deutsche Unterstützung als genereuse Demarche an seine Verbündeten.
Proje idaresi, proje yöneticisinin sorumluluğundadır.Die Leitung des Projekts liegt beim Projektleiter.
Eşinin ölümünden Tyrion'u sorumlu tutmaktadır.Enttäuscht über den Verrat tötet Tyrion sie.
Ancak bütün proje yöneticileri için ortak olan bazı sorumluluklar vardır.Jedes Vertragsverhältnis beinhaltet für die Vertragspartner Haftungsrisiken.
Hareketlerinden ahlaki olarak kendileri sorumludurlar.Ihm wurde administratives Handeln in eigener Verantwortung verwehrt.
Eğer başarısız olursa, ondan başka kimse sorumlu tutulamayacaktır.Solange sie dies besitze, werde niemand Macht über sie haben.
2005– 2007 arasında radyo (NAWA)’da kültürel programların genel sorumlusuydu.Von 2005 bis 2007 arbeitete er als Leiter des Kulturprogramms des Radiosenders Nawa.
Geri kalan bölgeler ise üçüncü başkumandanın sorumluluğundadır.Das restliche Drittel hat der Arbeitgeber zu tragen.
Şirket ayrıca birçok sosyal sorumluluk projeleri ve sportif branşlara da destek vermektedir.Außerdem sponsert das Unternehmen viele Sportler und Sportorganisationen.
Artık sorumluluk sadece Percy'nin üzerine kalmıştı.Somit hatte die Anklage nichts mehr gegen Beilis in der Hand.
Genel Konsey sorumluluklarını, üç ana organa devretmiştir.Sein Kopf und drei weitere Körperpartien liegen offen.
Suikastın sorumluları kesin olarak belirlenemedi.Die anderen Morde konnten nicht eindeutig zugeordnet werden.
Bu yumakların sarılmasından sorumlu yardımcıları vardır.Ausgenommen hiervon sind die Hilfsverben.
Sorumluluk artık Eorl oğlu Brego'daydı ve o da elinden geleni yaptı.Jetzt übernahm dessen Sohn August Weißenberger das Unternehmen und führte es erfolgreich weiter.
Bu af kralın bizzat ölümünden sorumlu olanları kapsamamaktadırEs ist der Tod persönlich, der den König zu sich ruft.
Şehrin ana çarşısı ve gümrükten sorumlu merkez kapının yakınlarındaydı.Im Obergeschoss befand sich die Stadtverwaltung und das Zollamt.
Bunun gibi ağır sorumlulukları üstlenmek istemiyorum.Je ne supporte pas d'assumer de si lourdes responsabilités.
Size yeni sorumluluklarınız için bol şans diliyorum.Je vous souhaite bonne chance pour vos nouvelles responsabilités.
O, yaz kampında benim gruptan sorumluydu.Au camp d'été, elle avait la responsabilité du groupe auquel j'appartenais.
Bir deli, yaptıklarından sorumlu değildir.Un fou n'est pas redevable de ses actions.
Benim bir sorum var.J'ai une question.
Bir sorum var.J'ai une question.
Sözünü bozman sorumsuzca bir hareketti.Rompre ta promesse est irresponsable de ta part.
Üçüncü sınıf dersinden ben sorumluyum.Je suis responsable du cours de troisième année.
Bu kazadan biz sorumlu değildik.Nous n'étions pas responsables de l'accident.
Sorumsuzluğu beni şaşırtıyor.Son irresponsabilité me sidère.
Sorumun yanıtı bu değildi.Ce n'était pas la réponse à ma question.
Siz mi yoksa biz mi bundan sorumluyuz?Est-ce vous, ou bien nous, les coupables de cela ?
Sorumluluk bilinci kazandırmak, cezalandırmaktan iyidir.Il vaudrait mieux responsabiliser au lieu de sanctionner.
Sorumlular Nerede?".Où sont les investisseurs ? ».
Hediyeleri benim elimden geçer, ve ben onlara geri hediye yapmakla sorumluyum.Tous leurs cadeaux passent par mes mains, et je suis chargé de faire des cadeaux en retour.
Üçü Haziran 1379'da hapisten kaçınca, bunun sorumlusu olduğu düşünüldü.Lorsque ses trois parents s'évadèrent de prison en juin 1379, elle fut jugée responsable.
Nicolas Sarkozy'nin risk önlemeden sorumlu danışmanlığını yapmıştır.À ses côtés, Nicolas Sarkozy est conseiller à la prévention des risques.
Bazıları ise Yahudileri bu talihsizlik ve genel olarak Suriye'nin kaybından sorumlu tuttu.Nombreux furent ceux qui blâmèrent les Juifs pour ce malheur et la perte de la Syrie.
Yahudileri, atalarının yaptıklarından sorumlu tutmak Kuran dışı bir görüştür.Nous sommes fâchés avec ce que leurs ancêtres ont commis.
Bu onun sorumluluğudur.C'est sa responsabilité.
Ayrıca evin güvenliğinden sorumlu.Il est par ailleurs responsable de la sécurité de l'édifice.
Cezayir Savaşı esnasında kariyer astsubaylarının eğitiminden sorumlu olmuştur.Pendant la guerre d'Algérie, il est chargé de l'enseignement des sous-officiers de carrière.
Allah, aklı olanları dinî yönden mükellef kılmış olup aklı olmayanlar "İlâhî emrin sorumluluğu dışındadırlar."Selon eux, celui qui juge avec des lois autres que celles qu'Allah a révélées est un tâghoût.
1920li yıllar boyunca Aleksandr Tamanyan adlı mimar, devlet başkentinin tasarımını çizmekten sorumlu oldu.Dans les années 1920 l'architecte Alexandre Tamanian fut chargé de dessiner les plans d'une capitale d'État.
Strong artık herhangi bir örgütlenme işine sorumlu değildir, ama hala tavsiye ve destek veriyor.M. Strong n'est plus en charge d'organisations liées à la Charte, mais apporte toujours ses conseils.
1968 ile 1970 yılları arasında Cals, Japonya'daki Expo 70'e Hollanda girişinden sorumlu oldu.Entre 1968 et 1970, Cals a été chargé du pavillon néerlandais à l'Expo '70 au Japon.
Ken Ralston ve ekibi Indistrual Light&Magic şirketi, filmin görsel efektlerinden sorumluydu.Ken Ralston et son équipe d'Industrial Light & Magic s'occupent des effets spéciaux du film.
Geliştiricileri yazılımın kullanımından kaynaklanan olası zararlardan dolayı sorumlu tutulamaz.In no event will the authors be held liable for any damages arising from the use of this software.
Bunlardan Fundação Nacional do Índio (FUNAI ya da Funai) adlı devlet kuruluşu sorumludur.Il dépend de la Fondation nationale de l'Indien (FUNAI).
Sonuç olarak, sorumlu subay görevden alınır ve Kaptan Panov'un da rütbesi düşürülür.Les officiers de garde sont renvoyés et le capitaine Panov est démis.
Ben de bana verilen bu sorumluluktan kaçmayacağım.Je ne me dérobe pas devant cette responsabilité.
Yaşlı Herakleios kalan birliklerin sorumluluğunu üstlendi ve onları zafere götürdü.Héraclius l'Ancien prend de fait le commandement des troupes restantes et les conduit à la victoire.
1885'te,Yokosuka Donanma Cephaneliği sorumluluğuna verildi.En 1885, il est nommé responsable de l'arsenal naval de Yokosuka.
Ailenin güvenliğinden sorumludur.Il est responsable de la politique familiale.
Alınyazılarını belirleyebilme gücünden uzak olduklarından davranışlarından da sorumlu tutulamazlar.Ils ne dissimulent nullement leurs sentiments et laissent libre cours à leur inspiration.