Gercek su ki, sonucta isi basardik bunlardan sadece biri.Finalmente lo hicimos funcionar,es la verdad, pero era uno de esos.
Gercek su ki, sonucta isi basardik bunlardan sadece biri.In cele din urma am reusit sa-l facem sa mearga, acesta este adevarul, dar era unul dintre acestea.
Gercek su ki, sonucta isi basardik bunlardan sadece biri.Irgendwann hat's dann funktioniert, aber es war eines von diesen hier.
Gercek su ki, sonucta isi basardik bunlardan sadece biri.사실 우리는 결국 장비를 다시 작동할 수 있었습니다.
Gercek su ki, sonucta isi basardik bunlardan sadece biri.Nous avons fini par le faire marcher, c'est vrai, mais c'était un de ces modèles.
Gercek su ki, sonucta isi basardik bunlardan sadece biri.Sự thực là, chúng tôi đã khiến những máy móc đó hoạt động được, nhưng chỉ 1 trong số chúng.
Gercek su ki, sonucta isi basardik bunlardan sadece biri.Uiteindelijk kregen we het aan de praat, werkelijk, maar het was er een van deze.
Gercek su ki, sonucta isi basardik bunlardan sadece biri.Végül sikerült működésbe hoznunk, igaz, de az is ilyen volt.
Gercek su ki, sonucta isi basardik bunlardan sadece biri.W końcu zaczęło działać. To było jedno z tych urządzeń.
Gercek su ki, sonucta isi basardik bunlardan sadece biri.В конце концов, мы смогли его настроить, это правда, но это был один из этих аппаратов.
Gercek su ki, sonucta isi basardik bunlardan sadece biri.Истината е, че в крайна сметка го задействахме, но беше едно от тези.
Gercek su ki, sonucta isi basardik bunlardan sadece biri.אנחנו בסופו של דבר הצלחנו להביא את זה לכדי שזה יעבוד, זו האמת,
Gercek su ki, sonucta isi basardik bunlardan sadece biri.وعادت للعمل في نهاية المطاف، هذه حقيقة،
Gercek su ki, sonucta isi basardik bunlardan sadece biri.これも問題の一つです 先のものよりも更に旧式です
Gerçekten de esrarengiz bir arayış ama sonuçta kuantum teorisi maddedeki elektronları anlamamızı sağladı.이상한 연구라고 보실 수도 있을겁니다. 하지만 양자론은 실리콘과 같은 물질 속의 전자들의 움직임에 대하여
Gerçekten de esrarengiz bir arayış ama sonuçta kuantum teorisi maddedeki elektronları anlamamızı sağladı.ואכן זה היה מחקר אזוטרי אך התיאוריה הקוונטית הובילה במהרה להבנה של התנהגות אלקטרונים בחומרים
Gerçekten de esrarengiz bir arayış ama sonuçta kuantum teorisi maddedeki elektronları anlamamızı sağladı.و بالطبع كانت رغبة تخصصية و لكن نظرية الكم أدت و بشكل سريع إلى الوصول إلى فهم طبيعة الإلكترونات في المواد
Gerçekten de esrarengiz bir arayış ama sonuçta kuantum teorisi maddedeki elektronları anlamamızı sağladı.しかし 量子論によってすぐに 物質中の電子の性質が明らかになりました 例えばシリコンなどの物質です
Herkes adaleti sever sonuçta.Alla älskar rättvisa trots allt.
Herkes adaleti sever sonuçta.Alle elsker trods alt retfærdighed.
Herkes adaleti sever sonuçta. Evet.Afinal, todos adoram a justiça.
Herkes adaleti sever sonuçta.Tutti amano la giustizia, dopotutto.
Herkes adaleti sever sonuçta.Εξάλλου, όλοι αγαπούν τη δικαιοσύνη.
Herkes adaleti sever sonuçta.Справедливость любят все.
Her neyse, sonucta bu görünüşe karar kıldıık.어쨌든 결국 이런 생김새, 작고 부푼 몸,
Her neyse, sonucta bu görünüşe karar kıldıık. Ufak pufidik bir vücut, kuçük hayali bir karakter.Decidemmo finalmente lo stile, piccolo e peloso, un personaggio immaginario.
Her neyse, sonucta bu görünüşe karar kıldıık. Ufak pufidik bir vücut, kuçük hayali bir karakter.En tous cas, nous avons finalement choisi ce look, un petit corps dodu, un petit personnage imaginaire.
Her neyse, sonucta bu görünüşe karar kıldıık. Ufak pufidik bir vücut, kuçük hayali bir karakter.Finalmente nos centramos en este tipo de imágen, un pequeño cuerpo peludo, un pequeño personaje imaginario.
Her neyse, sonucta bu görünüşe karar kıldıık. Ufak pufidik bir vücut, kuçük hayali bir karakter.Oricum, în final,am rămas fixați pe acest gen de aspect, corp micuț de puf, un mic personaj imaginar.
Her neyse, sonucta bu görünüşe karar kıldıık. Ufak pufidik bir vücut, kuçük hayali bir karakter.Wir blieben bei diesem Aussehen: ein kleines Fabelwesen mit flauschigem Körper.
Her neyse, sonucta bu görünüşe karar kıldıık. Ufak pufidik bir vücut, kuçük hayali bir karakter.W każdym razie, ostatecznie wybraliśmy taki wygląd, mały, puchaty, wyimaginowany stworek.
Her neyse, sonucta bu görünüşe karar kıldıık. Ufak pufidik bir vücut, kuçük hayali bir karakter.Както и да е, накрая се спряхме на това изображение, малко пухкаво тяло, малък въображаем характер.
Her neyse, sonucta bu görünüşe karar kıldıık.בכל אופן, בסוף התמקדנו בסוג של המראה הזה,
Her neyse, sonucta bu görünüşe karar kıldıık.عموماً, في نهاية المطاف قررنا أن نثبت على هذا الشكل
Her neyse, sonucta bu görünüşe karar kıldıık.ふわふわした体型 想像上のキャラクター
Her sonuçta ne olursa olsun herkes söyler, satış hakkında teşviktir.Κάθε κίνητρο, τελικά, ό, τι κάποιος σας λέει, είναι σχετικά με τις πωλήσεις.
Her süreç farklı olsa da, her iki durumda da sonuçta kendi portrenizi elde edersiniz.Każdy z tych procesów jest inny, ale tak czy inaczej dostaniesz w końcu autoportret.
Her süreç farklı olsa da, her iki durumda da sonuçta kendi portrenizi elde edersiniz.Obwohl beide Ansätze verschieden sind, erhält man am Ende ein Selbstportrait.
Her yeri aradık. Ama sonuçta kimsenin cesedi bulunamadı.Abbiamo cercato dappertutto, ma alla fine non abbiamo trovato nessuno.
Her yeri aradık. Ama sonuçta kimsenin cesedi bulunamadı.Levámos a cabo uma busca exaustiva, mas nenhum corpo apareceu.
Her yeri aradık. Ama sonuçta kimsenin cesedi bulunamadı.Realizamos una búsqueda exhaustiva, pero no encontramos ningún cuerpo.
Her yeri aradık. Ama sonuçta kimsenin cesedi bulunamadı.Szukaliśmy dokładnie, ale żadnych ciał nie widzieliśmy.
Her yeri aradık. Ama sonuçta kimsenin cesedi bulunamadı.Trods omfattende eftersøgninger fandt vi ingen lig.
Her yeri aradık. Ama sonuçta kimsenin cesedi bulunamadı.Trots omfattande sökningar hittade vi inga kroppar.
Her yeri aradık. Ama sonuçta kimsenin cesedi bulunamadı.Ψάξαμε διεξοδικά, αλλά δεν βρήκαμε πτώματα.
Her yeri aradık. Ama sonuçta kimsenin cesedi bulunamadı.Мы провели тщательные поиски, но никого не нашли.
İki matrisin toplamı olarak ifade etsek de, sonuçta yine de bir matris. -우리는 이것을 두개의 행렬의 합으로 표현할 수 있지만, 이것은 그저 행렬입니다.
İki matrisin toplamı olarak ifade etsek de, sonuçta yine de bir matris. -يمكننا ان نمثلها بصورة مجموع مصفوفتين، لكنها مصفوفة
İkinci matristeki ilk sütundakiler sonuçta da ilk sütundalar.Dat is interessant. Dit was in kolom 1 van de tweede matrix en dit is ook in kolom 1 van de product matrix.
İkinci matristeki ilk sütundakiler sonuçta da ilk sütundalar.Detta var i kolumn 1 i den andra matrisen och detta är i kolumn 1 i produkten matrisen. Och likaså 6 och 8.
İkinci matristeki ilk sütundakiler sonuçta da ilk sütundalar.Esto estaba en la columna 1 de la segunda matriz y esto esta en la columna 1 en la matriz del producto.
İkinci matristeki ilk sütundakiler sonuçta da ilk sütundalar.To było w kolumnie nr 1 drugiej macierzy i jest w kolumnie nr 1 iloczynu macierzy. I podobnie 6 i 8.
İkinci matristeki ilk sütundakiler sonuçta da ilk sütundalar.Toto bolo v stĺpci 1 druhej matice a toto je v stĺpci 1 vo výslednej matici A podobne, táto 6 a táto 8.
İkinci matristeki ilk sütundakiler sonuçta da ilk sütundalar.Toto bylo v sloupci 1 druhé matice a toto je v sloupci 1 ve výsledné matici. A podobně tato 6 a tato 8.
İkinci matristeki ilk sütundakiler sonuçta da ilk sütundalar.كان هذا في العامود 1 من المصفوفة الثانسة وهذا في العامود 1 في المصفوفة الناتجة وبشكل مشابه، الـ 6 و الـ 8
İkinci matristeki ilk sütundakiler sonuçta da ilk sütundalar.結果の行列の1列目です。 同じように、この6とこの8、 この6とこの8はここで、この6とこの8は、
İktidarın şu an Humus'a yaptığından daha kötüsü değil, ama acıtacak, sonuçta burası başkent.Nada tan malo como lo que el régimen nos hace ahora, pero dolerá, somos la capital después de todo.
İnsanlar, peyzajı değiştiren birşeylere ihtiyaç duyuyorlar. Sonuçta çölün ortasında yaşıyorlar.La gente necesita algo para cambiar el paisaje, viven en medio del desierto.
İnsanlar, peyzajı değiştiren birşeylere ihtiyaç duyuyorlar. Sonuçta çölün ortasında yaşıyorlar.העם צריך משהו כדי לשנות את הנוף, הם חיים באמצע המדבר.
İşi devam ettiremedim ve sonuçta 25 yıllık bir ara verdim.그래서 계속 사업을 유지할 수 없었고, 제 인생에서 25년의 우회도 끝을 맺었습니다.