Birincisi davranışsal finansın son derece güçlü olduğu.Il primo è che la finanza comportamentale è estremamente potente.
Birincisi davranışsal finansın son derece güçlü olduğu.하나는 행동 금융이 엄청나게 강력하다는 것입니다.
Birincisi davranışsal finansın son derece güçlü olduğu.Le premier est que la finance comportementale est extrêmement puissante.
Birincisi davranışsal finansın son derece güçlü olduğu.Một là thói quen tài chính cực kỳ có sức mạnh.
Birincisi davranışsal finansın son derece güçlü olduğu.Pertama, perilaku keuangan sangatlah kuat.
Birincisi davranışsal finansın son derece güçlü olduğu.Uma é que as finanças comportamentais são extremamente poderosas.
Birincisi davranışsal finansın son derece güçlü olduğu.Uno es: el comportamiento financiero es extremadamente poderosa.
Birincisi davranışsal finansın son derece güçlü olduğu.Unul este că finanţele comportamentale sunt extrem de puternice.
Birincisi davranışsal finansın son derece güçlü olduğu.Verhaltensorientierte Finanztheorie ist extrem mächtig.
Birincisi davranışsal finansın son derece güçlü olduğu.Первая — поведенческие финансы очень эффективны.
Birincisi davranışsal finansın son derece güçlü olduğu.האחד הוא שמימון התנהגותי הוא חזק ביותר.
Birincisi davranışsal finansın son derece güçlü olduğu.الأولى هي أن المالية السلوكية قوية للغاية.
Birincisi davranışsal finansın son derece güçlü olduğu.非常に強力であるということです 今回はたった一つの例にすぎません
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Am avut privilegiul de a trăi lângă o pajişte pentru ultima bucăţică de vreme şi este foarte frumos.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Az a megtiszteltetés ért, hogy egy mező mellett élhetek egy ideje, és ez nagyon lebilincselő.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Eu tive o privilégio de viver ao pé de um prado nos últimos tempos, e é tremendamente cativante.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Ho avuto la fortuna di vivere vicino a un campo per un po' ed è stato terribilmente attraente.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Ik had het voorrecht om de laatste tijd bij een weide te wonen en dat is vreselijk boeiend.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.J'ai eu le privilège d'avoir vécu à côté d'un pré dernièrement, et c'est terriblement plaisant.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Jeg har haft det privilegium at bo ved en eng i det sidste stykke tid, og det er utrolig engagerende.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.저는 지난 얼마 동안 목초지 옆에서 사는 특권을 누리고 있는데요, 정말 기분 좋은 일입니다.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Minulla on ollut onni asua niityn laidalla viime aikoina, ja se on tosi antoisaa.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Szczęśliwie mieszkałem obok łąki ostatnimi czasy; jest to bardzo zajmujące.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Имах привилегията да живея близо до една ливада, в последно време и това е ужасно ангажиращо.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Я имел счастье жить возле луга в последнее время, и это ужасно интересно.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.היתה לי הזכות לחיות ליד אחו בזמן האחרון, וזה היה מלבב ביותר.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.لقد كان لي شرف العيش على طريق مرج في حين أن القليل من الماضي ، والانخراط بشكل رهيب.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.しばらく住んでいました それは本当に面白い事です 芝生の歴史を見てみると 実は悲劇的なんです
Böylece hayvan, gövde dönüşünü algılayarak son derece hızlı düzeltme manevraları yapabilir.파리가 몸의 회전을 감지할 수 있도록 합니다. 그리고 아주 빠르게 비행 경로를 수정할 수 있도록 하지요.
Böylece hayvan, gövde dönüşünü algılayarak son derece hızlı düzeltme manevraları yapabilir.O animal pode usá-los para sentir a sua rotação corporal e iniciar manobras evasivas muito, muito rápidas.
Böylece hayvan, gövde dönüşünü algılayarak son derece hızlı düzeltme manevraları yapabilir.והחיה יכולה להשתמש בהם כדי לחוש את רוטצית הגוף שלה וליזום תמרונים מתקנים מהירים מאוד.
Böylece hayvan, gövde dönüşünü algılayarak son derece hızlı düzeltme manevraları yapabilir.ويمكن أن تستخدمها الحيوانات لاستشعار دوران جسمها واتخاذ حركات تصحيحة سريعة جداً.
Böylece hayvan, gövde dönüşünü algılayarak son derece hızlı düzeltme manevraları yapabilir.素早く 飛行姿勢を修正することができる しかし センサーからの情報は、すべて 脳で処理しなければならない
Böylesi son derece narin, küçük bir sabun köpüğünün içinde yaşıyoruz.De ese modo vivimos en
Böylesi son derece narin, küçük bir sabun köpüğünün içinde yaşıyoruz.우리는 여러분이 상상할 수 있는 최대한으로 터지기 쉬운 작은 비누방울 위에 살고있는 셈이죠.
Böylesi son derece narin, küçük bir sabun köpüğünün içinde yaşıyoruz.Voilà, notre vie repose sur la plus fragile des bulles de savon que l'on puisse imaginer.
Böylesi son derece narin, küçük bir sabun köpüğünün içinde yaşıyoruz.כך שאנו חיים על בועת הסבון הקטנה והשבירה ביותר שאפשר לדמיין,
Böylesi son derece narin, küçük bir sabun köpüğünün içinde yaşıyoruz.اذا نحن نعيش على كوكب " هش " جدا .. يشبه فقاعة الصابون
Böylesi son derece narin, küçük bir sabun köpüğünün içinde yaşıyoruz.所以我哋係依賴緊 你想像中最脆弱嘅梘泡仔
Böylesi son derece narin, küçük bir sabun köpüğünün içinde yaşıyoruz.私達が住んでいるのは きわめて壊れやすく小さな 神聖なシャボン玉です
Brezilya son derece radikalleşti.Brasil se radicalizó con mucha fuerza.
Brezilya son derece radikalleşti.Brazil cấp tiến hóa rất mạnh mẽ.
Brezilya son derece radikalleşti.Brazilia a devenit foarte radicală.
Brezilya son derece radikalleşti.Brazília nagyon erősen radikalizálódott.
Brezilya son derece radikalleşti.Brazílie se silně zradikalizovala.
Brezilya son derece radikalleşti.Brazylia coraz bardziej się radykalizowała.
Brezilya son derece radikalleşti.Il Brasile si stava radicalizzando molto.
Brezilya son derece radikalleşti.In Brasilien spitzte sich die Situation zu.
Brezilya son derece radikalleşti.브라질은 매우 급진적이었습니다.
Brezilya son derece radikalleşti.Le Brésil s'est radicalisé très fortement.
Brezilya son derece radikalleşti.O Brasil radicalizou-se muito depressa.
Brezilya son derece radikalleşti.Η Βραζιλία ριιζοσπαστικοποιήθηκε έντονα.
Brezilya son derece radikalleşti.Бразилія суттєво радикалізувалась.
Brezilya son derece radikalleşti.В Бразилии укоренились радикальные убеждения.
Brezilya son derece radikalleşti.ברזיל הפכה קשה ורדיקלית
Brezilya son derece radikalleşti.الراديكالية البرازيلية قوية جدًا.
Brezilya son derece radikalleşti.私達は独裁政治に果敢に戦いました
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.C'est un mec qui écrit un livre "Le mariage idéal", vous savez. Un hétéro pur et dur.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.Det här var alltså en kille som hade skrivit "Det ideala giftermålet". En väldigt hetero kille.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.Dette er en fyr der skriver en bog, "Ideal Marriage," I ved. Utrolig hetero fyr.