Tüpsü solucanları var.Il y a quelques vers à tube.
Tüpsü solucanları var.있습니다. 새날개 갯지렁이도 있고요.
Tüpsü solucanları var.Ook buiswormen kom je tegen.
Tüpsü solucanları var.Są też bezkręgowce.
Tüpsü solucanları var.Se văd viermi tubulari.
Tüpsü solucanları var.Temos tubos de poliquetas sésseis.
Tüpsü solucanları var.А тут трубки морських черв'яків.
Tüpsü solucanları var.Вот здесь немного вулканических образований и два окаменелых червя.
Tüpsü solucanları var.והסיבה היא משום שבמקום כמו אי זה,
Tüpsü solucanları var.من بركان هناك. لديك ديدان أنبوبية.
Tüpsü solucanları var.砂の中に 信じられないものがズラリです
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.Dan sebenarnya salah satunya adalah tempat cacing besar. Ada banyak cacing di dalamnya.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.E in effetti uno di questi era un grande contenitore; avevo molti vermi al suo interno.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.En één van de wormkolonies was een grote kolonie; ik had daar veel wormen in zitten.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.En realidad uno de los lombricarios era bien grande; tenía un montón de lombrices.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.És az egyik gilisztanevelde nagy volt és sok giliszta volt benne.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.Et en fait une de ces fermes à vers était une grosse ferme, j'y avais beaucoup de vers.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.Jeden duży miał mnóstwo robaków. Jeden duży miał mnóstwo robaków.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.그리고 사실 그 중 하나는 매우 큰 벌레 사육장입니다. 그 안에 수 많은 벌레가 있죠.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.Och ett av dessa maskbon var faktiskt ett stort maskbo; Jag hade många maskar där i.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.Și de fapt una dintre ele era destul de mare; am avut mulți viermi în ea.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.Thực sự có một hộp trong số đó rất bự; tôi đã nuôi rất nhiều sâu trong đó.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.Uma das habitações das minhocas era enorme, viviam ali muitas minhocas.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.Vlastně jedno z červovišť bylo velké červoviště, ve kterém je spousta červů.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.Και πραγματικά ένα από αυτά ήταν αρκετά μεγάλο -είχε πολλά σκουλήκια μέσα.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.А одна из них была большой червоводней, в которой было много червей.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.И всъщност един от развъдниците на червеи беше голям; имаше много червеи в него.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.Раніше був один великий контейнер. Там було багато хробаків.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.ובעצם אחת התולעיות הייתה תולעיה גדולה; היו לי הרבה תולעים בתוכה.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.وحقيقة أحد هذه الصناديق كان كبيراً، وكان لدي الكثير من الدود به.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.とてもサイズが大きく、ミミズがたくさん入っていました。 私は乾燥させた料理の廃棄物を取り出して、
Veya soluk olacaktır .-- veba o hem evler! Onlar beni solucanlar 'et yaptık:아니면 내가 기절한다 .-- 전염병 O '모두 당신의 집! 그들이 날 벌레 '고기를 만들었습니다 :
Veya soluk olacaktır .-- veba o hem evler! Onlar beni solucanlar 'et yaptık:או שאני יהיה קלוש .-- "המגפה o שני הבתים שלכם! הם הפכו את הבשר "של תולעים אותי:
Veya soluk olacaktır .-- veba o hem evler! Onlar beni solucanlar 'et yaptık:أو أعطي خافت.-- A س الطاعون "كلا بيوتكم! لقد جعلوا اللحوم الديدان لي :
Veya soluk olacaktır .-- veba o hem evler! Onlar beni solucanlar 'et yaptık:私はあまりにも健全にそれを持っており、.--ご住宅を! [マーキューシオとベンヴォリオを終了します。]
Yaklaşık 16,000 yuvarlak solucan türü bilim insanları tarafından keşfedildi ve tanımlandı.과학자들은 약 1만 6천 종의 선충을 발견하고 또 밝혀냈지만
Yaklaşık 16,000 yuvarlak solucan türü bilim insanları tarafından keşfedildi ve tanımlandı.1万6千の線虫種がこれまで 発見され 調査されました 100万近い線虫の新種が これから見つかるかもしれません
Yaklaşık 16,000 yuvarlak solucan türü bilim insanları tarafından keşfedildi ve tanımlandı.Ongeveer 16.000 soorten rondwormen werden ontdekt en geanalyseerd door wetenschappers.
Yaklaşık 16,000 yuvarlak solucan türü bilim insanları tarafından keşfedildi ve tanımlandı.Περίπου 16.000 νηματώδεις σκώληκες έχουν ανακαλυφθεί από επιστήμονες.
Yaklaşık 16,000 yuvarlak solucan türü bilim insanları tarafından keşfedildi ve tanımlandı.בערך 16,000 מיני נמטודות התגלו ואובחנו על-ידי מדענים,
Yaklaşık 16,000 yuvarlak solucan türü bilim insanları tarafından keşfedildi ve tanımlandı.حوالي 16 ألف كائن من الديدان الخيطية تم إكتشافها وتشخيصها بواسطة العلماء.
Yarın biraz solucan toplarız.Demain matin, on va chercher des vers.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.2日かけて老化していきます この事を人に話すと
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.A questo verme servono due giorni per invecchiare tanto quanto un verme comune invecchia in un giorno.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.A un gusano le lleva dos días envejecer tanto como el gusano normal en un día.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.Cela prend deux jours à ce ver pour vieillir autant que le ver normal en un jour.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.Chú sâu này mất 2 ngày để trở nên già được bằng chú sâu bình thường kia già đi trong một ngày.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.Deze worm veroudert in twee dagen zo veel als een normale worm in één dag.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.Dieser Wurm braucht zwei Tage, um so viel zu altern, wie der normale Wurm an einem Tag.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.Este verme demora dois dias a envelhecer tanto como o verme normal envelhece num dia.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.Ii ia acestui vierme doua zile sa imbatraneasca la fel de mult ca celui normal intr-o zi.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.보통의 선충이 하루에 진행되는 노화만큼 진행되려면 이 선충은 이틀이 지나야합니다
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.Temu nicieniowi zabiera dwa dni, by postarzeć się jak zwykły niecien starzeje się w jeden dzień.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.Tomuto červu trvá dva dny, aby zestárnul stejně jako běžný červ za jeden den.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.Παίρνει σε αυτό το σκουλήκι δύο μέρες να γεράσει το ίδιο όσο ένα φυσιολογικό σκουλήκι θα γερνούσε σε μία μέρα.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.За два дні черв"як старіє на стільки, на скільки звичайні черв"яки старіють за один день.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.Този червей за два дни остарява толкова, колкото нормания червей за един ден.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.Этот червь стареет за два дня так же, как обычный червь стареет за день.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.לוקח לתולעת הזו יומיים להזדקן בזמן שלוקח לתולעת הרגילה ביום.
Yaşlanma normal solucanın bir gününü alırken ... ... bu solucanın iki gününü alır.تحتاج هذه الدودة يومان لتكون في نفس العمر الذي تكون عليه الدودة الطبيعية في يوم واحد