Bu solucanlar sıcaklığın uç noktalarında yaşıyorlar.Diese Würmer leben in einem echten Temperatur-Extrem.
Bu solucanlar sıcaklığın uç noktalarında yaşıyorlar.Ezek a férgek extrémen szélsőséges hőmérsékletviszonyok közt élnek.
Bu solucanlar sıcaklığın uç noktalarında yaşıyorlar.Questi vermi vivono a temperature veramente estreme.
Bu solucanlar sıcaklığın uç noktalarında yaşıyorlar.Ten gatunek żyje w krańcowych temperaturach.
Bu solucanlar sıcaklığın uç noktalarında yaşıyorlar.Tieto červy žijú v skutočnom teplotnom extréme.
Bu solucanlar sıcaklığın uç noktalarında yaşıyorlar.Tito červi žijí ve skutečném teplotním extrému.
Bu solucanlar sıcaklığın uç noktalarında yaşıyorlar.Αυτά τα σκουλήκια ζούνε σε ένα πραγματικό θερμοκρασιακό ακραίο.
Bu solucanlar sıcaklığın uç noktalarında yaşıyorlar.Тези червеи живеят при наистина екстремна температура.
Bu solucanlar sıcaklığın uç noktalarında yaşıyorlar.Эти черви живут при экстремальных температурах.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.Aan de bovenkant van deze kokerwormen zitten prachtige rode pluimen.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.E dalla cima di questi vermi tubolari fuoriescono queste bellissime piume rosse.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.En el extremo superior estos gusanos tubícolas tienen plumas branquiales rojas.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.És a csőférgek tetejéből ezek a gyönyörű piros legyezők nyúlnak ki.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.Et, sortant du haut de ces vers tubulaires il y a ces beaux plumets rouges.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.Matojen päistä pilkistävät somat punaiset höyhenistöt.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.관벌레의 윗부분에는 아름다운 붉은 깃털(plume)있어요
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.Şi prin vârfurile acestor tuburi sunt aceste frumoase pene roşii.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.Und aus den Spitzen dieser Röhrenwürmer kommen diese wunderschönen roten Fahnen.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.Và trên đỉnh của những con sâu ống là những chùm lông tơ đỏ tuyệt đẹp
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.Ze špiček těchto červů vlají nádherné červené prapory.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.Z górnych części rurkoczułkowców wyrastają te piękne czerwone pióropusze.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.Z ústí rúrok týchto červíkov vytŕčajú tieto nádherné, červené chumáče.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.А от горната част на тези тръбни червеи излизат тези красиви червени китки пера.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.На голове у них красивые красные перистые щупальца.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.ובחלק העליון של התולעים האלו ישנה פריחה אדומה מדהימה.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.وخارج قمم هذه الأنابيب الملتوية توجد هذه الأعمدة الحمراء الجميلة.
Bu tüp solucanlarının tepesinde çok güzel kırmızı tüyler vardır.赤い羽毛のようなものがついています チューブワームの集団の中に
Cep telefonları üstüne tezimi yazarken, herkesin ceplerinde birer solucandeliği taşıdığını farkettim.A když jsem psala diplomku o mobilních telefonech, zjistila jsem, že každý má ve své kapse takovou červí díru.
Cep telefonları üstüne tezimi yazarken, herkesin ceplerinde birer solucandeliği taşıdığını farkettim.A keď som písala diplomovú prácu o mobiloch, zistila som, že všetci nosíme červiu dieru vo svojich vreckách.
Cep telefonları üstüne tezimi yazarken, herkesin ceplerinde birer solucandeliği taşıdığını farkettim.그리고 제가 핸드폰에 관한 논문을 쓰고 있었을 때 깨달은 것은 모든 사람들이 자기 주머니에 웜홀을 넣고 다닌다는 것이었습니다.
Cep telefonları üstüne tezimi yazarken, herkesin ceplerinde birer solucandeliği taşıdığını farkettim.Ko sem pisala doktorat na temo mobilnih telefonov, sem spoznala, da vsi nosijo okrog črvine v svojih žepih.
Cep telefonları üstüne tezimi yazarken, herkesin ceplerinde birer solucandeliği taşıdığını farkettim.Pisząc pracę dyplomową nt. telefonów komórkowych zrozumiałam, że nosimy tunele czasoprzestrzenne w kieszeni.
Cep telefonları üstüne tezimi yazarken, herkesin ceplerinde birer solucandeliği taşıdığını farkettim.וכשכתבתי את התזה שלי על סלולאריים, הבנתי שכולם נושאים חורי תולעת בכיסים שלהם.
Cep telefonları üstüne tezimi yazarken, herkesin ceplerinde birer solucandeliği taşıdığını farkettim.وعندما كنت اكتب أطروحتي فيما يخص الهواتف المحمولة ادركت ان الجميع كان يحمل في جيبه " النفق الزمني "
Cep telefonları üstüne tezimi yazarken, herkesin ceplerinde birer solucandeliği taşıdığını farkettim.當我係度寫哽關於手機嘅論文時, 我意識到每個人嘅口袋入面都隨身帶著個"蟲洞"。
Cep telefonları üstüne tezimi yazarken, herkesin ceplerinde birer solucandeliği taşıdığını farkettim.皆がワームホールを持ち歩いていることに気がつきました 自分自身を物理的に移動させるのではなく、
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Diga-se, gostei muito mais dele que dos vermes gigantes do deserto.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Ich meine, ich mochte ihn sehr viel mehr, als die Sandwürmer.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Ik bedoel, ik vond hem veel leuker dan de zandwormen.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Jag menar, jag gillade honom mycket mer än sandmaskarna.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Je veux dire, je l'aimais beaucoup plus que les vers de sables.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.왜 이 이야기를 드리느냐 하면, 샌드웜보다 그가 훨씬 좋았거든요.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Líbil se mi mnohem víc než píseční červi.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Podobał mi się dużo bardziej niż czerwie.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Quiero decir, me gustaba mucho más que los gusanos.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Sokkal jobban kedveltem őt, mint a homokférgeket.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Theo tôi, tôi thích hắn ta hơn lũ rươi nhiều.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Voglio dire, mi piaceva molto di più dei vermi delle sabbie.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Vreau să spun, îmi plăcea mult mai mult decât viermii de nisip.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Αυτός ο χαρακτήρας μού άρεσε πολύ περισσότερο από τους αμμοσκώληκες.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Искам да кажа, че го харесвах много повече от пясъчните червеи.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.Я это к тому, что он мне нравился гораздо больше, чем песчаные черви.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.הוא מצא חן בעיני הרבה יותר מהעקלתונים.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.أعني بأنني أحببته أكثر بكثير من دودتي الكتب
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.サンドワームもいいけど 一番好きかと聞かれると
DG: Bu, solucanın dişisi.Đây là giống cái của loài giun này
DG: Bu, solucanın dişisi.이것은 이 벌레의 암컷인데요
DG: Bu, solucanın dişisi.דייב: זאת הנקבה של תולעים אלו
DG: Bu, solucanın dişisi.ديفيد جالو: هذه هي أنثى هذا النوع من الديدان.
DG: Bu, solucanın dişisi.こちらはオスです