Ana içeriğe geç
Sözlük

sof ile cümle

sof kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Men da han hadde talt, bad en fariseer ham at han vilde ete hos ham; han gikk da inn og satte sig til bords.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Pe cînd vorbea Isus, un Fariseu L -a rugat să prînzească la el. El în intrat şi a şezut la masă.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Pendant que Jésus parlait, un pharisien le pria de dîner chez lui. Il entra, et se mit à table.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Като говореше, един фарисей Го покани да обядва у него; и Той влезе и седна на трапезата.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Когда Он говорил это, один фарисей просил Его к себе обедать. Он пришел и возлег.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Як же Він промовляв, просив Його Фарисей один, щоб обідав у него; ввійшовши ж, сів за столом.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.ויהי בדברו ויבקש ממנו פרוש אחד לאכל אתו לחם ויבא הביתה ויסב׃
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.وفيما هو يتكلم سأله فريسي ان يتغدى عنده. فدخل واتكأ.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.說 話 的 時 候 、 有 一 個 法 利 賽 人 請 耶 穌 同 他 喫 飯 . 耶 穌 就 進 去 坐 席
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.說話 的 時候 、 有 一 個法 利賽人請耶穌同 他 喫飯 . 耶穌 就 進去 坐席
İş bulmak ve kişisel gelişim kaydetmek için Sofya’ya taşınmam gerektiğini düşünüyordum.”Ajattelin, että minun on muutettava Sofiaan saadakseni töitä ja voidakseni kehittää itseäni."
İş bulmak ve kişisel gelişim kaydetmek için Sofya’ya taşınmam gerektiğini düşünüyordum.”Azt hittem, Szófiába kell majd költöznöm ahhoz, hogy munkát találjak és fejleszthessem magam.”
İş bulmak ve kişisel gelişim kaydetmek için Sofya’ya taşınmam gerektiğini düşünüyordum.”Jag trodde jag måste flytta till Sofia för att hitta ett jobb och utvecklas som person.”
İş bulmak ve kişisel gelişim kaydetmek için Sofya’ya taşınmam gerektiğini düşünüyordum.”Jeg troede, jeg ville blive nødt til at flytte til Sofia for at få et job og udvikle mig personligt."
İş bulmak ve kişisel gelişim kaydetmek için Sofya’ya taşınmam gerektiğini düşünüyordum.”Mislila sem, da se bom po diplomi vrnila le za nekaj mesecev, da se bom odločila, kam naprej.
İş bulmak ve kişisel gelişim kaydetmek için Sofya’ya taşınmam gerektiğini düşünüyordum.”Myślałam, że będę musiała się przeprowadzić do Sofii, żeby znaleźć pracę i się dalej rozwijać.”
İş bulmak ve kişisel gelişim kaydetmek için Sofya’ya taşınmam gerektiğini düşünüyordum.”Pensaba que debería trasladarme a Sofía para conseguir un trabajo y desarrollarme personalmente».
İş bulmak ve kişisel gelişim kaydetmek için Sofya’ya taşınmam gerektiğini düşünüyordum.”Pensavo che sarei andata a Sofia, per trovarvi migliori prospettive professionali e sociali».
İş bulmak ve kişisel gelişim kaydetmek için Sofya’ya taşınmam gerektiğini düşünüyordum.”Μετά την αpiο-φοίτησή ου αpiοφάσισα να εpiιστρέψω εδώ για λίγου ή-νε έχρι ότου αpiοφασίσω τι θα κάνω.
İstemiyordum sofranın huzuru bozulsun.Dieser Abend wird nicht kentern
İstemiyordum sofranın huzuru bozulsun.No tengo intención de remenear el bote,
İstemiyordum sofranın huzuru bozulsun.אין בכוונתי ליצור מהומה
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››A ona povedala: Tak je, Pane, lebo aj šteňatá jedia z odrobiniek, ktoré padajú zo stola ich pánov.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››A ona řekla: Takť jest, Pane. Avšak štěňata jedí drobty, kteříž padají z stolů pánů jejich.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››A ona rzekła: Tak jest, Panie! a wszakże i szczenięta jedzą odrobiny, które padają z stołu panów ich.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Ao que ela disse: Sim, Senhor, mas até os cachorrinhos comem das migalhas que caem da mesa dos seus donos.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››"Benar, Tuan," jawab wanita itu, "tetapi anjing pun makan sisa-sisa yang jatuh dari meja tuannya.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››,,Da, Doamne``, a zis ea, ,,dar şi căţeii mănîncă fărămiturile cari cad de la masa stăpînilor lor.``
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Hon sade: »Ja, Herre. Också äta ju hundarna allenast av de smulor som falla ifrån deras herrars bord.»
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››여자가 가로되 주여 옳소이다마는 개들도 제 주인의 상에서 떨어지는 부스러기를 먹나이다 하니
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Men hun sa: Det er sant, Herre! for de små hunder eter jo av de smuler som faller fra deres herrers bord.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Men hun sagde: "Jo, Herre! de små Hunde æde jo dog også af de Smuler, som falde fra deres Herrers Bord."
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Ona pa reče: Da, Gospod, toda tudi psički jedo od drobtinic, ki padajo z mize njih gospodarjev.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Oui, Seigneur, dit-elle, mais les petits chiens mangent les miettes qui tombent de la table de leurs maîtres.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Sie sprach: Ja, HERR; aber doch essen die Hündlein von den Brosamlein, die von ihrer Herren Tisch fallen.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Y ella dijo: --Sí, Señor. Pero aun los perritos comen de las migajas que caen de la mesa de sus dueños
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››А вона каже: Так, Господи; тільки ж і собаки їдять кришки, що падають із стола в господаря їх.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››А тя рече: Така, Господи; ни и кученцата ядат от трохите, които падат от трапезата на господарите им.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Она сказала: так, Господи! но и псы едят крохи, которые падают со стола господ их.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››ותאמר כן אדני אפס כי גם צעירי הכלבים יאכלו מפרורים הנפלים מעל שלחן אדניהם׃
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››فقالت نعم يا سيد. والكلاب ايضا تأكل من الفتات الذي يسقط من مائدة اربابها.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››婦 人 說 、 主 阿 、 不 錯 . 但 是 狗 也 喫 他 主 人 桌 子 上 掉 下 來 的 碎 渣 兒
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››婦人說 、 主阿 、 不 錯 . 但是 狗 也 喫他 主人 桌子 上 掉下 來 的 碎渣兒
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.A synowie Helema, brata jego: Sofach, Jemna, i Seles, i Amal.
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.Con trai của Hê-lem, anh em Sê-me, là Xô-pha, Dim-na, Sê-lết, và A-manh.
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.Con_trai của Hê-lem , anh_em Sê-me , là Xô-pha , Dim-na , Sê-lết , và A-manh .
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.De zonen van zijn broer Ho-tham waren Zofah, Jimna, Seles en Amal.
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.Figli di Chelem suo fratello: Zofach, Imna, Seles e Amal
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.Fiii lui Helem, fratele său: Ţofah, Imna, Şeleş şi Amal.
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.Fils d`Hélem, son frère: Tsophach, Jimna, Schélesch et Amal.
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.Hans broder Helems söner voro Sofa, Jimna, Seles och Amal.
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.Hans Broder Hotams Sønner: Zofa, Jimna, Sjelesj og Amal.
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.Hotam, saudara Yaflet yang seorang lagi, mempunyai 4 anak laki-laki: Zofah, Yimna, Seles dan Amal
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.In. sinovi Helema, brata njegovega: Zofah, Imna, Seles in Amal.
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.Ja hänen veljensä Heelemin pojat olivat Soofah, Jimna, Seeles ja Aamal.
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.그 아우 헬렘의 아들들은 소바와 임나와 셀레스와 아말이요
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.Los hijos de su hermano Helem fueron: Zófaj, Imna, Seles y Amal
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.Og hans bror Helems sønner var Sofah og Jimna og Seles og Amal.
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.Os filhos de seu irmão Helem: Zofa, Imna, Seles e Amal.
Kardeşi Helemin oğulları: Sofah, Yimna, Şeleş, Amal.Synové pak Helema, bratra jeho: Zofach, Jimna, Seles a Amal.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod