Sizi uyandırdım mı arkadaşlar?Did I wake you guys?
Sadece sizi arıyordum arkadaşlar.I was just looking for you guys.
Sizinle nasıl temasa geçerim?How do I get in touch with you?
Tom sizin için iyi değil.Tom is no good for you.
O sizin bakış açınıza bağlı olabilir.That might depend on your point of view.
Peki, sizin için ne yapabilirim?So, what can I do for you?
Affedersiniz, sizinle kısa bir süre konuşmak istiyorum.Excuse me, I'd like to talk with you for a moment.
Sizinle görüşmek istediğim bir şey var.There's something I'd like to discuss with you.
Sizin için bir sakıncası yoksa, biraz daha uzun kalmak istiyorum.If it's all right with you, I'd like to stay for a while longer.
Sizi tanımak güzel.Nice to know you.
Bu benim koltuğum mu yoksa sizin mi?Is this my seat or yours?
Sizinle başka bir şey hakkında konuşmak istiyordum.I'd like to talk to you about something else.
Tıpkı sizin buyurduğunuz gibi!As you wished!
Tanrının sizin için bir planı var.God has a plan for you.
Sizi büyük bir hata yapmaktan vazgeçirtmeye çalışıyorum.I'm trying to stop you from making a big mistake.
Artık sizinle çalışmayacağım.I'm not going to be working with you anymore.
Tom sizi yanlış anlamış olabilir.Tom may have misunderstood you.
Tom sizi görmek için burada.Tom is here to see you.
Tom sizin için masaya biraz para bıraktı.Tom left some money on the table for you.
Sizin için bir şey yapabildiğime memnun oldum.I'm glad I could do something for you.
Tom bunu sizin için bırakmış olmalı.Tom must've left this for you.
Sizinle hemen konuşmak zorundayım.I have to speak with you immediately.
Sizinle konuşmak benim için bir zevkti.It was a pleasure for me to speak with you.
Önemli olan, kamuoyunun sizi nasıl algıladığıdır.What matters is the way the public perceives you.
Sizi hatırlayacağım!I'll remember you!
Günde bir aspirin almak sizin için kötü olabilir.Taking an aspirin a day can be bad for you.
Sizi tekrar görmek güzeldi.It was nice to see you again.
Sizi özledim çocuklar.I missed you kids.
Kimse sizi duyamıyor.Nobody can hear you.
Sizi rahatsız ediyor muyuz?Are we disturbing you?
Başka kim sizinle birlikte?Who else is with you?
Bugün sizin doğum gününüz mü?Is today your birthday?
İnsan vücudundaki en büyük organ nedir? Cevap sizi şaşırtabilir.What is the largest organ in the human body? The answer may surprise you.
Sizinle tanışmak şimdiye kadar başımdan geçen en iyi şeylerden biridir.Meeting you is one of the best things that ever happened to me.
Tom sizin izniniz olmadan gitmedi.Tom wouldn't leave without your permission.
Hangi sinek sizi ısırdı?Which fly bit you?
Ben sizin için mükemmel kişiyi tanıyorum.I know the perfect person for you.
@ işareti sizin dilinizde nasıl telaffuz edilir?How is the @ sign pronounced in your language?
Sanırım onlardan birini alırsam bu sizi rahatsız etmez.I assume it won't bother you if I take one of them.
Bu benim kedim. O sizinki.This is my cat. That one is yours.
Sizin hayatlarınızı kurtardım.I helped you save your lives.
"Mutlu Noeller, amca! Tanrı sizi korusun!" neşeli bir ses haykırdı."A merry Christmas, uncle! God save you!" cried a cheerful voice.
Marta sizi sever.Martha loves you.
Dinleyin, Tom sizin burada olduğunuzu bilemezListen, Tom can't know you're here.
Burada sizin için bir yer olduğunu düşünüyorum.I think there's a place for you here.
Daha önce sizinle tanışma şerefine ermedim.I don't believe I've had the pleasure.
Ben sizin durumunuzda bir istisna yapacağım.I'll make an exception in your case.
Tom sizinle hemen hemen aynı yaşta, herhalde.Tom is about the same age as you, I suppose.
Sizinle bir şey hakkında konuşmam gerekir.I need to speak to you about something.
Sizin ne istediğinizi bildiğinizi sanmıyorum.I don't think you know what you're asking.
Biz özellikle sizin müzik programınızla ilgileniyoruz.We're particularly interested in your music program.
Sizin yardımınızla, biz Tom'u yakalayacağız.With your help, we'll catch Tom.
Ben gerçekten böyle acı içinde sizi görmekten nefret ediyorum.I really hate to see you in such pain.
Zorundaysam sizi tutuklayabilirim.I can arrest you if I have to.
Onlar sizi bir ya da iki günlüğüne misafir edecek.They'll put you up for a day or two.
Belki bu sizi neşelendirecek.Maybe this'll cheer you up.
Belki bu sizi mutlu edecek.Maybe this'll cheer you up.
Sizi keyiflendirecekler.They'll cheer you up.
Sizi mutlu edecekler.They'll cheer you up.
Sizin yaşamlarınız büyük tehlikede.Your lives are in great danger.