Sizin için büyük planlarım var.We have big plans for you.
Sizin için büyük planlarımız vardı.We had big plans for you.
Biz sizi bekledik.We waited for you.
Sizin hâlâ orada olduğunuzu biliyoruz.We know you're still there.
Muhtemelen sizi bir doktora götürmeliyiz.We should probably get you to a doctor.
Sizi bir doktora götürmeliyiz.We should get you to a doctor.
Masada sizin için büyük bir paket var.There's a big package on the desk for you.
Bu ayakkabılar sizin için çok büyük mü?Are these shoes too big for you?
Uzun süredir sizin büyük bir hayranınızım.I've been a big fan of yours for a long time.
Ben sadece sizi büyük bir hata yapmaktan durdurmaya çalışıyorum.I'm just trying to stop you from making a big mistake.
Sizin evin bir bodrumu var mı?Does your house have a basement?
Herkese merhaba! Biz sizi eğlendirmek için buradayız.Hello, everybody! We're here to entertain you.
Sizinle birlikte başka kim var?Who else is there with you?
Sizi arayabilir miyim?Can I call you?
Sizinle konuşabilir miyiz?Can we have a word with you?
Sizin bodrumda gizlenebilir miyiz?Can we hide in your basement?
Sizin taraftan kapıyı açabilir misiniz?Can you open the door from your side?
Sizinle bir saniye konuşabilir miyim çocuklar?Can I talk to you guys for a second?
Sizin bayanlar tuvaletini kullanabilir miyim?Can I use your ladies' room?
Sizi bırakabilir miyim?Can I offer you a ride?
Sizin için daha fazla ne yapabileceğimi bilmiyorum.I don't know what more I can do for you.
Sizi kaybedeceğimden korkuyordum.I was afraid I was going to lose you.
Bunun sizin için ne anlama geldiğini biliyorum.I know how much this means to you.
Sizi buna karıştırdığım için üzgünüm.I'm sorry I got you mixed up in this.
Ben hemen sizin için bir tane alacağım.I'll get one for you right away.
Affedersiniz. Buranın sizin koltuğunuz olduğunu bilmiyordum.I beg your pardon. I didn't know this was your seat.
Bunun sizin için herhangi bir faydası var mı?Is this of any use to you?
Tom sizi ısırdı mı?Did Tom bite you?
Savunucu olmayın. Sizi suçlamıyorum.Don't get defensive. I'm not blaming you.
Sizi büyük bir etnologla tanıştırayım.I introduce you to a great ethnologist.
Sizin sakinleşmeye ihtiyacınız var.You guys need to calm down.
Sizin için biçilmiş kaftan işiniz var.You have your work cut out for you.
Sizinle çalışmak zor.You're difficult to work with.
Sizin için çalışmak bir zevk.You're a pleasure to work for.
Eğer istiyorsanız iş sizin.The job is yours if you want it.
Tom, birisi sizi görmek için burada.Tom, someone is here to see you.
Tom, burada sizi görmek isteyen biri var.Tom, someone is here to see you.
Bu sizi teşvik etmelidir.This must encourage you.
Gazetede sizin hakkınızda yalnızca iyi şeyler yazmışlar.They only wrote good things about you in the newspaper.
Bu sadece sizin için geldi.This just came in for you.
Sizi yakaladık.We caught you.
Ben sizin vekilinizim.I'm your deputy.
Sizin için kötü haberim var.I've got bad news for you.
Zavallı kız! O haykırdı, sizin için ne yapabilirim?Poor girl! she cried, what can I do for you?
Çok üzgünüm ama sizin adınızı unuttum.I'm so sorry, but I forgot your name.
Bunun neden sizin için bu kadar önemli olduğunu sorabilir miyim?Can I ask why this is so important to you?
O sizi memnun ediyor mu?Does it please you?
Sizi bu tür bir işe ne çekti?What drew you to this kind of work?
Sizin için hâlâ bir ümit olabilir.There may be hope for you yet.
Sizi kimsenin izlemediğinden emin misiniz?Are you certain nobody followed you?
Sizi kim davet etti?Who invited you guys?
Sizi affetmedim.I haven't forgiven you.
Bu sandalye sizin.This chair is yours.
Hangi bira sizin?Which beer is yours?
Tom sizinle irtibat kuracak.Tom will contact you.
Sizin için çok hızlı konuşuyor muyum?Am I talking too fast for you?
Sizinle nerede buluşabiliriz?Where can we meet you?
Tom sizi görmeyi istiyor.Tom has been asking to see you.
Tom sizi görmeye gelmek için ısrar etti.Tom insisted on coming to see you.
Tom şimdi meşgul ve sizinle konuşamaz.Tom is busy now and can't speak to you.