siz ile cümle
siz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir beyefendi sizin yokluğunuzda aradı, efendim.A gentleman called in your absence, sir.
Sizi görmeyi umuyorum.I hope to see you.
Sizinle tanışabilmek büyük bir onur.It's a great honor to be able to meet you.
Sizinle tanışmaktan onur duydum.I am honored to meet you.
İsterseniz size söylerim.I will tell you if you wish.
Şirketimize ziyarette bulunmak için zaman ayırdığınız için size teşekkürler.Thank you for taking the time out to pay a visit to our company.
Annen muhtemelen sizin dağa tırmanışınıza itiraz edecektir.Your mother will probably object to your climbing the mountain.
Sizden sabırsızlıkla haber bekliyorum.I am looking forward to hearing from you.
Yanıtınızı bekliyordum ama sizden haber almadım.I have been waiting for your reply, but have not heard from you.
Babanızın bir trafik kazasında öldüğünü size bildirmem söylendi.I was told to inform you that your father was killed in an accident.
Dükkana girdim ve bir tezgahtar "Size yardımcı olabilir miyim?" dedi.I entered the shop, and a clerk said, "May I help you?"
Eve kadar size eşlik edebilir miyim?May I escort you home?
Sizi endişelendirmek istemiyorum.I don't mean to make you worry.
Bu sizin sorumluluğunuzdadır. Bu gülüp geçiştireceğiniz türden şeyler değil.This is your responsibility. It's not the kind of thing you can laugh off.
Size yardım edemem. Aslına bakarsanız şu anda çok meşgulüm.I can't help you. As a matter of fact, I'm very busy just now.
Sizi rahatsız ettiysem üzgünüm.I am sorry if I disturbed you.
Sizi rahatsız etmediğimi umuyorum.I hope I'm not disturbing you.
Umarım sizi rahatsız etmiyorumdur.I hope I'm not disturbing you.
Misafirperverliğiniz için size çok teşekkür ederim.Thank you very much for your hospitality.
Sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm fakat sizin için bir telefon çağrısı var.I'm sorry to disturb you, but there's a phone call for you.
Sorununuz varsa, ben size yardımcı olurum.I will help you if you are in trouble.
Bir sorununuz varsa, size yardımcı olmaktan mutluluk duyarım.I'd be happy to help you if you're having trouble.
Ya sizin töreleriniz?What about your manners!
Sizden biraz para ödünç alabilir miyim?Can I borrow some money from you?
Sizin yüzünüz bana tanıdık.Your face is familiar to me.
Sizinle tanışmak bir zevkti.It was a pleasure to meet you.
Sizin hakkınızda çok şey duydum.I've heard a lot about you.
Sizin için bir portakal soyacağım.I'll peel an orange for you.
Siz insanları anlamıyorum.I don't see your point.
Size asansörü göstermeme izin verin.Let me show you to the elevator.
Benim takımım sizinkine karşı şans eseri yenilirse dişimi kıracağım.I'll eat my hat if, by some chance, my team loses to yours.
Bize verdiğin tüm yardım için size çok minnettarız.We are very grateful to you for all the help you have given us.
Her zaman sizi görmek istedim.I always wanted to see you.
Size uzun ve mutlu bir evlilik hayatı diliyorum.I wish you a long and happy married life.
Ne kadar bu konuda sızlanmaya devam edeceksin? Geçmişi değiştiremezsiniz.How long are you going to keep whimpering about that? You can't change the past.
Sizinle ne zaman ve nerede karşılaştığımı hatırlamıyorum.I don't remember when and where I met you.
Size yardım etmekten her zaman mutlu olacağım.I will be glad to help you anytime.
Sizin için uygun olduğu zaman gelebilirsiniz.You may come whenever it is convenient for you.
Ne zaman sizin için uygun olurdu?When would it be convenient for you?
Ne zaman sizin için iyi bir zamandır?When is a good time for you?
Ben, bir gün sizi ziyaret edebilir miyim?May I call on you some day?
Hiç olmazsa, bu sizin için iyi bir deneyim olacaktır.At any rate, it will be a good experience for you.
Benim niyetim size herhangi bir şekilde zarar vermek değildir.It is not my intent to hurt you in any way.
Lütfen size bazı sorular sormama izin verin.Please permit me to ask you some questions.
O, sizin sözlük değil mi?Isn't that your dictionary?
Amerika'dan döner dönmez en kısa sürede sizinle irtibata geçeceğim.I'll get in touch with you as soon as I return from America.
O mayo sizde gerçekten iyi görünüyor.That swimsuit looks really good on you.
O, sizi görmek isteyen kadındır.That's the woman who wants to see you.
O çocuk her zaman sızlanıyor.That child is always fretting.
Kalbim açlıktan ölen o çocuklar için sızlıyor.My heart aches for those starving children.
Şu otobüs sizi hayvanat bahçesine götürecektir.That bus will take you to the zoo.
Sanırım sizin bedeniniz bitti.I think we're out of your size.
Hem onlar hemde siz sıradan insanlarsınız.They as well as you are ordinary people.
Sizin yanınız sıra, onlar da sıradan insanlar.They as well as you are ordinary people.
Siz Amerikalıların bir yerden bir yere taşınmayı sevdiğinizi duydum.I hear you Americans like to move from place to place.
Siz çok hoş bir seyircisiniz.You're such a lovely audience.
Sizden kaç kişi var?How many of you are there?
Size yardım etmek benim görevim.It's my duty to help you.
Üzgünüm, ben size yardımcı olamam.I'm sorry, I can't help you.
Ben sizin tarafınızdayım.I'm on your side.