Ana içeriğe geç
Sözlük

siyasa ile cümle

siyasa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bütün yurttaşların siyasal haklara sahip olmasını sağladı.Alleen rijksburgers hebben volledige politieke rechten.
Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Vol.Tijdschrift voor Hoger Onderwijs, vol.
Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Vol.Komisja Nauk Prawnych, vol.
Devlet başkanının siyasal açıdan sorumluluğu bulunmamaktadır.Prezydent nie jest politycznie odpowiedzialny przed nikim.
Daha sonra siyasal önemini biraz yitirdi.Później jego znaczenie polityczne zmniejszyło się.
1860-1870’ncı yıllarda Tyutçev’in eserlerinde siyasal şiirler ekseriyetî teşkil eder.W latach 1860-1870 w dorobku poetyckim Tiutczewa znaczne miejsce zajmują wiersze polityczne.
2000-2007 yılları arasında Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü'nde Doçent olarak görev almıştır.Co najmniej w latach 2002-2010, fałszowano część wrażliwych politycznie danych statystycznych.
Grenoble Siyasal Bilgiler Enstitüsü'nü bitirmiştir.Ukończył Institut d'études politiques de Grenoble.
Political Power and Social Classes (Siyasal İktidar ve Sosyal Sınıflar).Partie polityczne albo organizacje klasowe).
Bu yenilgiden sonra topraklarındaki siyasal ve askeri gücünü büyük ölçüde yitirdi.Po tej klęsce Soba przestała być liczącą się siłą polityczną i wojskową w regionie.
Siyasal aktivizmin yanı sıra şiirlerini yayımlamaya odaklandı.Oprócz działalności poetyckiej zajmował się również publicystyką.
Siyasal Danışma Komitesi kurulacaktır.Powołano do życia Polityczny Komitet Porozumiewawczy.
Savaştan sonra siyasal yaşamdan uzaklaştı.Po wojnie wycofał się z życia politycznego.
Aspasia'nın Perikles ile olan ilişkisi ve buna bağlı siyasal nüfuzu tepki uyandırmıştır.Związek Aspazji z Peryklesem i wynikające z tego jej wpływy polityczne, wywoływały sprzeciw.
Kıbrıslı Türklerin Milli Cephe Partisi'nden sonra kurdukları ikinci siyasal partidir.Obecnie jest drugą co do znaczenia partią polityczną w Szkocji, po Szkockiej Partii Narodowej.
Başkentteki siyasal yapı ülkenin ekonomik sorunlarının üstesinden gelemedi.Administracja kolonialna nie była w stanie zapobiec problemom gospodarczym.
Kendi ırkının üstünlüğü bir eğitim politikası ve siyasal propaganda aracı olarak benimsenir.Jednokierunkowa komunikacja polityczna jest rozumiana jako tożsama z propagandą.
Cumhuriyetin ilanından sonra Cağaloğlu semti siyasal nitelik ve ağırlığını kaybetmiştir.W ramach tej reorganizacji dywizjon utracił swój numer i etat.
Pleblerin siyasal hakları bulunmaz, devletin yüksek kademelerinde görev alamazdı.Niewierni byli obywatelami drugiej kategorii i nie mogli zajmować wysokich pozycji państwowych.
Avrupa'nın en canlı ekonomisine sahip ülkenin otoriter siyasal sistemi felce uğramıştı.Jedyny w podbitej Europie tak rozbudowany system sądownictwa.
Bunu geleneksel siyasal alanın kategorileriyle tanımlamak doğru sonuçlar vermeyecektir.Nie jest możliwe jego rozwiązanie na polu ekonomii klasycznej.
İktidar: Egemenliği elinde bulunduran,yönetme gücüne sahip siyasal topluluktur.Nadrzędność systemu politycznego – urzeczywistnia on zwierzchnią władzę w społeczeństwie.
Bordeaux Siyasal Bilgiler Enstitüsü'nü bitirdi.Ukończył Instytut Nauk Politycznych w Bordeaux.
Siyasal partilere izin verilmedi.Partipolitiska arrangemang tillåts inte.
Daha sonra siyasal önemini biraz yitirdi.Det förlorade senare mycket av sitt politiska inflytande.
Devlet başkanının siyasal açıdan sorumluluğu bulunmamaktadır.Presidenten förväntas hålla sig utanför politiken.
Kesinlikle hayatımda hiçbir siyasal kuruluşa üye olmadım."Själv hade jag inget politiskt skyddsnät."
Federalist Parti veya İlk Hamiltonyan Parti ABD'de kurulan ilk siyasal partidir.Join, or Die är Amerikas första politiska skämtteckning.
6 Eylül 1987 - Siyasal yasakların kalkması için - %50,16 evet oyuyla kabul edildi.20 september – Frankrike godkänner Maastrichtavtalet med 50,5 % ja-röster.
Siyasal İktisat.Politiska skäl.
Siyasal eylemleri nedeniyle işine son verilince avukatlık yapmaya başladı.Han hade nämligen för att helt kunna ägna sig åt politiken lämnat sin tidigare verksamhet som advokat.
Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Vol.I Tidskrift för litteraturvetenskap, vol.
Avustralya İşçi Partisi (İngilizce: Australian Labor Party; ALP), Avustralya'daki siyasal partilerden biridir.Han är medlem i Australiens arbetarparti (Australian Labor Party, ALP).
Aynı fakültede Siyasal davranış enstitüsünü kuran Unat, yurt dışında birçok yerde çalışmalar yaptı.Han är därmed den ende i den sittande politbyrån som har studerat utomlands.
19. Yüzyıldan 20. Yüzyıla Modern Siyasal İdeolojiler.9) Politisk antisemitism på 1800-talet.
Siyasal Bilgiler Okulu Mali Şubesi mezunudur.Medborgarskolan tar över Skånska målarskolan.
Kutsal İttifak Devletleri’nin siyâsâl sistemi, Amerika’nınkinden tamamen farklıdır.Observera att USA:s fattigdomsgräns är en helt annan än den internationella.
İstanbul 1976 Kadınlar ve Siyasal-Toplumsal Hayat.En sårad civilisation från 1976 och Indien.
Ancak yaşantısı siyasal alanda etkin görevler alarak değil, bir düşünce üreticisi olarak devam etti.Den levde dock kvar länge än i folkmedvetandet, som en viktig bemärkelsedag.
Bunlar, şu biçimde özetlenebilir: Ortak siyasal ve hukuksal değerler ile uygulamaların varlığı.Hur ska vi förstå begrepp såsom laglig rätt och laglig skyldighet?
Siyasal örgütlerin destekçisi.Kommunistiska stödorganisationer..
2005 (Siyasal Üzerine, İletişim yay.2005 – På väg hem...
Uruguay, Güney Amerika'da ekonomik ve siyasal olarak en dengeli ülkelerden biridir.Mali är ett av de politiskt och socialt mera stabila länderna i Afrika.
Siyasal gerçekçiler ise, “Bu politika ulusun gücünü ne yönde etkileyecektir ?” diye düşünürler.А політичний реаліст запитує: «Як ця політика впливає на силу нації?».
Genişleme hareketinin sosyal ve siyasal amaçları vardı.Виступ мав соціальні та політичні причини.
4- Siyasal gerçekçilik, siyasal eylemin moral öneminin farkındadır.Четвертий принцип стверджує, що політичний реалізм визнає моральне значення політичної дії.
Demokratik Toplumda Siyasal Çelişki.Диктатура не сумісна з політичною демократією.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.Спосіб продукції матеріяльного життя зумовлює соціальний, політичний і духовний процес життя взагалі.
Siyasal partilere izin verilmedi.Політичні партії заборонені.
Kent ve Siyasal Şiddet.Тероризм та політичне насильство.
Federalist Parti veya İlk Hamiltonyan Parti ABD'de kurulan ilk siyasal partidir.Федералістська партія (англ. Federalist Party або Federal Party) — перша політична партія США.
Bu reformlar ağır siyasal koşullarda yürütülüyordu.Революція розвивалася в напруженій політичній обстановці.
Siyasal bilimler öğrencisi Haydar (Umut Kurt); "Biz çalgıcı adamız.Співупорядник збірників наукових праць: «Жовківщина.
Yeni kurulan siyasal sistemin sağlıklı biçimde işlemesi için çaba gösterdi.Нова більшовицька влада взялася активно створювати правоохоронну систему.
1860-1870’ncı yıllarda Tyutçev’in eserlerinde siyasal şiirler ekseriyetî teşkil eder.У 1860-1870-і роки у творчості Тютчева переважали політичні вірші.
Siyasal istikrarsızlığın artması.Наростання політичної нестабільності.
Her siyasal ahlakilik, ahlaki görünen bir eylemin siyasal sonuçlarını hesaba katmak zorundadır.Практично кожна дія, пов'язана з моральним вибором, має свої наслідки.
François, V. Karl'a karşı siyasal girişimlerini sürdürdü.Георгій V спрямовував свої зусилля на боротьбу з гірськими народами.
Pleblerin siyasal hakları bulunmaz, devletin yüksek kademelerinde görev alamazdı.Він не має права голосу в політичних питаннях, не може займати посад в державних установах.
1987 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdi.У 1987 році він вступив на факультет політичних наук Стамбульського університету .
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod