Avcı silaha cephane koydu.The hunter put ammunition in the gun.
Bir silaha sahip olduğunuz doğru değil mi?Isn't it true that you own a gun?
Duck Hunt'ı oynamak için hafif silaha ihtiyacın var.You need the light gun to play Duck Hunt.
Tom'un sana verdiği silaha ne olduğunu bilmek istiyorum.I want to know what happened to the gun Tom gave you.
Tom'dan aldığın silaha ne olduğunu bilmek istiyorum.I want to know what happened to the gun you received from Tom.
Bir silaha ihtiyacım yok.I don't need a gun.
Bir silaha ihtiyacım var.I need a weapon.
Bir silaha ihtiyacın olmayacak.You won't need a gun.
Ben asla bir silaha dokunmadım bile.I've never even touched a gun.
Yerli nüfus göçmenlere karşı silaha sarıldı.The indigenous population took up arms against the settlers.
Tom niçin bir silaha ihtiyaç duyuyor?What does Tom need a gun for?
Sami silaha dokundu.Sami touched the gun.
Sami ve Leyla'nın ikisi de silaha atladı.Sami and Layla both dove for the gun.
Bu bölgede silaha sahip olmak için lisansa ihtiyacınız yok.Here they do not need a licence to have a gun.
Birisi daha iyi bir silaha ihtiyaç duyuyorsa... ...eskisini satıp yenisini alabilir.So if he needs a new gun, a better gun, he can bring his old gun, sell it and buy a new one.
Tek yaptığı oyuncak bir silaha sahip olmaktı.He did after all have a toy gun.
Bu sayede, silaha ihtiyaç kalmaz.And all short term investments may appear to solve problems.
Çoğu başka yerel silaha sarılmadı.Many other natives didn't take up arms.
Yaptığımız vortex adında bir silaha bakmak için Fracture'ı başlattım.I booted up Fracture to look at one of the weapons we did, which was called the Vortex.
"T92" en güçlü silaha sahiptir, bu silahın ortalama hasarı 2.250'dir.The "T92" (Tee ninety two) has the most powerful gun, that has an average damage of 2250.
Avlanmak için ekstra bir silaha ihtiyacınız olacak.You'll need an extra gun for hunting.
Sanırım hanımefendi bir silaha benzediğini söylemişti.I think she said it looks like a gun.
Sizin için bu silaha yakın olmak tedirgin edici olabilir.For you, and you heard already, being so close to this gun may make you feel uneasy.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Ladies and gentlemen, looking at this gun, we are confronted with the ugly side of the human mind.
BH nüfusunun yaklaşık beşte biri ruhsatsız silaha sahip. [Reuters]About a fifth of the BiH population owns unregistered weapons. [Reuters]
Polis protestocuları dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullanırken silaha basvurmadi.Police used teargas, but no lethal weapons, to disperse the protestors.
Bunlara ek olarak yine Armstrong tarafından üretilen on adet 36 librelik silaha sahiptiler.These were supplemented with ten 36-pounder guns, also manufactured by Armstrong.
Kol, hazneden silaha mermi besleyecek ve onları birer birer ateşleyecektir.The crank would feed rounds into the weapon from the hopper, and would fire them one by one.
Silaha genellikle beş kişilik bir ekip tarafından servis yapıldı.The weapon was usually serviced by a crew of five.
Meşru orduyu atlayıp, silaha sarılmak aşırıcı bir önlemdir.Bypassing the legitimate military and taking up arms is an extreme measure.
Sadece Dört Polisin tüfekten daha güçlü herhangi bir silaha sahip olmasına izin verilecekti.[2]Only the Four Policemen would be allowed to possess any weapons more powerful than a rifle.[2]
O ne silaha ne de pantolona asla dokunmadığını iddia etmektedir.Dias betont aber, dass er nie Uniform oder Waffen trug.
İspanya Kimyasal silaha sahip olduğunu ve kullandığını uzun yıllar boyunca gizli tuttu.Er verfüge über industriell hergestellte chemische Waffen und habe diese bereits eingesetzt.
Kurulduğunda çok az personel ve silaha sahipti.Er war allerdings noch schwach gepanzert und bewaffnet.
İspanya İç Savaşı sırasında silaha ait ufak tefek sorunlarda geliştirildi.La porte a été légèrement endommagé pendant la Guerre Civile espagnole.
O ne silaha ne de pantolona asla dokunmadığını iddia etmektedir.Il paraît certain qu'il ne portait pas d'armes et n'en fit jamais usage.
İki antlaşma da, her silaha bir nükleer başlık olmasını konu ediniyordu.Les deux exemples précédemment cités énoncent clairement le rôle de l'arme nucléaire.
Şişeyi kırıp silaha çevirdi.Rompió la botella y la tornó en un arma.
Bazı askerler silaha ait şarjörün düştüğünü ve ses yaptığını rapor etmiş.Algunos soldados reportaron que los contenedores de munición caían solos y cascabeleaban.
Bu motorlar silaha kısa ve uzun menzil sağlamaktadır.Las armas portadas por un carro combinaban largo y corto alcance.
Bu silaha ait altı mermi ve aletleride taşımaktaydı.Es capaz de llevar seis cargas de munición para el arma y sus herramientas de mantenimiento.
O ne silaha ne de pantolona asla dokunmadığını iddia etmektedir.Sus armas nunca fallan el objetivo, nunca queda sin municiones y no tienen gatillos.
Bu sayede silaha ait mermiler uçağın pervanesine isabet etmeden aralıklarla ateşleniyordu.Questa volta i mitraglieri attesero fino a che gli uccelli non si trovarono a tiro.
Geliştirilen bu silaha yine A-19 adı konuldu.Come la vecchia variante, anche questa venne denominata anche A-19.
Oyunun Wii sürümü Wii Zapper adındaki bir silaha benzer ek kontrol aygıtı ile oynanılabilmektedir.Il gioco viene venduto con il Wii Zapper, controller a forma di fucile, per console Wii.
Bu silaha ait altı mermi ve aletleride taşımaktaydı.Foram necessários seis mil desses canhões.
İki antlaşma da, her silaha bir nükleer başlık olmasını konu ediniyordu.Todos os signatários assumiam como objectivo o desarmamento nuclear.
O ne silaha ne de pantolona asla dokunmadığını iddia etmektedir.Zelf beweerde ze later dat ze nooit een stok of pistool bij zich had.
Millî Mücadele'nin bilhassa ilk zamanlarında silaha çok ihtiyaç vardı.Bij het begin van de Eerste Wereldoorlog werd Stark opnieuw onder de wapens geroepen.
İki antlaşma da, her silaha bir nükleer başlık olmasını konu ediniyordu.Met beide wapens kon een nucleaire lading worden verschoten.
NATO üyesi üç ülke (ABD, Birleşik Krallık ve Fransa) nükleer silaha sahiptir.Trzy państwa członkowskie posiadają broń jądrową: Francja, Wielka Brytania oraz USA.
Birçok cinayeti n işlendiği bir silaha Metin’in parmak izini basarak şantaj yaparlar.Wyjęto z niego dla celów muzealnych kilka sztuk broni konspiracyjnej produkcji.
Bu motorlar silaha kısa ve uzun menzil sağlamaktadır.Broń ta sprawdza się zarówno na krótki jak i długi dystans.
Silaha üçüncü nesil susturucu takılabilir.Кулі зможуть пробити бронежилет третього класу.
İki antlaşma da, her silaha bir nükleer başlık olmasını konu ediniyordu.Obě tyto střely mohly nést jadernou hlavici.
1940 yılların başlarında 3.7 cm FlaK 43 modeliyle baş edemedi ve yerini bu silaha bıraktı.Na následné výšce 207 cm třikrát neuspěla a odvezla si stříbro.
Aslında, o silaha sarılmaya kimin Elysium alanlarında sonsuz sevinç ile ödüllendirilir inanılırdı.De fapt, cei care au luat arme și au devenit eroi au fost răsplătiți cu bucurie veșnică în Câmpiile Elizee.
Güvenlik memuru yanlarındaki çantayı açar ve Marshal’a niçin 5 silaha ihtiyaç duyduğunu sorar.Mars a biztonsági őrhöz fordulva azt mondja, ezért van szükség öt pisztolyra.
Kurulduğunda çok az personel ve silaha sahipti.Fegyverzetében kevés nagy löveget és sok kisebbet alkalmaztak.
Ne zamandan beri koduğumun Koreliler'i dondurucu silaha sahip oldular?Til hvem er disse gemene fodlænker, Disse jernlænker smedet for længe siden?