silâhlar ile cümle

silâhlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Irak'ın kitle imha silahları bize bir tehtit oluşturmadığı gibi komşularına da bir tehlike oluşturmuyordu.שהנשק להשמדה המונית של עירק לא איים על שכניו, שלא נדבר בכלל עלינו.
Irak'ın kitle imha silahları bize bir tehtit oluşturmadığı gibi komşularına da bir tehlike oluşturmuyordu.أن أسلحة الدمار الشامل في العراق، لم تكن تشكل خطرا حتى لدول الجوار، فما بالك بنا نحن.
Irak'ın kitle imha silahları bize bir tehtit oluşturmadığı gibi komşularına da bir tehlike oluşturmuyordu.ましてイギリスの脅威となり得ないことは明らかでした 次に 戦争以外に取り得る選択肢を政府が全て無視したこと
Irak ve kitle imha silahları istihbaratına daldım ve benim verdiğim tanıklık üç şey gösteriyordu:Byłem wtajemniczony w sprawy wywiadu dotyczące Iraku i jego broni masowego rażenia.
Irak ve kitle imha silahları istihbaratına daldım ve benim verdiğim tanıklık üç şey gösteriyordu:J'avais versé dans l'intelligence en Irak et ses ADM, et mon témoignage disait 3 choses :
Irak ve kitle imha silahları istihbaratına daldım ve benim verdiğim tanıklık üç şey gösteriyordu:제가 맡은 조사는 이라크에 대한 정보와 대량살상무기였습니다. 저는 다음과 같이 세 가지로 결론내렸습니다.
Irak ve kitle imha silahları istihbaratına daldım ve benim verdiğim tanıklık üç şey gösteriyordu:Tinha estado infiltrado nos serviços secretos dedicados ao Iraque e às suas armas de destruição maciça.
Irak ve kitle imha silahları istihbaratına daldım ve benim verdiğim tanıklık üç şey gösteriyordu:Tôi đã dấn sâu vào vấn đề tình báo tại Iraq và vấn đề vũ khí hủy diệt (WMD),
Irak ve kitle imha silahları istihbaratına daldım ve benim verdiğim tanıklık üç şey gösteriyordu:Я очень много знал о том, как спецслужбы работали по вопросу Ирака и его оружия массового поражения.
Irak ve kitle imha silahları istihbaratına daldım ve benim verdiğim tanıklık üç şey gösteriyordu:והיה לי ידע עמוק בכל מה שקשור למודיעין לעירק ולגבי הנשק להשמדה המונית שלה, העדות שלי בחקירה אמרה שלושה דברים:
Irak ve kitle imha silahları istihbaratına daldım ve benim verdiğim tanıklık üç şey gösteriyordu:وكنت قد تدخلت في اجهزة الاستخبارات في العراق وفي أسلحة دمارها الشامل، وشهادتي في هذا التحقيق تمثلت في 3 أمور :
Irak ve kitle imha silahları istihbaratına daldım ve benim verdiğim tanıklık üç şey gösteriyordu:精通していました 証言では三つのことを述べました まず 政府によって情報が誇張されたこと
Irkçılık, bu hükümetin kullandığı en hayati silahlardan biri.El racismo es un arma vital empleada por este gobierno.
Irkçılık, bu hükümetin kullandığı en hayati silahlardan biri.Il razzismo è un arma vitale impiegata da questo governo.
Irkçılık, bu hükümetin kullandığı en hayati silahlardan biri.Rasisme adalah senjata penting yang digunakan oleh pemerintah ini.
Irkçılık, bu hükümetin kullandığı en hayati silahlardan biri.Rasismul este o arma vitala angajata de acest guvern.
Irkçılık, bu hükümetin kullandığı en hayati silahlardan biri.Rassismus wird als wesentliche Waffe der Regierung eingesetzt.
Irkçılık, bu hükümetin kullandığı en hayati silahlardan biri.Расизмът е ключово оръжие, използвано от това правителство.
İşkence, tecavüz ve etnik temizlik, iç savaşın doğrudan öldürmeyen diğer etkili silahları.내전에서 자주 쓰이는 비치명적인 무기가 있다면 고문, 강간, 그리고 인종 청소가 매우 효과적이 될 것입니다.
İşkence, tecavüz ve etnik temizlik, iç savaşın doğrudan öldürmeyen diğer etkili silahları.העינויים, האונס והטיהור האתני נעשו יעילים ביותר - אף שלרוב אינם קטלניים - ככלי-נשק במלחמות אזרחים.
İşkence, tecavüz ve etnik temizlik, iç savaşın doğrudan öldürmeyen diğer etkili silahları.التعذيب .. الاغتصاب .. و التطهير العرقي أصبحت أكثر فعالية وهي اسلحة غير مميتة... تستخدم في الحروب الأهلية
İşkence, tecavüz ve etnik temizlik, iç savaşın doğrudan öldürmeyen diğer etkili silahları.死に至らしめないにせよ 内戦下で大きな打撃を与える武器です 言ってみれば
İşte o zaman en güçlü silahlarını toplamaya başlarsın...Και τότε αρχίζεις να μαζεύεις τα πυρομαχικά σου...
İşte o zaman en güçlü silahlarını toplamaya başlarsın...相手はその匂いに気付くようになります
Joe askerlerimi ve silahları yerleştirmiştim.Estávamos em cima do beliche.
Joe askerlerimi ve silahları yerleştirmiştim.제 지아이조(G.I.Joe) 장남감과 무기를 놓고,
Joe askerlerimi ve silahları yerleştirmiştim.là toàn bộ vũ khí và lực lượng G.I.Joe của tôi.
Joe askerlerimi ve silahları yerleştirmiştim.שמתי את כל בובות החיילים שלי והנשק.
Joe askerlerimi ve silahları yerleştirmiştim.وضعت مجسمات الجنود الخاصة بي وأيضا الأسلحة
Joe askerlerimi ve silahları yerleştirmiştim.もう一方には妹のマイリトルポニーが
Kabul ediyorum senin meydan okumanu, buda demek oluyor silahları ben seçicem.Acepto su desafío, Io que significa que puedo elegir las armas.
Kabul ediyorum senin meydan okumanu, buda demek oluyor silahları ben seçicem.Ik neem uw uitdaging aan, dat betekent dat ik de wapens kan kiezen.
Kabul ediyorum senin meydan okumanu, buda demek oluyor silahları ben seçicem.Îţi accept provocarea, adică eu aleg armele.
Kabul ediyorum senin meydan okumanu, buda demek oluyor silahları ben seçicem.Pøijímám vaši výzvu což znamená, že vyberu zbranì.
Kabul ediyorum senin meydan okumanu, buda demek oluyor silahları ben seçicem.Sprejmem vaš izziv, kar pomeni, da lahko jaz izbiram orožje.
Kabul ediyorum senin meydan okumanu, buda demek oluyor silahları ben seçicem.Tôi chấp nhận thách thức của bạn, có nghĩa là tôi có thể chọn các loại vũ khí.
Kabul ediyorum senin meydan okumanu, buda demek oluyor silahları ben seçicem.Δέχομαι την πρόκληση, που σημαίνει ότι εγώ θα διαλέξω τα όπλα.
Kaldırın elleri! Silahları bırakın! Bırakın silahları!!ידיים למעלה !זרקו את האקדחים
Kaldırın elleri! Silahları bırakın! Bırakın silahları!! أيديكم للأعلى ! إلقوا أسلحتكم ! إلقوا أسلحتكم
Kaldırın elleri! Silahları bırakın!Hænderne i vejret!
Kaldırın elleri! Silahları bırakın!¡Las manos arriba!
Kaldırın elleri! Silahları bırakın!Ръцете във въздуха!
Karşıdakini indirmek için daha büyük silahlar yaptılar.Armi piu' grosse per abbatterli.
Karşıdakini indirmek için daha büyük silahlar yaptılar.Au făcut arme mai mari pentru a le doborâ.
Karşıdakini indirmek için daha büyük silahlar yaptılar.Hicieron cosas más rápidas. Hicieron armas más grandes para derribarlos.
Karşıdakini indirmek için daha büyük silahlar yaptılar.Ils ont fabriqué de plus grosses armes à feux pour les abattre.
Karşıdakini indirmek için daha büyük silahlar yaptılar.그 운송수단들을 파괴시킬 무기들을 만듭니다.
Karşıdakini indirmek için daha büyük silahlar yaptılar.Maar ook de grotere kanonnen om ze mee neer te schieten.
Karşıdakini indirmek için daha büyük silahlar yaptılar.Sie haben größere Waffen gebaut, um sie damit abzuschießen.
Karşıdakini indirmek için daha büyük silahlar yaptılar.Правели по-големи оръжия, с които да ги отстрелват.
Karşıdakini indirmek için daha büyük silahlar yaptılar.ותותחים גדולים יותר כדי להפיל אותם.
Karşıdakini indirmek için daha büyük silahlar yaptılar.صنعوا مدافع أكبر لتدميرها.
Karşıdakini indirmek için daha büyük silahlar yaptılar.精神が壊れたパイロットに
Kesici silahlar standından bahsetmeye bile gerek yok.A to nezmiňujeme stojan s chladnými zbraněmi.
Kesici silahlar standından bahsetmeye bile gerek yok.Nicht zu vergessen der Stand mit den Blankwaffen.
Kesici silahlar standından bahsetmeye bile gerek yok.Sans oublier le stand d'armes blanches.
Kim orduya katılır? Silahları kim kullanır?Chi entrerebbe nell'esercito?Chi animerebbe le armi?
Kişiselleştirilmiş kanser tedavileri kişiselleştirilmiş biyolojik silahların bir yüzüdür.El tratamiento personalizado del cáncer es la otra cara de las bioarmas personalizadas,
Kişiselleştirilmiş kanser tedavileri kişiselleştirilmiş biyolojik silahların bir yüzüdür.Gepersonaliseerde kankerbehandelingen zijn de keerzijde van gepersonaliseerde biowapens.
Kişiselleştirilmiş kanser tedavileri kişiselleştirilmiş biyolojik silahların bir yüzüdür.개인형 맞춤 암치료 방밥은 개인별 맞춤형 생물 공격무기의 또 다른 모습입니다.
İlgili Sayfalar