silâhlar ile cümle

silâhlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Büyük kalibre silahlar en belirgin izlere sahiptir.Geschütze mit großem Kaliber haben die sichtbarsten Leuchtspuren.
Büyük kalibre silahlar en belirgin izlere sahiptir.Les canons de gros calibre ont les traceurs les plus visibles.
Büyük kalibre silahlar en belirgin izlere sahiptir.Najlepiej widoczne smugacze mają działa dużego kalibru.
Çernobil, Bhopal, Challenger, Vioxx, kitle imha silahları, hileli oy pusulaları.Černobyľ, Bhopál, Challenger, vioxx, zbrane hromadného ničenia,
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.Car nous avons besoin d'un cadre juridique international pour les armes robotisées.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.Denn wir brauchen einen internationalen rechtlichen Rahmen für Roboterwaffen.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.왜냐하면 우리는 로봇 무기에 관한 국제적인 법률 체계가 필요하기 때문이죠.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.Mert szükségünk van egy nemzetközi jogi keretre a robotfegyverek esetén.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.Pentru că avem nevoie de un cadru legal internațional pentru arme robotice.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.Perché abbiamo bisogno di un quadro giuridico internazionale per le armi robotiche.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.Porque necesitamos un marco jurídico internacional sobre armas robóticas.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.Porque precisamos de um enquadramento legal internacional para as armas robóticas.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.Potrzebujemy międzynarodowego modelu prawnego w kwestii automatycznych broni.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.Protože potřebujeme mezinárodní právní rámec pro robotické zbraně.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.Vi behöver ett internationellt legalt ramverk för robotvapen.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.Vì chúng ta cần một khung pháp lý quốc tế đối với vũ khí rô-bốt.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.Διότι χρειαζόμαστε ένα διεθνές νομικό πλαίσιο για τα ρομποτικά όπλα.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.Адже ми потребуємо встановлення міжнародних правових рамок щодо використання роботизованої зброї.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.Потому что нам необходим международный свод законов об использовании роботизированного оружия.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.כי אנחנו זקוקים למסגרת חוקית בינלאומית לכלי נשק רובוטיים.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.نظراً لأننا بحاجة إلى إطار عمل قانوني دولي للأسلحة الروبوتية.
Çünkü robot silahlar için bizim uluslar arası ölümcül taslağa ihtiyacımız var.必要なものなのです しかも 今必要なのです 壊滅的な攻撃が起きたり
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.(Albowiem broó żołnierstwa naszego nie jest cielesna, ale z Boga jest, mocna ku zburzeniu miejsc obronnych.)
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.for våre stridsvåben er ikke kjødelige, men mektige for Gud til å omstyrte festnings-verker,
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.Ik strijd met Gods wapens, niet met menselijke, om elke tegenstand te breken.
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.우리의 싸우는 병기는 육체에 속한 것이 아니요 오직 하나님 앞에서 견고한 진을 파하는 강력이라
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.lebo zbrane nášho vojovania nie sú telesné, ale mocné Bohu na borenie pevností -,
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.ma hanno da Dio la potenza di abbattere le fortezze
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.Mert a mi vitézkedésünk fegyverei nem testiek, hanem erõsek az Istennek, erõsségek lerontására;
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.Nebo odění rytěřování našeho není tělesné, ale mocné v Bohu k vyvrácení ohrad,
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.pois as armas da nossa milícia não são carnais, mas poderosas em Deus, para demolição de fortalezas;
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.porque las armas de nuestra milicia no son carnales, sino poderosas en Dios para la destrucción de fortalezas
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.thi vore Stridsvåben er ikke kødelige, men mægtige for Gud til Fæstningers Nedbrydelse,
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.(zakaj orožje našega vojskovanja ni meseno, ampak močno po Bogu za razrušenje trdnjav),
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.διοτι τα οπλα του πολεμου ημων δεν ειναι σαρκικα, αλλα δυνατα συν Θεω προς καθαιρεσιν οχυρωματων
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.(бо зброя воювання нашого не тілесна, а сильна Богом на зруйнованнє твердинь,)
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.Оружия воинствования нашего не плотские, но сильные Богом на разрушение твердынь: ими ниспровергаем замыслы
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.כי כלי מלחמתנו אינם של הבשר כי אם חזקים הם לאלהים להרס מבצרים׃
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.اذ اسلحة محاربتنا ليست جسدية بل قادرة بالله على هدم حصون.
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.我 們 爭 戰 的 兵 器 、 本 不 是 屬 血 氣 的 、 乃 是 在 神 面 前 有 能 力 、 可 以 攻 破 堅 固 的 營 壘
Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan tanrısal güce sahip silahlardır.我 們爭戰 的 兵器 、 本 不 是 屬血氣 的 、 乃是 在 神 面前 有 能力 、 可以 攻破 堅固 的 營壘
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.A Dávid vzal hlavu Filištínovu a doniesol ju do Jeruzalema a jeho zbraň složil vo svojom stáne.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.David aber nahm des Philisters Haupt und brachte es gen Jerusalem; seine Waffen aber legte er in sein Hütte.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.David a luat capul Filisteanului şi l -a dus la Ierusalim, şi a pus armele Filisteanului în cortul său.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.Davide prese la testa del Filisteo e la portò a Gerusalemme. Le armi di lui invece le pose nella sua tenda
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.David pa je vzel glavo Filistejčevo in jo prinesel v Jeruzalem, njegovo orožje pa je zložil v šatoru svojem.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.Dávid pedig felvevé a Filiszteusnak fejét, és elvitte Jeruzsálembe, fegyvereit pedig a maga sátorába rakta le.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.David prit la tête du Philistin et la porta à Jérusalem, et il mit dans sa tente les armes du Philistin.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.Ða-vít lấy thủ cấp của người Phi-li-tin đem đến Giê-ru-sa-lem; nhưng để binh khí Gô-li-át lại trong trại mình.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.Davi tomou a cabeça do filisteu e a trouxe a Jerusalém; porém pôs as armas dele na sua tenda.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.Ja Daavid otti filistealaisen pään ja vei sen Jerusalemiin, mutta hänen aseensa hän asetti majaansa.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.다윗은 블레셋 사람의 머리를 예루살렘으로 가져 가고 갑주는 자기 장막에 두니라
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.Later bracht David Goliaths hoofd naar Jeruzalem, maar diens wapens bewaarde hij in zijn tent.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.Luego David tomó la cabeza del filisteo y la llevó a Jerusalén, pero puso sus armas en su morada
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.Och David tog filistéens huvud och förde det till Jerusalem, men hans vapen lade han i sitt tält.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.Og David tog Filisterens Hoved og bragte det til Jerusalem, men hans Våben lagde han i sit Telt.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.Og David tok filisterens hode og hadde det med sig til Jerusalem; men hans våben la han i sitt telt.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.Potom David vzav hlavu toho Filistinského, přinesl ji do Jeruzaléma, a odění jeho složil v stanu svém.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.И взял Давид голову Филистимлянина и отнес ее в Иерусалим, а оружие его положил в шатре своем.
Davut Filistli Golyatın başını alıp Yeruşalime götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu.И Давид взе главата на филистимеца та я занесе в Ерусалим, а оръжията му тури в шатъра си.
İlgili Sayfalar