Bütün çocuklar elmaları sevmezler.Not all children like apples.
Bütün çocuklar elma sevmezler.All children do not like apples.
Bütün İngilizler balık ve cips sevmezler.Not all English people like fish and chips.
Amerikalılar, genel olarak, giyinip süslenmeyi sevmezler.Americans, in general, don't like to dress up.
Çocuklar karanlıkta dışarı çıkmayı sevmezler.Children don't like to go out in the dark.
Çocuklar banyo yapmayı sevmezler.Children don't like to take a bath.
Bazı öğrenciler matematik severler ve diğerleri sevmezler.Some students like mathematics and others don't.
Öğrencilerden hiçbiri okuldaki testleri sevmezler.None of the students like tests at school.
Onlar beni sevmezler.They don't like me.
Onlar bifteklerini ince sevmezler.They don't like their steaks thin.
Sağcılar çoğunlukla düzenleyici mevzuatı sevmezler.Rightists often dislike regulatory legislation.
Koreliler kişniş sevmezler.Koreans don't like coriander.
Tom ve Mary birbirlerini sevmezler.Tom and Mary don't like each other.
İnsanlar beni beğenirler ama onlar beni sevmezler.People like me, but they don't love me.
Kediler ıslanmayı sevmezler.Cats don't like getting wet.
Benim ülkemde halkımız kendilerinden daha akıllı olanları sevmezler.In my country, our people don't like others who are cleverer than them.
Onlar Tom'u sevmezler.They don't like Tom.
Hem Tom hem de Mary beni sevmezler.Tom and Mary both don't like me.
Bazı insanlar köpekleri sevmezler.Some people don't like dogs.
Bazı insanlar yüzmeyi hiç sevmezler.Some people don't like swimming at all.
Oğlanlar çok fazla konuşan kızları sevmezler.Boys don't like girls who talk too much.
İnsanlar anlayamadıkları şeyleri sevmezler.People don't like what they can't understand.
İnsanlar genellikle anlayamadıkları şeyleri sevmezler.People usually don't like what they can't understand.
Bazı erkek çocukları elma sevmezler.Some boys don't like apples.
Dedem ve büyükannem sütlü kahveyi katiyen sevmezlerdi.My grandparents never liked coffee with milk.
Tom ve Mary aynı tür yiyecekleri sevmezler.Tom and Mary don't like the same kind of food.
Mike ve Ray kendisini sevmezler.Ray and Jerry don't like her.
O yüzdende yoğurdu pek sevmezlermiş.""Yunus not enjoying respect he deserves".
Ev ekonomisi dersini sevmezler.I don't like news management.
Kurumlar, kendilerine engel denmesini hiç sevmezler.Institutions hate being told they're obstacles.
20,000 dolarlık stereoları olan insanlar yeni müziği sevmezler.People with 20,000-dollar stereos don't like new music.
Çocuklar bu sesi sevmezler.Children don't like it.
Mantarlar patojenik bakteriyi sevmezler ve bakterilere karşı en iyi antibiyotikleri üretirler.Fungi don't like to rot from bacteria, and so our best antibiotics come from fungi.
Fakat hepsi bu değil, çünkü süperiletkenler manyetik alanı da sevmezler.But that's not all, because superconductors don't like magnetic fields.
Fakir olan dünya içinde yaşayabilirsiniz, ki insanlar bunu pek sevmezlerYou can either live in a world which is poorer, which people in general don't like.
Penguenler petrol sevmezler, Ve petrolün içinde yüzmeyide sevmezlerPenguins don't like oil and they don't like to swim through oil.
Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler.Lo! it is you who love them whereas they love you not, and you believe in the Book, all of it.
İşte, siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler.There you are loving them, and they do not love you.
Onlar beni sevmezler.Sie mögen mich nicht.
Tom ve Mary birbirlerini sevmezler.Tom und Mary mögen einander nicht.
İnsanlar pazar gününü sevmezler ama ben seviyorum.On n'aime pas le dimanche, mais moi je l'aime.
Mike ve Ray kendisini sevmezler.Maggie et lui se détestent.
Büyücüler genellikle bu yaratığı sevmezler.Ils n'aiment habituellement pas la compagnie des humains.
Tek başlarına olmayı hiç sevmezler, tek başlarına kaldıklarında etraftaki nesneleri kemirmeye başlayabilirler.Vous ne vous ennuyez jamais Vous êtes vraiment en proie à ce qui se passe autour de vous.
Onlar beni sevmezler.No les gusto.
Tom ve Mary birbirlerini sevmezler.Tom y Mary no se caen bien.
Bazı insanlar yüzmeyi hiç sevmezler.Alcune persone non amano affatto nuotare.
Sevmezlerse de en azından bir sanatçı olarak ne yapmak istediğimi yaptığımı anlarım," dedi.От себя же не смею делать, поскольку я невежда и поселянин».
Mike ve Ray kendisini sevmezler.Гарри и Рону её затея не нравилась.
Tek başlarına olmayı hiç sevmezler, tek başlarına kaldıklarında etraftaki nesneleri kemirmeye başlayabilirler.Você nunca está entediado Você só está realmente envolvido em o que está acontecendo ao seu redor.
Fazla ağaçlı ormanları ve sulak alanları sevmezler.Não gosta da noite, florestas escuras e acampar.
İnsanlar pazar gününü sevmezler ama ben seviyorum.Mensen houden niet van zondag, maar ik hou ervan.
İnsanlar genellikle anlayamadıkları şeyleri sevmezler.Meestal houden mensen niet van dingen die ze niet kunnen begrijpen.
Mike ve Ray kendisini sevmezler.Ньюмен і Джері недолюблюють один одного.
Bütün çocuklar elmaları sevmezler.Не всі діти люблять яблука.
Ursula isimli görüşmediği bir "kötü ikizi" vardır, birbirlerini sevmezler.Má identické dvojče Uršulu, se kterou se však nestýká.
Büyücüler genellikle bu yaratığı sevmezler.A sátánisták nem imádnak semmilyen természetfeletti lényt.
Mike ve Ray kendisini sevmezler.Kiki ja Jack eivät pidä hänestä.
Ev ekonomisi dersini sevmezler.Tajiri ei pitänyt koulusta.
Filmin sloganı, "Burada yabancıları sevmezler… Yerlileri hiç sevmezler."Ο δούκας ομολογεί στον Πάπα πως "δεν θέλω ξένους ως επισκόπους, οι ντόπιοι μου είναι συμπαθείς".