Onu sevmememin nedeni budur.That's the reason I don't like her.
Kendimi tekrar etmeyi sevmem.I don't like repeating myself.
"Kendimi tekrar etmeyi sevmem." "Ne dedin?""I don't like repeating myself." "What?"
Kumarı sevmem.I don't like gambling.
Filmi sevmediler.They didn't like the movie.
Tom kadınları sevmez.Tom doesn't like women.
Sevmediğin herhangi bir yiyecek var mı?Is there any food you don't like?
Tom Mary'nin kendisinin onu sevdiği kadar çok onu sevip sevmediğini merak ediyordu.Tom wondered if Mary liked him as much as he liked her.
Tom'un çikolata sevmediğini biliyor muydun?Did you know that Tom doesn't like chocolate?
Tom'un kahvesinde krema sevip sevmediğini biliyor musun?Do you know whether or not Tom likes cream in his coffee?
Çin yemeklerini sevmediğini bilmiyordum.I didn't know you didn't like Chinese food.
Havuçları sevmediğine dair hiç bir fikrim yoktu.I had no idea you didn't like carrots.
Tom'u sevmediğine dair hiç bir fikrim yoktu.I had no idea you didn't like Tom.
Benim seni sevdiğim kadar çok beni gerçekten sevmediğini fark etmeye başlıyorum.I'm beginning to realize that you don't really like me as much as I like you.
Tom'un yüzmeyi sevmediği gerçek mi?Is it true that Tom doesn't like to swim?
Bazı insanlar köpekleri sevmezler.Some people don't like dogs.
Bazı insanlar yüzmeyi hiç sevmezler.Some people don't like swimming at all.
Tom'un Mary'yi gerçekten sevmediğinin şimdi farkındayız.We realize now that Tom never really liked Mary.
Bulduğunu sevmeyebilirsin.You might not like what you find.
Duyduğunu sevmeyebilirsin.You might not like what you hear.
Gördüğünü sevmeyebilirsin.You might not like what you see.
Seni gerçekten çok sevmediğimi şu ana kadar bilmelisin.You should know by now that I don't really like you very much.
Tom ve ben komşularımızı sevmeyiz.Tom and I don't like our neighbors.
Tom ve Mary birbirlerini sevmek için geldiler.Tom and Mary came to love each other.
Tom Mary'ye Çin yemeğini sevip sevmediğini sordu.Tom asked Mary if she liked Chinese food.
Tom bana Çin yemeğini sevip sevmediğimi sordu.Tom asked me if I liked Chinese food.
Tom bana çikolatayı sevip sevmediğimi sordu.Tom asked me if I liked chocolate.
Tom bana Fransızca çalışmayı sevip sevmediğimi sordu.Tom asked me if I liked studying French.
Tom başlangıçta Mary'yi sevmedi.Tom didn't like Mary at first.
Tom yoksul olmayı sevmez.Tom doesn't like being poor.
Tom havuç sevmez.Tom doesn't like carrots.
Tom banyo temizlemeyi sevmez.Tom doesn't like cleaning the bathroom.
Tom ip atlamayı sevmez.Tom doesn't like skipping rope.
Tom tenis sevmez.Tom doesn't like tennis.
Tom insanların dövüştüğünü görmeyi sevmez.Tom doesn't like to see people fighting.
Tom bir şey yapmak için son dakikaya kadar beklemeyi sevmez.Tom doesn't like to wait until the last minute to do something.
Tom bizi çok sevmez.Tom doesn't like us very much.
Tom pencereleri yıkamayı sevmez.Tom doesn't like washing windows.
Mary'nin onu sevip sevmemesi Tom'un gerçekten umurunda değil.Tom doesn't really care whether Mary likes him or not.
Tom Mary'nin kendisini gerçekten çok sevmediğini fark etti.Tom realized that Mary didn't really like him very much.
Tom Mary'nin kendisini çok sevmeyebileceğini fark etti.Tom realized that Mary might not like him so much.
Ben bu resmi sevmeye başlıyorum!I'm starting to love this picture!
Tom'a Mary'yi niçin sevmediğini sordum.I asked Tom why he didn't like Mary.
Birinden hoşlanmak ve birini sevmek arasındaki fark nedir?What's the difference between liking and loving someone?
Kimse çok bilmişi sevmez.Nobody likes a know-it-all.
Tom'u sevip sevmemen konu dışı.Whether you like Tom or not is irrelevant.
Tom klasik müziği sever ama Mary sevmez.Tom likes classical music, but Mary doesn't.
Tom eşyalarına dokunan insanları sevmez.Tom doesn't like people touching his stuff.
Tom resmini çektirmeyi sevmez.Tom doesn't like having his picture taken.
Tom'un Mary'yi sevmediği belli.It's obvious Tom doesn't like Mary.
Tom'u sevmediğin herkesçe bilinen bir şey.It's common knowledge that you don't like Tom.
Sanki hiç incinmemişiz gibi sevmemiz gerekir.We should love as if we've never been hurt.
Tom'un senin bandonun çaldığı müzik türünü sevmeyeceğine dair güçlü bir olasılık var.There's a good chance that Tom won't like the kind of music your band plays.
Hayatı sevmek, iyi yaşamak anlamına gelir.To love life means to live well.
Tom kağıt bardaktan kahve içmeyi sevmez.Tom doesn't like drinking coffee out of a paper cup.
Tom kaybetmeyi sevmez.Tom doesn't like to lose.
Onu sevmediğini mi söylüyorsun?Are you saying you don't like it?
Bunu sevmediğini mi söylüyorsun?Are you saying you don't like this?
Beni sevmeyen insanlar var.There are people who don't like me.
Tom'u sevmek zorunda değilsin. Sadece onunla çalışman gerekiyor.You don't have to like Tom. You just have work with him.