seviyordu ile cümle

seviyordu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Vo svojom autentickom vnútri, miloval vyšívanie.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Μέσα στον άκρως αυθεντικό εαυτό του, τρελαινόταν να κεντάει. (Γέλια)
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Глубоко в своем подлинном я, он также любил вязание.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Дълбоко в най-истинската си същност, той обичал и куките.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.בעצמיות האותנטית העמוקה שלו, הוא גם אהב תפירה.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.كان متصالحٌ جداً مع دواخله .. ايضا كان يحب التطريز بالابر ..
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.彼は刺繍も好きだったのです 編み物も好きでした
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.Cuando estaba en preparatoria amaba programar computadoras pues me gustaba el flujo lógico de eventos.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.In der High School habe ich gerne programmiert, denn ich mochte die logische Abfolge von Ereignissen.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.Keď som bol na vysokej, rád som programoval počítače, takže som mal akosi rád ten logický tok udalostí.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.Khi tôi còn ở trung học, tôi thích lập trình máy tính, vì vậy tôi phân loại các dòng sự kiện có vẻ logic.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.Kiedy byłem w szkole średniej, uwielbiałem programowanie, lubiłem logiczny przebieg zdarzeń.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.고등학교때 저는 컴퓨터로 프로그램을 짜는 것을 좋아했고 사건발생의 논리적 흐름같은 걸 좋아했습니다.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.Quand j'étais au lycée, j'adorais programmer des ordinateurs, j'aimais la suite logique des événements.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.Όταν πήγαινα στο γυμνάσιο, λάτρευα να προγραμματίζω υπολογιστές, έτσι μου άρεσε η λογική ροή των γεγονότων.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.В старших классах мне очень нравилось программирование, меня привлекал логический ход событий.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.כשהייתי בבית ספר תיכון, אהבתי לתכנת מחשבים, כך שבעצם אהבתי את הזרימה ההגיונית של ארועים.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.イベントの論理的な流れが好きでした それに、外科医かなにかになることに非常に興味が
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Aber ganz Israel und Juda hatte David lieb; denn er zog aus und ein vor ihnen her.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.A celý Izrael i Júda milovali Dávida, pretože vychádzal a vchádzal pred nimi.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Ale všecken Izrael i Juda miloval Davida, nebo vycházel i vcházel před nimi.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Ale wszystek Izrael i Juda miłował Dawida; bo on wychadzał i wchadzał przed nimi.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Ali ves Izrael in Juda je ljubil Davida, kajti hodil je ven in noter njim na čelu.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.dar tot Israelul şi Iuda iubeau pe David, pentrucă ieşea şi intra în fruntea lor.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.De az egész Izráel és Júda szereté Dávidot, mert õ elõttük méne ki és jöve be.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.온 이스라엘과 유다는 다윗을 사랑하였으니 그가 자기들 앞에 출입함을 인함이었더라
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.mais tout Israël et Juda aimaient David, parce qu`il sortait et rentrait à leur tête.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Mas todo o Israel e Judá amavam a Davi, porquanto saía e entrava diante deles.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Ma tutto Israele e Giuda amavano Davide, perché egli si muoveva alla loro testa
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Men hela Israel och Juda hade David kär, eftersom han var deras ledare och anförare.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.men hele Israel og Juda elskede David, fordi han drog ud til Kamp og hjem i Spidsen for dem.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Men hele Israel og Juda hadde David kjær; for det var han som drog ut og drog inn foran dem.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Mutta koko Israel ja Juuda rakasti Daavidia, koska hän lähti ja tuli heidän edellänsä.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Nhưng cả Y-sơ-ra-ên và Giu-đa đều yêu mến Ða-vít, bởi vì người ra trận trở về đứng đầu chúng.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Nhưng cả Y-sơ-ra-ên và Giu-đa đều yêu_mến Ða - vít , bởi_vì người ra trận trở_về đứng đầu chúng .
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Pero todo Israel y Judá amaban a David, porque él era quien salía y entraba al frente de ellos
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Tetapi seluruh Israel dan Yehuda sayang kepada Daud karena ia pemimpin yang banyak jasanya
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.Πας δε ο Ισραηλ και ο Ιουδας ηγαπα τον Δαβιδ, επειδη εξηρχετο και εισηρχετο εμπροσθεν αυτων.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.А весь Израиль и Иуда любили Давида, ибо он выходил и входил пред ними.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.А целият Израил и Юда обичаха Давида, понеже излизаше и влизаше пред тях.
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.וכל ישראל ויהודה אהב את דוד כי הוא יוצא ובא לפניהם׃
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.وكان جميع اسرائيل ويهوذا يحبون داود لانه كان يخرج ويدخل امامهم
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.但 以 色 列 和 猶 大 眾 人 、 都 愛 大 衛 . 因 為 他 領 他 們 出 入
Ne var ki, bütün İsrail ve Yahuda halkı Davutu seviyordu; çünkü Davut onlara öncülük ediyordu.但 以色列 和 猶大眾人 、 都愛 大衛.因為 他 領 他 們 出入
- Oh, evet. Çok seviyordum. İnsanlar çok farklı, Lilly.La gente es diferente, Lilly.
- Oh, evet. Çok seviyordum.Некоторые из них мне даже нравились.
Ölüm ihtimalini en az yaşamı sevdiği kadar seviyordu.E le piaceva l'idea della morte così come aveva amato la vita.
Ölüm ihtimalini en az yaşamı sevdiği kadar seviyordu.En ze hield net zoveel van het vooruitzicht van de dood als ze van het leven had gehouden.
Ölüm ihtimalini en az yaşamı sevdiği kadar seviyordu.Et elle aimait la perspective de la mort autant qu'elle avait aimé la vie.
Ölüm ihtimalini en az yaşamı sevdiği kadar seviyordu.I kochała perspektywę śmierci równie mocno jak wcześniej kochała życie.
Ölüm ihtimalini en az yaşamı sevdiği kadar seviyordu.삶을 사랑했던 만큼 죽음에 대해서도 기대하고 있었습니다.
Ölüm ihtimalini en az yaşamı sevdiği kadar seviyordu.Milovala vyhlídku na smrt stejně jako milovala život.
Ölüm ihtimalini en az yaşamı sevdiği kadar seviyordu.Şi îi plăcea perspectiva morţii la fel de mult cum îi plăcuse viaţa.
Ölüm ihtimalini en az yaşamı sevdiği kadar seviyordu.Und sie liebte die Aussicht auf den Tod genauso wie sie das Leben geliebt hatte.
Ölüm ihtimalini en az yaşamı sevdiği kadar seviyordu.Và bà ấy thích viễn cảnh của cái chết nhiều như bà yêu cuộc sống.
Ölüm ihtimalini en az yaşamı sevdiği kadar seviyordu.Y ella estaba disfrutando la perspectiva de la muerte tanto como había disfrutado la vida.
Ölüm ihtimalini en az yaşamı sevdiği kadar seviyordu.Και αγαπούσε την προοπτική του θανάτου όσο είχε αγαπήσει και τη ζωή.
Ölüm ihtimalini en az yaşamı sevdiği kadar seviyordu.И она любила надвигающуюся смерть так же сильно, как до этого любила жизнь.
Ölüm ihtimalini en az yaşamı sevdiği kadar seviyordu.Харесваше й изгледът за смърт, колкото й бе харесвал животът.
Ölüm ihtimalini en az yaşamı sevdiği kadar seviyordu.והיא אהבה את הצד הזה של המוות בדיוק כפי שאהבה את החיים.
İlgili Sayfalar