Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.ما أقصده أنّ الإثنين، الشغف و البهجة، ليسا بالضرورة متلازمين.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.相容れないものではないんです 今 私達も鳥達のようなものだと
Benim adıma sevin, emsalsiz sanatımı yapmamda bana yardım ediyor.Se feliz por mi, ella está ayudandome a hacer una obra de arte única.
Benim adıma sevin, emsalsiz sanatımı yapmamda bana yardım ediyor.Sii felice per me, lei mi sta aiutando a creare la mia arte.
Benim adıma sevin, emsalsiz sanatımı yapmamda bana yardım ediyor.Tu devrais être contente. Grâce à cette fille, je vais faire une pièce unique.
Benim adıma sevin, emsalsiz sanatımı yapmamda bana yardım ediyor.Πρέπει να χαίρεσαι. Με βοηθάει να φτιάξω ένα αριστούργημα.
Benim adıma sevin, emsalsiz sanatımı yapmamda bana yardım ediyor.Порадуйся за меня, она сама помогает мне создать уникальное произведение искусства.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Aceasta este porunca Mea: să vă iubiţi unii pe alţii, cum v'am iubit Eu.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.C`est ici mon commandement: Aimez-vous les uns les autres, comme je vous ai aimés.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Das ist mein Gebot, daß ihr euch untereinander liebet, gleichwie ich euch liebe.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Detta är mitt bud, att I skolen älska varandra, såsom jag har älskat eder.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Dette er min Befaling, at I skulle elske hverandre, ligesom jeg har elsket eder.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Dette er mitt bud at I skal elske hverandre, likesom jeg har elsket eder.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Ðiều răn của ta đây nầy: Các ngươi hãy yêu nhau, cũng như ta đã yêu các ngươi.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Ðiều răn của ta_đây nầy : Các ngươi hãy yêu nhau , cũng_như ta đã yêu các ngươi .
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Éste es mi mandamiento: que os améis los unos a los otros, como yo os he amado
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Ez az én parancsolatom, hogy szeressétek egymást, a miképen én szerettelek titeket.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Ik zeg dat u net zoveel van elkaar moet houden als Ik van u gehouden heb.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Inilah perintah-Ku: Kasihilah satu sama lain, sama seperti Aku mengasihi kalian
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.내 계명은 곧 내가 너희를 사랑한 것 같이 너희도 서로 사랑하라 하는 이것이니라
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Moja zapoved je ta, da se ljubite med seboj, kakor sem vas jaz ljubil.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.O meu mandamento é este: Que vos ameis uns aos outros, assim como eu vos amei.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Questo è il mio comandamento: che vi amiate gli uni gli altri, come io vi ho amati
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Tämä on minun käskyni, että te rakastatte toisianne, niinkuin minä olen teitä rakastanut.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Toć jest przykazanie moje, abyście się społecznie miłowali, jakom i ja was umiłował.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.To je moje prikázanie, aby ste sa milovali navzájom, ako som ja vás miloval.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Totoť jest přikázání mé, abyste se milovali vespolek, jako i já miloval jsem vás.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Αυτη ειναι η εντολη μου, να αγαπατε αλληλους, καθως σας ηγαπησα.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Се заповідь моя: Щоб любили один одного, як я полюбив вас.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.Сия есть заповедь Моя, да любите другдруга, как Я возлюбил вас.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.ус му казва: Понеже Ме видя, [Томо], ти повярва, блажени ония, които, без да видят, са повярвали.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.הנה זאת מצותי כי תאהבון איש את אחיו כאשר אהבתיכם׃
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.هذه هي وصيتي ان تحبوا بعضكم بعضا كما احببتكم.
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.你 們 要 彼 此 相 愛 、 像 我 愛 你 們 一 樣 、 這 就 是 我 的 命 令
Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.你 們要 彼此 相愛 、 像 我 愛 你 們一樣 、 這 就 是 我 的 命令
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Dat heeft mij heel blij gemaakt. Niets maakt mij zo blij als het horen van zulke berichten over mijn vrienden.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Eu n'am bucurie mai mare decît să aud despre copiii mei că umblă în adevăr.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Ich habe keine größere Freude denn die, daß ich höre, wie meine Kinder in der Wahrheit wandeln.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Jag har ingen större glädje än den att få höra att mina barn vandra i sanningen.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Jeg har ingen større Glæde end denne, at jeg hører, at mine Børn vandre i Sandheden.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Je n`ai pas de plus grande joie que d`apprendre que mes enfants marchent dans la vérité.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!내가 내 자녀들이 진리 안에서 행한다 함을 듣는 것보다 더 즐거움이 없도다
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Minulla ei ole suurempaa iloa kuin se, että kuulen lasteni vaeltavan totuudessa.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Não tenho maior gozo do que este: o de ouvir que os meus filhos andam na verdade.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Nemámť větší radosti, nežli abych slyšel, že synové moji chodí v upřímnosti.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Nincs annál nagyobb örömem, mintha hallom, hogy az én gyermekeim az igazságban járnak.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Non ho gioia più grande di questa, sapere che i miei figli camminano nella verità
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!No tengo mayor gozo que el de oír que mis hijos andan en la verdad
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Større glede har jeg ikke enn dette at jeg hører mine barn vandrer i sannheten.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Tôi nghe con cái tôi làm theo lẽ thật, thì không còn có sự gì vui mừng hơn nữa.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Tôi nghe con_cái tôi làm theo lẽ thật , thì không còn có sự gì vui_mừng hơn_nữa .
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Väčšej radosti nad to nemám, než aby som počul, že moje deti chodia v pravde.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Večjega veselja nimam od tega, da slišim, da otroci moji žive v resnici.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Większej nad tę radości nie mam, jako gdy słyszę, iż dziatki moje chodzą w szczerości.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Μεγαλητεραν χαραν δεν εχω παρα τουτο, να ακουω οτι τα τεκνα μου περιπατουσιν εν τη αληθεια.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Більшої радости над сю не маю, щоб чути, що дїти мої в правдї ходять.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!Для меня нет большей радости, как слышать, что дети мои ходят в истине.
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!אין לי שמחה גדולה מלשמע את אשר בני יתהלכו באמת׃
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!ليس لي فرح اعظم من هذا ان اسمع عن اولادي انهم يسلكون بالحق
Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!我 聽 見 我 的 兒 女 們 按 真 理 而 行 、 我 的 喜 樂 就 沒 有 比 這 個 大 的