Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?Ați observat că această parte este preludiul?
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?Avevate notato che questa sezione è preliminare?
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?Aviez-vous remarqué que cette section est préliminaire?
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?Észrevették, hogy ez a szekció az előjáték?
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?Haben Sie bemerkt, dass dies hier das Vorspiel ist?
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?Heb je gezien dat dit gedeelte voorspel is?
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?여러분은 이 섹션이 전희에 관한 것이라는 걸 아셨나요?
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?Repararam que esta secção é de preliminares?
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?¿Se dieron cuenta que esta es la sección de jugueteo previo?
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?Všimli ste si, že táto časť je predohra?
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?Zauważyliście, że nazwa tej sekcji to gra wstępna?
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?Το καταλάβατε ότι η συνεδρία αυτή είναι τα προκαταρκτικά;
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?Вроде прелюдии к остальным выступлениям, верно?
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?Забелязахте ли, че сте в раздела за любовната игра?
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?שמתם לב שהחלק הזה הוא משחק מקדים?
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?هل لاحظتم بأن هذا القسم للملاطفة؟
Bu bölümün ön sevişme olduğunu fark ettiniz mi?なぜなら 大好きな生物の話をするからです
Bu kimin arabası? Oh, o Cyril'in, geçen hafta içinde seviştik.Ποιανού αμάξι είναι αυτό; Αχ, είναι του Σίριλ, το κάναμε σε αυτό την περασμένη εβδομάδα.
Bu kimin arabası? Oh, o Cyril'in, geçen hafta içinde seviştik.ネルソン!
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.C'est pour cela qu'on ressent parfois un sentiment d'union cosmique avec quelqu'un, après avoir fait l'amour.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.Đây là lý do tại sao bạn cảm thấy sự hòa nhập hài hòa với người khác đến thế sau khi bạn làm tình với họ.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.Dit is waarom je zo'n gevoel van kosmische eenheid met iemand ervaart nadat je de liefde met ze hebt bedreven.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.Dlatego czujemy kosmiczne zespolenie z kimś, z kim właśnie się kochało.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.É por isso que podemos ter um sentimento de união cósmica por alguém com quem acabámos de fazer amor.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.Es por eso que sientes tal sensación de unión cósmica con alguien después de hacer el amor con la persona.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.Ezért van az, hogy akkora kozmikus egységet érezhetnek valakivel, miután éppen szeretkeztek vele.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.그래서 누군가과 사랑을 나눴을 때 무한한 조합을 느낄 수 있습니다.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.To je ten důvod, proč můžete cítit kosmickou jednotu s někým, s kým jste se právě milovali.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.Toto je dôvod, prečo môžete zažiť pocit kozmického spojenia s niekým, s kým ste sa práve milovali.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.Zato imate lahko občutek kozmične povezanosti z nekom po tem, ko ste se ljubili z njim.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.Γι' αυτό αισθανόμαστε αυτό το αίσθημα της κοσμικής ένωσης με κάποιον αφού κάναμε σεξ μαζί του.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.Поэтому можно испытать ощущение неземного единства с кем-то, с кем вы только что занимались любовью.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.Саме тому можна зазнати відчуття космічної, неземної єдності з людиною, з котрою ви займались коханням.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.Това е причината да чувствате тази неземна привързаност към партньора, след като сте правили любов.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.משום כך אפשר לחוש חיבור קוסמי עם מישהו אחרי ששוכבים איתו.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.لهذا السبب تشعر بالإتحاد الكوني مع شخص ما بعد أن تمارس معه الجنس.
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.その相手と親密な感覚を味わうことができるのです しかしながら情欲 恋愛 愛着の3つの脳のシステムは
Bu nedenle biriyle seviştikten ardından ona karşı bu kadar güçlü bir kozmik birliktelik duygusu hissedersiniz.因為咁,你可以感受到同另一個人嘅宇宙結合 當你同佢造完愛之後
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Bol to priestor, ako hovoril Matt Ridley, kde nápady a myšlienky mohli mať spolu sex.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Była to przestrzeń, jak powiedział Matt Ridley, gdzie pomysły mogły uprawiać sex.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Byl to prostor, kde by Matt Ridley řekl, že mohou myšlenky mít sex.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.C'était un espace, comme Matt Ridley l'a dit, où les idées peuvent copuler.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Đó là nơi mà như Matt Ridley đã từng nói "nơi mà những ý tưởng hòa quyện với nhau"
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Era un spaţiu în care, după cum spunea Matt Ridley, ideile puteau face sex.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Es war ein Ort, an dem wie Matt Ridley sagt, Ideen Sex haben können.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Fue un espacio, como dice Matt Ridley, donde las ideas podían tener sexo.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Het was een ruimte, zoals Matt Ridley erover sprak, waar ideeën sex konden hebben.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.그 공간은 맷 리들리가 말했던 것처럼 아이디어가 뒤섞일 수 있던 곳이죠.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Olyan tér volt -- ahogyan Matt Ridley mondta -- , ahol az ötletek megtermékenyítették egymást.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Platser där, som Matt Ridley uttryckte sig, idéer kunde ligga med varandra.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Ruang dimana, seperti kata Matt Ridley dimana ide bisa bercinta.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Si trattava di spazi dove, come disse Matt Ridley, le idee potevano accoppiarsi.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Ένας χώρος όπου, κατά τον Ματ Ρίντλεϊ, οι ιδέες κάνουν σεξ.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.По выражению Мэтта Ридли, это было пространство, где идеи могли заняться сексом.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Това било място, както Мат Ридли говори, където идеите можели да правят секс.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.Як висловився Метт Рідлі, це був простір, де ідеї могли займатися сексом.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.זה היה מרחב, כפי שמאט רידלי סיפר עליו, ששם רעיונות יכלו להזדווג.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.كان مكانا، كما قال "مات رايدلي" ، يمكن أن تتوالد فيه الأفكار.
Buralar, Matt Ridley'in konuşmasında bahsettiği gibi fikirlerin seviştikleri yerlerdi.夫婦が寝るベッドのようであり
Çocukken düşünürdüm. Hayat seviştiğinde başlıyor. O zamana dek bir hiçbir şey değilsin.Als ich jünger war, dachte ich, dass das Leben beginnt, wenn man mit jemandem schläft.