sessizliği ile cümle
sessizliği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Sessizliğinden cevabımdan tatmin olmadığın sonucuna vardım.I take it from your silence that you are not satisfied with my answer.
Başkan sessizliği emretti.The chairperson ordered silence.
Onun sessizliğini razı oluş kabul ettim.I interpreted his silence as consent.
Sessizliğini razı olmasına yordum.I interpreted his silence as consent.
Onun sessizliğini bir red olarak yorumladım.I interpreted her silence as a refusal.
Onun sessizliği ne ifade ediyor?What does his silence imply?
O, sessizliğimi uygun bulma olarak yorumladı.He interpreted my silence as consent.
O, sessizliği tercih ediyor.He prefers the quiet.
Onların sessizliğini boyun eğme olarak algılama.Don't interpret their silence as obedience.
Onların sessizliğini itaat olarak yorumlama.Don't interpret their silence as obedience.
Gecenin sessizliği bizi rahatlatır.The silence of the night comforts us.
Kuşun çığlığı ormanın sessizliğini bozdu.The bird's cry broke the silence of the woods.
Jessie, ölüm sessizliği içinde Ürdün'e baktıJessie stared at Jordan in dead silence.
Sessizliği boz.Break the silence.
Onun sessizliği beni şaşırttı.Her silence surprised me.
Sessizliği beni şaşırttı.His silence surprised me.
Onlar sessizliği bozdu.They broke the silence.
Onu kızdıran onun sessizliğiydi.It was his silence that made her angry.
Tom Mary'nin sessizliğinden rahatsız oldu.Tom was annoyed by Mary's silence.
Bir çığlık sessizliği bozdu.A cry broke the silence.
Ben sessizliği sevmiyorum.I don't like silence.
Onun dilini bilmiyorsan, bir yabancının sessizliğini asla anlayamazsın.If you do not know his language, you will never understand a foreigner's silence.
Senin sessizliğin bile bir duanın parçası olabilir.Even your silence can be a part of prayer.
Tom Mary'nin sessizliğinden tedirgin oldu.Tom became irritated by Mary's silence.
Kütüphanenin sessizliği, çalışma için mükemmel bir çevre sağladı.The silence of the library provided the perfect enviroment for studying.
Kütüphanenin sessizliği, öğrenim için mükemmel bir ortam sağladı.The silence of the library provided the perfect environment for studying.
Tom bütün gün sessizliğini korudu.Tom kept silent all day.
O, sessizliği tercih eder.She prefers the quiet.
Benim sessizliğimi satın almaya çalışıyor musun?Are you trying to buy my silence?
Ya şimdi konuş, ya da sonsuza kadar sessizliğini koru.Speak now, or forever be silent.
Ölüm sessizliği vardı.There was dead silence.
Kaba bir ses sessizliği bozdu.A gruff voice broke the silence.
Tom sessizliği bozdu.Tom broke the silence.
Tom uzun sessizliği bozdu.Tom broke the long silence.
Tom, Mary'nin sessizliğine inanmaya çalıştı.Tom tried to buy Mary's silence.
Tom, çıkıntılık yapmak istemediği için sessizliğini korudu.Tom didn't want to rock the boat, so he held his peace.
O, sessizliği bozdu.She broke the silence.
Tom uzun zaman sessizliğini korudu.Tom remained silent for a long time.
Tom uzun süre sessizliğini bozmadı.Tom remained silent for a long time.
Akşam sessizliğinde ahenkli bülbülün zevkini çıkarırız.In the evening quiet, we enjoy the song of the euphonious nightingale.
Onun sessizliği beni sinirlendiriyor.His silence makes me nervous.
Onların sessizliği beni sinirlendiriyor.Their silence makes me nervous.
Senin sessizliğin beni sinirlendiriyor.Your silence makes me nervous.
Radyo sessizliğini kırmamız gerek.We need to break radio silence.
Bir şey söyle. Ani sessizliğin beni rahatsız ediyor.Say something. Your sudden silence troubles me.
Ben sessizliği bozdum.I broke the silence.
Gürültülü makine sessizliği bozuyor.The noisy machine disturbs the silence.
Sessizliğin gücü vardır.Silence has strength.
Hem Tom hem ben sessizliğimizi koruduk.Tom and I both kept quiet.
Sami'nin sessizliği polisi şaşırttı.Sami's silence shocked the police.
Sami küçük bir kasabanın sessizliğini seviyordu.Sami loved the quiet of a small town.
"Sessizliği duyabiliyor musun?" "Pek değil. Hiçbir şey duyamıyorum.""Can you hear the silence?" "Not really. I can't hear anything."
Tom'un sessizliği Mary'yi bile daha sinirli yaptı.Tom's silence made Mary even angrier.
Tom'un sessizliği Mary'yi kızdırdı.Tom's silence made Mary angry.
Sessizliğim anlaştığımız anlamına gelmez.Don't mistake my silence for agreement.
Sessizliğimizi koruduk.We kept still.
Felix aniden sessizliği bozdu ve "Seni görebiliyorum, Amelia" dedi.Felix suddenly broke the silence saying: "I can see you, Amelia."
"Ziynet Sali, 'Deli Divanenim' ile Sessizliğini Bozdu"."Ziynet Sali, 'Deli Divanenim' ile Sessizliğini Bozdu" (in Turkish).
Kısa bir sessizliğin ardından "Manicure" ve "Cake Like Lady Gaga"yı söyledi.After a short speech, "Manicure" and "Cake Like Lady Gaga" are performed.
Uzun süreli sessizliği ve yalnızlığı onun hayatta kalmasını sağladı.Solitude and long waiting make him think.