Bir ses Tom'un dikkatini çekti.A noise attracted Tom's attention.
Seslerimizin duyulmasını istiyoruz.We want our voices to be heard.
Radyo sessizliğini kırmamız gerek.We need to break radio silence.
Konferans odası sessizdi.The conference room was silent.
Kapı önünden bir ses duydum.I heard a noise from the porch.
Tom bunu yüksek sesle söylemeye cesaret edemedi.Tom didn't dare to say it aloud.
Kolesterol sessiz bir katildir.Cholesterol is a silent killer.
Helikopter yüksek ses çıkardı.The chopper made a loud noise.
Helikopter yüksek ses yaptı.The chopper made a loud noise.
Birbirlerine adları ile seslendiler.They called each other names.
Tom sesini biraz yükseltti.Tom raised his voice a little.
Tom hiçbir türde ses yapmadı.Tom made no sound of any kind.
Tom bir kapı sesi duydu.Tom heard a knock on the door.
Sizi yüksek sesle ve net duyduk.We heard you loud and clear.
Tom sessiz kalmakta haklıydı.Tom was right to keep silent.
Yüksek sesli müzik çalmaya başladı.Loud music started playing.
Tom yumuşak bir sesle konuştu.Tom spoke with a soft voice.
Sessizlik can sıkıcıdır.The silence is oppressive.
Sessizlik beni öldürüyor.The silence is killing me.
Sessizlik her zaman iyi değildir.Silence isn't always good.
Ses sınavı için buradayım.I'm here for the audition.
Bazen sesler duyarım.Sometimes I hear voices.
Tom sessizce istifa etti.Tom quietly stepped down.
Tom sessizce elveda dedi.Tom quietly said goodbye.
Asla sessiz kalmayacağız.We'll never keep quiet.
Tom yüksek sesle ağlamaya başladı.Tom began to cry loudly.
Yüksek sesli bir patlama oldu.There was a loud bang.
Ses kalitesi önemlidir.Sound quality matters.
Daha yüksek sesle konuşman gerekiyor.You need to speak up.
Herkesin bir sesi var.Everyone has a voice.
Sessiz olmalı mıyız?Should we be silent?
Tom yüksek sesle hıçkırarak anlattı.Tom sobbed out loud.
O oldukça yüksek sesliydi.It was pretty loud.
Sadece sessiz kaldım.I just kept silent.
Sessiz kalabiliriz.We can stay quiet.
Tom yüksek sesle lanetledi.Tom cursed loudly.
Sessiz olmalıyım.I must keep quiet.
Silah sesleri duydum.I heard the shots.
Biri bana sesleniyor mu?Is someone calling me?
Tom bildiğim başka herkesten daha yüksek sesle horluyor.Tom snores louder than anyone else I know.
Lütfen bip sesinden sonra bir mesaj bırakın.Please leave a message after the beep.
Herkesin sessiz olması gerekiyor.Everybody needs to be quiet.
Büyüyen bir çocuk sessizce bir saat oturamaz.A growing boy can't sit quietly for an hour.
Araba daha önce o sesi çıkarmıyordu.The car wasn't making that noise before.
Sokaklar sessizdi.The streets were quiet.
Caddeler sessizdi.The streets were quiet.
Ses gerçekten yüksek.The sound is really loud.
Onunla yüksek sesli müzik hakkında konuşacağım.I'll talk to him about the loud music.
Senin adını seslendiğimi duydun mu?Did you hear me call your name?
Seni çok iyi duyamıyorum. Sesini yükseltebilir misin?I can't hear you very well. Can you speak up?
Her zaman aynı ses.It's always the same voice.
Tom'un muhteşem bir sesi var.Tom has a fantastic voice.
Tom ikinci ayetin sözlerini unuttu, bu yüzden ilk ayeti tekrar seslendirdi.Tom forgot the words to the second verse, so he sang the first verse again.
Bu ses ne? Bir tren mi?What's this noise? Is it a train?
Yıldızlar sessiz arazilerin üstünde parlıyordu.The stars were shining over the silent fields.
Ev karanlıktı ve sessizdi.The house was dark and silent.
Senin sıran geldiğinde adını sesleneceğiz.We'll call your name when it's your turn.
Fadıl ve Dania yüksek sesle tartışıyorlardı.Fadil and Dania were arguing loudly.
Fadıl kendi odasından gelen korkunç sesleri duymaya başladı.Fadil started to hear horrifying sounds coming from his room.
Fadıl sessiz kalması için Dania'ya bağırdı.Fadil yelled at Dania to keep quiet.