Serabral korteksimiz bir anlamda bizi özgürleştiriyor.Die Großhirnrinde stellt eine Befreiung dar.
Serabral korteksimiz bir anlamda bizi özgürleştiriyor.이러한 점에서, 대뇌피질은 해방인 셈입니다.
Serabral korteksimiz bir anlamda bizi özgürleştiriyor.Korteks serebral adalah, dengan cara, pembebasan.
Serabral korteksimiz bir anlamda bizi özgürleştiriyor.La corteccia cerebrale č, in un certo senso, una liberazione.
Serabral korteksimiz bir anlamda bizi özgürleştiriyor.Le cortex cérébral nous a en quelque sorte libérés.
Serabral korteksimiz bir anlamda bizi özgürleştiriyor.Мозъчната кора е един вид освобождение.
Serabral korteksin fiziki yapısı girdili çıktılıdır.A paisagem do córtex cerebral humano está profundamente sulcada.
Serabral korteksin fiziki yapısı girdili çıktılıdır.Dalam tengkorak ukuran terbatas.
Serabral korteksin fiziki yapısı girdili çıktılıdır.Die Landschaft unseres Großhirns ist tief gefurcht.
Serabral korteksin fiziki yapısı girdili çıktılıdır.Il paesaggio della corteccia cerebrale umana č profondamente solcato.
Serabral korteksin fiziki yapısı girdili çıktılıdır.인간 대뇌피질의 모습을 보면 깊은 도랑들이 존재합니다.
Serabral korteksin fiziki yapısı girdili çıktılıdır.Le paysage du cortex cérébral est creusé de sillons.
Serabral korteksin fiziki yapısı girdili çıktılıdır.Човешката мозъчна кора е дълбоко нагъната.
Serabral korteksin içinde düşüncenin oluştuğu mikroskobik yapı var.Dentro de la corteza cerebral es la estructura microscópica del pensamiento.
Serabral korteksin içinde düşüncenin oluştuğu mikroskobik yapı var.Dentro do córtex cerebral está a estrutura microscópica do pensamento.
Serabral korteksin içinde düşüncenin oluştuğu mikroskobik yapı var.Di dalam korteks serebral struktur mikroskopis pemikiran.
Serabral korteksin içinde düşüncenin oluştuğu mikroskobik yapı var.Die Großhirnrinde enthält die mikroskopische Struktur der Gedanken.
Serabral korteksin içinde düşüncenin oluştuğu mikroskobik yapı var.대뇌피질의 안쪽은 사고의 극히 미세한 구조입니다.
Serabral korteksin içinde düşüncenin oluştuğu mikroskobik yapı var.Le cortex abrite la structure microscopique de la pensée.
Serabral korteksin içinde düşüncenin oluştuğu mikroskobik yapı var.Nella corteccia cerebrale sta la struttura microscopica del pensiero.
Serabral korteksin içinde düşüncenin oluştuğu mikroskobik yapı var.Вътре в мозъчната кора е микроскопичната структура на мисълта.
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.Britský fyzik John Tyndall provedl v 50. letech 19. století
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.De Britse natuurkundige John Tyndall deed in de jaren 1850
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.Der Treibhauseffekt war bereits über ein Jahrhundert gut erforscht.
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.Efectul de seră era bine cunoscut de mai mult de un secol.
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.Efekt cieplarniany jest dobrze znany od ponad wieku.
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.Hiệu ứng nhà kính đã được biết đến hơn 1 thế kỷ.
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.Kasvihuoneilmiö oli ymmärretty hyvin jo runsaan vuosisadan ajan.
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.지난 세기동안, 온실효과는 무엇보다도 잘 알려져 왔습니다.
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.L'effetto serra era conosciuto molto bene da più di un secolo.
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.On avait bien compris l'effet de serre pendant plus d'un siècle.
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.Το φαινόμενο του θερμοκηπίου είχε γίνει κατανοητό εδώ και περισσότερο από έναν αιώνα.
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.Понятие парникового эффекта существует уже больше века.
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.אפקט החממה היה מובן היטב במשך יותר ממאה שנה.
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.تأثير الاحتباس الحراري تم فهمها بشكل جيد لأكثر من قرن.
Sera etkisi bir yüzyıldan uzun bir süredir iyice anlaşıldı.十分に理解されています 1850年代に
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;A prileti k meni tistih serafov eden, v roki držeč živ ogel, ki ga je bil s kleščami vzel z oltarja.
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;Bấy giờ một sê-ra-phin bay đến tôi, tay cầm than lửa đỏ mà đã dùng kiềm gắp nơi bàn thờ,
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;Bấy_giờ một sê - ra-phin bay đến tôi , tay_cầm than lửa đỏ mà đã dùng kiềm gắp nơi bàn_thờ ,
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;Então voou para mim um dos serafins, trazendo na mão uma brasa viva, que tirara do altar com uma tenaz;
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;És hozzám repült egy a szeráfok közül, és kezében eleven szén vala, a melyet fogóval vett volt az oltárról;
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;I přiletěl ke mně jeden z serafínů, maje v ruce své uhel řeřavý, kleštěmi vzatý z oltáře,
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;Kemudian salah satu makhluk itu terbang kepada saya membawa bara yang diambilnya dengan sepit dari mezbah
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;때에 그 스랍의 하나가 화저로 단에서 취한바 핀 숯을 손에 가지고 내게로 날아와서
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;Toen vloog één van de serafs naar het altaar en pakte er met een tang een gloeiende kool uit.
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;Tu priletel ku mne jeden zo serafínov majúc v ruke žeravý uhoľ, ktorý vzal kliešťami s oltára.
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;Тогда прилетел ко мне один из Серафимов, и в руке у него горящий уголь, который он взял клещами с жертвенника,
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;ויעף אלי אחד מן השרפים ובידו רצפה במלקחים לקח מעל המזבח׃
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;فطار اليّ واحد من السرافيم وبيده جمرة قد اخذها بملقط من على المذبح
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;有 一 撒 拉 弗 飛 到 我 跟 前 、 手 裡 拿 著 紅 炭 、 是 用 火 剪 從 壇 上 取 下 來 的
Seraflardan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı;有 一 撒 拉弗飛 到 我 跟前 、 手 裡 拿著 紅炭 、 是 用 火剪 從壇 上 取下 來的
Serafların sesinden kapı söveleriyle eşikler sarsıldı, tapınak dumanla doldu.A pohly sa základy prahov od hlasu volajúceho, a dom sa naplnil dymom.
Serafların sesinden kapı söveleriyle eşikler sarsıldı, tapınak dumanla doldu.A pohnuly se podvoje veřejí od hlasu volajícího, a dům plný byl dymu.
Serafların sesinden kapı söveleriyle eşikler sarsıldı, tapınak dumanla doldu.daß die Überschwellen bebten von der Stimme ihres Rufens, und das Haus ward voll Rauch.
Serafların sesinden kapı söveleriyle eşikler sarsıldı, tapınak dumanla doldu.E as bases dos limiares moveram-se � voz do que clamava, e a casa se enchia de fumaça.
Serafların sesinden kapı söveleriyle eşikler sarsıldı, tapınak dumanla doldu.Een machtig koor was het! De tempel trilde op zijn grondvesten en het heiligdom vulde zich met rook.
Serafların sesinden kapı söveleriyle eşikler sarsıldı, tapınak dumanla doldu.És megrendülének az ajtó küszöbei a kiáltónak szavától, és a ház betelt füsttel.
Serafların sesinden kapı söveleriyle eşikler sarsıldı, tapınak dumanla doldu.In tresle so se podstave pragov od glasu kličočih in hiša se je napolnila z dimom.
Serafların sesinden kapı söveleriyle eşikler sarsıldı, tapınak dumanla doldu.I poruszyły się podwoje u drzwi od głosu wołającego, a dom pełny był dymu.
Serafların sesinden kapı söveleriyle eşikler sarsıldı, tapınak dumanla doldu.Ja kynnysten perustukset vapisivat heidän huutonsa äänestä, ja huone täyttyi savulla.