Patates soyarken serçe parmağımı kestim.I cut my little finger peeling potatoes.
Tom'un sol elinde serçe parmağı eksik.Tom is missing the little finger on his left hand.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.And he would grab my pinkie, because what he wanted to do every day is he wanted to go visit.
Türkçe klavyede (F klavye) sağ el serçe parmağının sağındaki tuştur.Dragón azul/verde), en el dedo índice derecho.
Patates soyarken serçe parmağımı kestim.Я порезал мизинец, когда чистил картошку.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Alors vous touchez Jesse ici, il sent son pouce ; vous touchez ici, il sent son petit doigt.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Als je Jesse hier aanraakt, voelt hij zijn duim. Raak hem hier en hij voelt zijn pink.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Así, si tocas a Jesse aquí, él siente su dedo; y si lo tocas aquí, siente su meñique.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Deci dacă îl atingi pe Jesse aici, îşi simte degetul; atingi aici, şi simte degetul mic.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Dotkniemy Jesse'ego tutaj, poczuje swój kciuk, dotkniemy go tu, poczuje mały palec.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.E così se Jesse viene toccato in questo punto, riesce a sentire il pollice, e qui il mignolo.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.그래서, 여기를 누르면 엄지손가락을 느끼고 여기를 누르면 새끼 손가락을 느낍니다.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Wenn man Jesse hier berührt, spürt er seinen Daumen; man berührt hier, spürt er seinen kleinen Finger.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Така че ако докоснете Джеси тук, той чувства палеца си; ако го докоснете тук, чувства кутрето си.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Т.е. вы прикасаетесь здесь, Джесси чувствует большой палец. Прикасаетесь здесь — мизинец.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.אם נוגעים בג'סי כאן, הוא מרגיש את האגודל; אם נוגעים בו כאן, הוא מרגיש את הזרת.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.لذا إذا لمست جيسي هنا ، يشعر بالإبهام ، وإذا لمسته هناك ، يشعر بالخنصر.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.ここを触れば小指です 1 gほどの小さな
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Después me agarraba del meñique, porque lo que quería hacer diariamente era hacer visitas.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.E ele agarrava o meu dedo mindinho, porque o que ele queria todos os dias, era fazer uma visita.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Et il attrapait mon petit doigt, parce que ce qu'il voulait faire chaque jour c'était aller en visite.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Hij pakte mijn pink, want hij wilde elke dag op bezoek gaan.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.I łapał mnie za mały palec, bo chciał odwiedzać kogoś każdego dnia.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.In zagrabil je moj mezinec, ker je vsak dan hotel iti na obisk.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.그리고 그는 나의 새깨 손가락을 잡습니다, 왜냐하면 그가 매일 하기를 원했던것은 가서 방문하는것 이었기 때문입니다
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Lalu dia menggenggam jari kelingking saya karena yang dia inginkan setiap hari adalah pergi berkunjung.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Megragadta ilyenkor a kisujjam, mert mindig azt akarta, hogy menjünk látogatóba.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Og han ville gribe min lillefinger, fordi det, han ville gøre hver dag, er, han ville gå på besøg.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Poi mi prendeva il mignolo, perché ogni giorno lui voleva andare a far visita [ai carcerati].
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Şi mă apuca de degetul mic pentru că în fiecare zi vroia să meargă în vizită.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Und er würde meinen kleinen Finger packen, denn was er jeden Tag tun wollte, war Besuche zu machen.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Và cậu ta chộp lấy ngón út của tôi, bởi vì những gì cậu ta muốn làm hàng ngày là cậu ta được đi thăm.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.И той сграбчваше кутрето ми, защото това, което искаше да прави всеки ден бе да ходи на посещения.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.І він хапав мій мізинець, бо він хотів ходити на відвідини кожного дня .
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.Он хватал меня за мизинец потому что он хотел каждый день ходить в гости.
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.אוחז את הזרת שלי,מפני שמה שהוא רצה לעשות כל יום זה לבקר
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.الخنصر، لأنه اراد زيارة جميع السجناء بصورة يومية
Serçe parmağımı tuttu çünkü diğer mahkumları ziyaret etmek istiyordu.他の囚人たちのところへ行きたがっていたのです 毎日 全員を訪れるということは