İş senin için çok mu zor?Is the work too hard for you?
Bu senin rengin!This is your color!
Seninle ters düşmekten nefret ediyorum.I hate to contradict you.
Seni kurtaramadığım için üzgünüm.Sorry I couldn't save you.
Pekala ama seni uyarmadığımı söyleme.All right, but don't say I didn't warn you.
Senin hamile olma olasılığın var mı?Is there a possibility that you're pregnant?
Bu senin ilk görevindir.This is your first assignment.
Bu senin ilk ataman.This is your first assignment.
Senin yardımın olmasa başaramazdım.Without your help I would have had no success.
Ölü ya da diri, seni hep seveceğim.Alive or dead, I'll always love you.
Ucuz bir içki seni hasta yapar.A cheap drink makes you ill.
Yarın saat üçte Tom'un seni karşılamasını isteyeceğim.I'll ask Tom to meet you tomorrow at three o'clock.
Senin okumaktan hoşlanabileceğin bazı kitaplarım var.I have some books that you might like to read.
Senin yaz tatilin ne zaman başlıyor?When does your summer vacation start?
Seninle biraz konuşabilir miyim?May I have a word with you?
Senin kız kardeşinin adı ne?What's your sister's name?
O, seninle hemen hemen aynı boydadır.She's almost the same height as you.
Seni her zaman hatırlayacağım.I will always remember you.
Hanry adında biri seni görmek istiyor.Somebody called Hanry wants to see you.
Seni ne zaman görsem, ben hep küçük erkek kardeşimi düşünüyorum.Whenever I see you, I always think of my younger brother.
Senin yardımın olmadan başarısız olurdum.Without your assistance, I would have failed.
İnsanların seni böyle kullanmasına izin vermemelisin.You shouldn't let people use you like that.
Senin pozisyonunda olsaydım muhtemelen ne yapacağımı bilmezdim.If I were in your position, I probably wouldn't know what to do.
Pohpohlayan bir arkadaş senin en kötü düşmanındır.A flattering friend is your worst enemy.
Senin nereye gideceğini bilmiyorum.I don't know where you will go.
Ve unutma: Ben seni her zaman seveceğim.And don't forget: I will always love you.
Kimse senin mektubunu anlayamaz.No one can understand your letter.
Keşke gerçekten yarın seninle tenis oynayabilsem.I really wish I could play tennis with you tomorrow.
Gerçekten yarın seninle tenis oynayabilmeyi diliyorum.I really wish I could play tennis with you tomorrow.
Senin numaralarını biliyorum.I know your numbers.
Geç saatlere kadar kalmak senin sağlığın için zararlıdırStaying up late is harmful to your health.
Senin evin, şirketinden uzak mı?Is your house far from your company?
Bunu seninle bırakacağım.I'll leave this with you.
Senin dilinde "elma" nasıl söylenir?How to say "apple" in your language?
Bu senin görevin.It's your duty.
Bazen seni tanıdığıma inanmıyorum.Sometimes I don't believe I know you.
Ben üzgünüm. Ben senin adını tanımadım.I'm sorry. I didn't catch your name.
Bay Ichiro Fukuoka, yakın bir arkadaşım, seninle tanışmak istiyor.Mr. Ichiro Fukuoka, a close friend of mine, would like to meet you.
Seni çıplak ellerimle parçalayabilirim.I can rip you apart with my bare hands.
Senin için sonunu berbat etmek istemiyorum.I don't want to spoil the ending for you.
Artık seni sevmiyorum; bu yüzden üzgünüm.I no longer love you; therefore, I am sad.
Onun hepsi senin kafanda.It's all in your head.
Tencere dibin kara seninki benden kara.It takes one to know one.
Seni bekliyordum.I was expecting you.
Seni orada karşılayacağım.I'll meet you there.
Mavi senin üzerinde iyi görünüyor.Blue looks good on you.
Oğlunun karısı senin gelinindir.The wife of your son is your daughter-in-law.
Sadece seninle benim aramda, o aslında bir ucube.Just between you and me, she is, in fact, a monster.
Senin için küçük bir şeyim var.I have a little something for you.
Ben senin düşünceni anlıyorum, ama yine de katılmıyorum.I get your point, but I still don't agree.
Ben senin kararlarını onaylamıyorum.I don't agree with your conclusions.
Müdür bunun senin hatan olduğunu söyledi.The manager said it was your fault.
Ben senin tüm sorularına yanıt veremem.I'm not able to respond to all of your questions.
Biz seni bir süredir görmedik.We haven't seen you in a while.
O seni incitmek istemedi.She didn't intend to hurt you.
Seni incitmek istemedik.We didn't mean to hurt you.
Onlar bana bunun senin hatan olduğunu söyledi.They told me it was your fault.
"Tanrı seni korusun." "Ben ateistim.""God bless you." "I'm an atheist."
Senin bu konuda ne düşündüğünü bilmek istemiyorum.I don't want to know what you think about this.
Bu senin cildini koruyacaktır.This will protect your skin.