sen ile cümle

sen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sen gözlerimin ışığısın.You are the light of my eyes.
Sen çok büyüksün.You are too big.
Sen saat on birde yatarsın.You go to bed at eleven o'clock.
Senin bir giriş biletin var.You have an entry ticket.
Senin ateşin var ve dışarı çıkmaman gerekir.You have a fever and should not go out.
Senin bir giriş biletine ihtiyacın var.You need an entry ticket.
Sen, ne yapmak istiyorsun?You, what do you like to do?
Senin odan, 504: beş-sıfır-dörtYour room number is five hundred four: five-oh-four.
Bir daha senin yüzünü görmek istemiyorum.I don't want to see your face ever again.
Sen gerçeklerle yüzleşmek zorundasın.You have to face the facts.
Sen çok geç geldin.You came too late.
Sen hiç az önce tanımlanan belirtileri yaşadın mı?Did you ever have the symptoms which have just been described?
Seni seviyorum ve sen de beni seviyorsun.I love you and vice versa.
Seninle Klingonca konuşurum.I speak Klingon to you.
Seninle gitmek istiyorum fakat meteliksizim.I want to go with you, but I'm broke.
Sence böyle bir şey mümkün olabilir mi?Do you think such a thing is possible?
Lütfen bana senin düşünceni anlat.Please tell me your opinion.
Senin için geldim.I came for you.
Seni ısırdığında bana şikayet etmeye gelme.Don't come complaining to me when it bites you.
Seninle tanışmaya can atıyorum.I look forward to meeting you.
Paris, geçen sene gezdiğim şehirlerden bir tanesi.Paris is one of the cities I visited last year.
Lanet olsun! Sen bana duman attırdın!Shit! You scared me half to death!
Hepimiz senin fikrinin kullanışsız olduğunu düşünüyoruz.We all consider your idea to be impractical.
Sen ayrıldığından beri uzun zaman oldu.It's been a long time since you broke up.
Bu senin garson üniforman.This is your waitress uniform.
Kaza senin hatan değildi.The accident wasn't your fault.
Sensiz hayat berbat.Without you, life is awful.
Senin hizmetlerin artık gerekli değil.Your services are no longer required.
Ahlak anlayışının seni doğru olanı yapmaktan alıkoymasına asla izin verme.Never let your sense of morals prevent you from doing what is right.
Senin hakkında endişeliyim.I'm worried about you.
Benim ayaklarım seninkiyle karşılaştırılınca küçük.My feet are small compared to yours.
Sen bana senin adını ve telefon numarını söyler misin?Would you tell me your name and phone number?
Kafayı mı yedin sen?Have you lost your mind?
Seni anlıyorum.I understand you.
Seni çok istiyorum.I want you so much.
Ona herhangi bir zarar gelirse, ben kişisel olarak seni sorumlu tutacağım.If any harm comes to her, I will hold you personally responsible.
Senden bir an için kuşkulanmadım.I did not doubt you for a moment.
Sen bir basketbol topunu senin parmak ucunda döndürebilir misin?Can you spin a basketball on your fingertip?
Senin için zamanım yok.I don't have time for you.
Sen bir büyücü müsün?Are you a wizard?
Senin erkek kardeşine iyi örnek olman gerekiyor.You should be setting a good example for your younger brother.
Uzun zamandır senden haber almıyorum.I haven't heard from you for a long time.
Yarın seni kütüphanede göreceğim.I'll see you at the library tomorrow.
David bana senin ayrıldığını söylüyor.David tells me that you're leaving.
Seni her zaman seveceğim.I will always love you.
Seni odamda bekleyeceğim.I'll wait for you in my room.
Seninle bu kahrolası tahmin oyunlarını oynamaktan bıktım.I'm sick of playing these goddamn guessing games with you.
Philip senden daha yakışıklı.Philip is more handsome than you.
Sen ona tamamen güven.You trust him completely.
Mantık açıkça senin güçlü noktandır.Logic is obviously your strong point.
Senin eksantrikliğin seni ya sevimli ya da sıkıcı yapabilir.Your eccentricities can make you either charming or tedious.
Papazın vaazları seni sıkabilir fakat onlar ahlaken iyi örnektir.The pastor's sermons may bore you, but they are morally edifying.
Sen okula gidiyorsun, değil mi?You go to school, right?
Saat beşte seni senin yerinden almaya geleceğim.I'll come at five to pick you up at your place.
Sen bir işkoliksin.You are a workaholic.
Sen bana onlara bakacağına dair söz verdin.You gave me your word that you would look after them.
Biz gideceğiz ama sen gelmeyeceksin.We will go, but without you.
Biz gideceğiz ama sensiz.We will go, but without you.
İşte senin biniş kartın.Here is your boarding pass.
Şenlen ki neşesiz ölme.Rejoice, lest pleasureless ye die.

İlgili Sayfalar