sen ile cümle
sen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Seni aptal!You idiot!
Seni aptal!!You idiot!
Sen yemeyi sevmez miydin?Wouldn't you like to eat?
Açıkçası senin kendi çabalarınla hayatta ilerlemen gerektiğini kabul ediyorum.Obviously I agree that you should advance in life through your own efforts.
Sen Uygur musun?Are you an Uighur?
Gelme amacım sensin.It's you I've come for.
Benim fikrim seninkinden tamamen farklı.My opinion is completely different from yours.
Eğer pastadan bir parça alırsan seni azarlarım.If you take a single piece of the cake, I'll give you hell.
"Bana bir taksi çağırır mısınız lütfen?" "Tamam, sen bir taksisin.""Would you please call me a taxi?" "OK, you're a taxi."
""Bana bir taksi der misiniz lütfen?" "Tamam, sen bir taksisin.""Would you please call me a taxi?" "OK, you're a taxi."
Hah, senin 'yasak büyüler'in bana karşı işlemeyecek!Hah, your 'forbidden magics' aren't going to work with me!
Öyle olsa bile, sen bir insansın.Even so, you are a human.
Geçen sene çok yağmur yağdı.It rained a lot last year.
Sen bugün nasıl yapıyorsun?How are you doing today?
Sen bu kadar erken çıkmak zorunda değildin.You didn't have to get off so early.
Herkes seni tanımak ister; sen ünlüsün.Everyone wants to know you; you're famous.
Sen sigara içiyordun, değil mi?You had been smoking, hadn't you?
Senden üç kat daha fazla param var.I've got three times more money as you.
Eğer sen istersen ben sana bir imza verebilirim.I can give you an autograph if you want.
Ben sadece seni düşünüyorum.I'm only thinking of you.
Ben senden biraz daha uzunum.I'm a little taller than you.
Seni gördüğüme çok sevindim.I'm very happy to see you.
Senin problemlerin beni ilgilendirmez.Your problems don't concern me.
Henry adlı biri seninle görüşmek istediğini söyledi.Someone named Henry said he wants to meet with you.
Sen gelmeden önce ben zaten çıkmıştım.By the time you came back, I'd already left.
Sen dönmeden önce ben muhtemelen gitmiş olacağım.I'll probably be gone before you get back.
Sanırım senin yardımın olmasaydı biz planı uygulayamazdık.I guess we wouldn't have been able to carry out the plan if it weren't for your help.
Sanırım sen gerçekten hoş bir insansın.I think you are a really nice person.
Senin tavırların çok iyi değil.Your manners aren't very good.
Senin ne yazdığını anlamadım.I didn't get what you wrote.
Sen gerçekten harikasın.You're really wonderful.
Yaklaşık 80 sent kaybettim.I've lost about 80 cents.
Ya sen onu teşvik ediyor musun?And you encourage him?
Ve senin annen de.And your mom also.
Seninle dans edebilir miyim?Can I have a dance with you?
Senin pasaportunu görebilir miyim?Can I see your passport?
Sen bu düğmeleri benim için dikebilir misin?Can you sew on these buttons for me?
Sende bu gömleğin siyah olanı var mı?Do you have this shirt in black?
Sigara içmem seni rahatsız eder mi?Does it bother you if I smoke?
Senin için endişeleniyorum.I'm worried for you.
Senin de pul topladığını duydum.I heard that you are also collecting stamps.
Duydum ki sen uzun mesafeli yarışlarda mükemmelsin.I heard, that you are great in long distance races.
Seni öldüreceğim.I'll kill you.
Seninle yaşamaktan hoşlanıyorum.I love living with you.
Sen Fransa'dayken seni gerçekten çok özlemiştim.I really missed you when you were in France.
Sonsuza kadar seninle olmak istiyorum.I want to be with you forever.
Seni daha iyi tanımak istiyorum.I want to get to know you better.
Seni öpmek istiyorum.I want to kiss you.
Hayatımı seninle geçirmek istiyorum.I want to spend my life with you.
Senin şirketinle çalışmak istiyorum.I want to work with your company.
Sen kesinlikle haklısın!You're absolutely right!
Patron sensin.You're the boss.
Sen öyle diyorsan öyledir.You're the boss.
Seni gömeceğiz.We will bury you.
Bunlar senin eşyaların mı?Are these your things?
O seneler önceydi.That was years ago.
Bunu yapabilecek birisi varsa, o da sensin.If anyone can do it, it's you.
Beni ısırırsan, o zaman ben de seni ısırırım.If you bite me, then I'll bite you, too.
Sen dilimi konuşuyorsun.You're speaking my language.
Sensiz ne yaparım?What would I do without you?