sen ile cümle
sen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İyileştiğimde seni görmeye geleceğim.I will come and see you when I get well.
Sen daha iyi hissedeceksin.You'll feel better.
Senin yanına oturabilir miyim?May I sit next to you?
Senin yanında oturabilir miyim?May I sit next to you?
Tren saat on buçukta hareket eder, bu yüzden saat onda seni alacağım.The train leaves at half past ten, so I'll call for you at ten.
Sen ne zaman benimle temas kuracaksan lütfen onu telefonla yap.When you contact me, please do so by phone.
Sendika patronları ücret zammı dondurma mücadelesi veriyorlar.The union bosses are fighting the freeze on wage hikes.
Sendika ve yönetim arasındaki anlaşmazlık bir greve yol açabilir.The disagreement between the union and management could lead to a strike.
O, senin daha önce söylediğin değil.That's not what you said before.
Seninle bir şey hakkında konuşmak istiyorum.I want to talk to you about something.
Sen rüşveti kabul ettin mi, etmedin mi?Did you or did you not accept the bribe?
Oh evet,haklısın.Pekala,bu senin ekonomik olan alışveriş şeklin öyleyse.Oh yes, you're right. Well, it's the way you shop that's tight-fisted then.
Senin kollarını sıva ve çalışmaya başla.Roll up your sleeves and get to work.
Sen hiç uzun mesafe ilişkisi yaşadın mı?Have you ever been in a long distance relationship?
Diğer insanların senin çekindiğini fark etmelerine izin vermemelisin.You mustn't let the other person notice that you flinched.
O senin karın mı? Göründüğünden daha fazlası var.She's your wife? There's more to you than meets the eye.
Ben senin başarısız olduğunun farkındayım.I'm aware that you failed.
"Ryu, göremiyorum!" "Doğal, çünkü senin gözlerini kapıyorum.""Ryu, I can't seeee!" "Naturally, that's because I'm covering your eyes."
Kütüphaneye gitmiyorum ama seni istasyona kadar götürebilirim.I'm not going to the library, but I can take you as far as the station.
Onun seni sırtından ne zaman bıçaklayacağı hiç belli olmaz.There's no telling when she'll stab you in the back.
Senin gibi olmasa bile en azından biraz daha kibar olmayı deneyebilirsin.You could at least try to be a bit more polite, even though it's not like you.
Ah? Sen klavyeye bakmadan yazabiliyorsun. Bu harika!Oh? You can type without looking at the keyboard. That's cool!
Hey, sen!Hey, you there!
Amanın, sen haklısın, ben onu hiç bilmiyordum.Oh my, you're right, I didn't know that at all.
Bahse girerim ki sen sapıkça bir şey düşünüyordun.I just bet you were thinking something perverse just now.
Özellikle aynı fikirde olmadığımızda, seni dinleyeceğim.I will listen to you, especially when we disagree.
Bu senin zaferin.This is your victory.
Sen bizimle Beyaz Saray'a kadar gelecek yeni köpek yavrusu kazandın.And you have earned the new puppy that's coming with us … to the White House.
Seninkiyle karşılaştırınca benim arabam küçük.Compared to yours, my car is small.
O senden nefret ediyor gibi görünüyor.It seems she hates you.
Seni sıcak tutacağım.I will keep you warm.
Üzgünüm, seni seviyorum.I'm sorry, I love you.
Sen kimsin?Who are you?
Seni anlamak gerçekten çok zor.Understanding you is really very hard.
Sen olmasaydın, o hâlâ hayatta olacaktı.If it hadn't been for you, he would still be alive.
Ben senin kuklan değilim.I'm not your doll.
Seni yiyip bitireceğim küçük kız.I will devour you little girl.
Sen her zaman diğer tarafı da dinlemelisin.You should always listen to the other side, too.
Sen benim arkadaşımsın.You are my friend.
Sen bizim arkadaşımız değilsin.You are not our friend.
Sen zenginsin.You are rich.
Sen bir öğrenci misin yoksa bir öğretmen misin?Are you a teacher or a student?
Sen benden daha iyisin.You are better than me.
Sen Hindistanlı gibi görünüyorsun.It looks like you are from India.
Öyle görünüyorki ki sen Hindistanlısın.It looks like you are from India.
O, sen ayrıldıktan sonra odaya girdi.He entered the room after you left.
Yemeği sen pişirdiğin için bulaşıkları ben yıkayacağım.I'll do the dishes, since you've cooked.
Ben o bavulları senin için taşıyabilirim.I can carry those suitcases for you.
Ne? Seni duyamıyorum.What? I can't hear you.
Sen bu TV'yi nasıl tamir edeceğini bilir misin?Do you know how to fix this TV?
İyiyim. Ya sen?Fine. And you?
Sen anahtarını arıyorsun.You are looking for your key.
Seni patronum diye çağıracağım.I'll call you my boss.
Bu çirkin sarı bana senin yatak çarşafı rengini hatırlatıyor.This ugly yellow reminds me of the color of your bedsheets.
O, senin için deli oluyor.He's crazy about you.
Senin gözlerindeki gözyaşlarını görüyorum.I see tears in your eyes.
Seni terk etmek zorundayım.I have to leave you.
Ben senin adını hatırlamıyorum.I don't remember your name.
Eğer sen bana asistanlık yaparsan, o büyük bir yardım olur.If you could assist me, it would be a great help.
Diane senin de üvey kız kardeşin.Diane is your half sister, too.