1912 yılında Selanik Hukuk Fakültesini bitirmiştir.Laaman schloss 1912 sein Studium der Rechtswissenschaft ab.
Şelaleler: Biy-Hem şelalesi.Zur Sache: Das Biffar-Gelände.
Keramet mahallesi; Yörük, Boşnak, Selânik Mübâdili, Arnavut olmak üzere birçok halktan oluşmaktadır.Die älteren Häuser des Ortes bestehen allesamt aus Bruchsteinen; die meisten sind jedoch verputzt.
Selamsız, şehre çok uzak bir kasaba.Gastfreunde fernab der Stadt.
Yerine yeğeni Selahaddin geçer.Lieber hätte er wieder seinen Neffen an dessen Stelle.
17 m. ile bu üç şelalenin en geniş olanıdır.Er ist mit einer Länge von etwa 17 km der längste dieser drei Gletscher.
Bu dönemde, bayramlık ve selâmlık üniformaları giyilmedi.Verrichte an diesen schlimmen Tagen keinerlei Arbeit an Korn und Kleidern.
1210 yılında Mihail, Venedik Cumhuriyeti ile müttefik oldu ve Selanik'e saldırdı.1210 verbündete sich Michael mit der Republik Venedig und griff Thessaloniki an.
İlçede toplam irili ufaklı 28 ayrı şelale bulunmaktadır.Zum Konzern gehörten 28 selbständige Kali-Bergwerke.
Selanik göçmeni bir ailenin oğludur.Saca ist der Sohn palästinensischer Einwanderer.
Selamlaşma, insanlar arasındaki iletişimin bir parçasıdır.Als solche ist sie Teil zwischenmenschlicher Kommunikation.
Üç basamaklı olan şelale 25 m yüksekten düşmektedir.Die Gänge verlaufen über drei Etagen bei einer Höhendifferenz von 25 Meter.
Resmi bir "selam!" anlamı taşır.Γεια σου. bedeutet „hallo“.
Selanik ve civarı.Köniz und Umgebung.
İmparatorluk selamlaması aldı.Der Graf grüßt sie.
Selam vermeye bile çekindiği insanlardı.Ich wollte nur sichergehen, daß du mich grüßen wolltest.
Selatin camilerindendir .Von den Glücks-Schmiedten.
Aksine onları selamlayan Avusturyalıların arasında ilerlediler.Für den Schutzzoll setzten sich besonders stark die anwesenden Österreicher ein.
Kendisini bu suretle selamladılar.Er war damit Prodekan.
"Ölecek Gladyatörler sana selam veriyor.“Bsp.: Morituri te salutant. - Diejenigen, die sterben werden, grüßen dich.
Cadılar Macbeth'i Glamis'in lordu, Cavdor'un lordu ve bundan sonraki kral olarak selamlarlar.Die Hexen grüßen Macbeth als Thane von Cawdor und prophezeien ihm den Thron.
Şelale: O ne biçim söz. ^(Feja e Shqytarit asht Shqyptaria!) als ihr Motto.
Selanik’in Yunan işgaline uğraması üzerine 1912 yılında ailesiyle İstanbul’a göçtü.Nach der griechischen Invasion in Selânik 1912 flüchtete sie mit ihrer Familie nach İstanbul.
Her selamdan sonra biraz oturmak sünnettir.Nach jeder Niederlage Sekt.
Ayrıca dere üzerinde bulunan şelale Orman Bakanlığınca Tabiat Anıtı olarak ilan edilmiştir.Vor dem Gebäude zudem steht ein Ahornbaum, der als Naturdenkmal eingetragen ist.
Kapuzbaşı ve Güney şelalesi vardır.Er hat einen südlichen und einen westlichen Quellfluss.
Yerli halklar ^ "Selam olsun barış ödülü alan kadınlara!". birgun.net.Paix aux chaumières!“ „Krieg den Palästen!
1989 yılından bu yana YDP Selanik milletvekili olarak görev yapıyor.Seit 1989 ist sie als Mitglied der SPD in der Kommunalpolitik aktiv.
Seher, Selahattin Demirtaş'ın öykü kitabı.Aue, Mosaiksteine der Geschichte.
Selam, 2013 yapımı dram filmi.Programmplan der Hofer Filmtage 2013.
Onu ilk selamlayan Eönwë'ydi.Er war der erste, der sie förderte.
Ancak zamanla bu şelalelerin suyu çekilir.Im Laufe der Zeit kann sich ein solcher Kessel mit Wasser füllen.
Şelalelerin en tepesinde de bir cafe bulunmaktadır.Im Erdgeschoss befindet sich außerdem ein Café.
Daha sonra başıyla kalabalığı selamlayıp içeri girdi.Gleichwohl trugen viele Bürger sie mit und begrüßten sie.
2009 seçimlerinde, Selahaddin ilinde 28 sandalyeden ikisini almıştır.2004 entschied sie zwei von 28 Wahlkreisen in Karnataka für sich.
Kadın teslim olmak yerine kendini şelaleden aşağı atar.Er bietet an, anstelle der Frauen erhängt zu werden.
Köy ali şefik paşanındır şimdi oğlu selahattin yardımcı ikamet ediyor.Der inzwischen wieder erwachte Bürgermeister fragt nach seinem Patenkind.
Herkesi yüksek sesle selamla.Salue tout le monde à haute voix.
Selam. Nasıl gidiyor?Salut. Comment vas-tu ?
Karına benden selam söyle.Salue ta femme de ma part.
Selam, hâlâ orada mısın?Salut, es-tu encore là ?
Kimseyi selamlamıyorum.Je ne salue personne.
Karına bir selam ver.Passe un bonjour à ta femme.
Eğer Popescu'ları görürseniz, lütfen onlara bizden selam söyleyin.Si vous voyez les Popescu, s'il vous plaît, dites bonjour pour nous.
Büyükbabayı selamla!Salue Grand-père !
Selam fıstık!Salut ma poule !
Allah'tan kork, zira Allah korkusu selamettir.Craignez Allah donc.
Nabi`nin "fakat alup verilür bir selam kalmıştır" dizesiyle başlar.Learning from the Life of Prophet Muhammad (SAW): Peace and Blessing of God Be upon Him.
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.Je m'en remet à lui en tout ce qui me concerne dans ma recherche de moyen d'approcher Allah.
Bunların arası selam ile ayrılır.Ils se saluent, et prennent des chemins divergents.
Birbirimizi bir kere daha selamladık."Les deux saluent alors le jury, puis se saluent mutuellement.
Selam Olsun (Edip Akbayram albümü) Selam Olsun (İbrahim Tatlıses albümü)La foule le salue (effet de montage).
Selanik Krallığı (1205–1224), Makedonya ve Tesalya'yı kapsıyor.Le royaume de Thessalonique (1205-1224), englobant la Macédoine et la Thessalie.
Ave Cæsar, morituri te salutant Selamlar Sezar, ölecekler seni selamlıyor!Voir Ave Cæsar, morituri te salutant.
Sırbistan ile ittifak yaparak, Makedonya'ya genişlemiş, Latin Selanik Krallığı'nı tehdit etmiştir.Allié à la Serbie, il étendit son pouvoir sur la Macédoine, menaçant le royaume latin de Thessalonique.
Ekim 1944 yılında, Alman ordusunun çekilmesinden sonra, yandaşları ile beraber Selanik'e girdi.En octobre 1944, après le retrait de l'armée allemande, il entre à Thessalonique avec ses hommes.
Üniformalı personel, marşı çaldığında askeri selam vermelidir.Les militaires en uniforme doivent faire un salut lorsque l'hymne est joué.
X: Salzburg - Ljubljana - Zagreb - Belgrad - Niš - Üsküp - Köprülü - Selanik.X : Salzbourg - Ljubljana - Zagreb - Belgrade - Niš - Skopje - Vélès - Thessalonique.
İrini, Konstantinopolis'i 1303 yılında terk edip, Selanik'e yerleşti.Yolande (Irène) quitte Constantinople en 1303 pour s'installer à Thessalonique.
Sarah Selanik’e dönene kadar bu hayalinin farkında değildi.Sarah ne réalise son rêve que lors de son retour à Thessalonique.