1970'lerde, selüloz ve kâğıt sanayisi Fin ihracatının yarısını oluşturmaktaydı.In the 1970s, the pulp and paper industry accounted for half of Finnish exports.
Diyalizde, yarı geçirgen bir membran kullanılır, porlu bir selüloz membran gibi.In the Classic style, a shell serves as his ear ornament.
Selüloz, simbiyotik bakterilerin yardımıyla sindirilir.Cellulose is digested with the aid of symbiotic bacteria.
Eğer mısır veya selülozik etanol kullanırsanız, aslında ölüm oranını biraz arttırmış oluyorsunuz.If you go to corn or cellulosic ethanol, you'd actually increase the death rate slightly.
Bu selülozik, çayırdaki çimenlerden elde edilen ikinci nesil biyo-yakıtlar.That's cellulosic, second generation biofuels from prairie grass.
Onların tek işi selülozu şeker ve bitkilerdeki ortak bir bileşiğe yıkmak.Their one job is to break down cellulose, a common compound in vegetables, into sugars.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.So they're spinning these tiny nano fibers of pure cellulose.
Selülozu ilk işleyenler biz değiliz.We're not the first ones to process cellulose.
Ayrıca, biyokütleden sıvıya (BTL) ve selülozik etanol hala araştırılmaktadır.Also, biomass to liquids (BTLs) and cellulosic ethanol are still under research.
Selüloz asetat ilk olarak 1865'te hazırlandı.Cellulose acetate was first prepared in 1865.
Eski bir selüloz ve kağıt fabrikasında kurulmuş olup, Türkiye'de kağıt yapımına başlanmıştır.Situated in a former pulp and paper mill, it is dedicated to papermaking in Turkey.
Vücut yüzeyleri ya çıplaktır ya da ince bir selüloz zarla örtülüdür.La surface corporelle semble rugueuse ou bosselée.
Sahaf: "Selüloz Yığınının büyüsü" Sahaf Dil-Tarih'in tanıtılması.(魔法科高校の劣等生 よくわかる魔法科!?, litt. « Comprendre facilement la magie ») par Aniplex.
Hifleri selüloz yapısındadır ve çok gelişmiştir.Дядя Латифы и очень заботится о её благополучии.
En önemlileri; nişasta, glikojen, selüloz ve kitindir.Do outro; a juventude, a coletividade e a humildade.
Pamuklu kumaşlar selüloz moleküllerinden oluşurlar.As micelas são formadas por moléculas de celulose.
Selüloz, simbiyotik bakterilerin yardımıyla sindirilir.A bioluminescência é produzida por bactérias simbióticas.
(Misal, vernikler ve selüloz asetatlar için.)Gezellige plaatjes en versjes (ca.
Selüloz suda çözünmez ve iyotla reaksiyon vermez.Během hry se necítím dobře a nejsem schopná rychle reagovat.
(Misal, vernikler ve selüloz asetatlar için.)Viz též : Podobenství o boháči a Lazarovi.
Selülozik ve sentetik olmak üzere iki çeşidi vardır.Der findes to former for stræk, symmetrisk og asymmetrisk.
Borik asit ve boratlar selülozik maddelere, ateşe karşı dayanıklılık sağlarlar.Røg og salt gør bacon ideelt til opbevaring.
Selüloz, simbiyotik bakterilerin yardımıyla sindirilir.Selulosa dicerna dengan bantuan dari bakteri simbiotik.
Kâfur, sabun ve selüloz sanayiinde de kullanılmaktadır.Kali cacbonat được sử dụng trong sản xuất xà phòng và thủy tinh.
Selüloz: Bitkilerde bulunur.シロネ - 植物。
Selüloz suda çözünmez ve iyotla reaksiyon vermez.Целулозата не се разтваря във вода и не дава цветна реакция с йод.
Yaklaşık 2.000 ipliğimsi selüloz molekülü, bir mikrofibril demeti yapar.Oko 20 micela čini mikrofibril.
Selüloz: Bitkilerde bulunur.Nachádza sa v rastlinách.
Ama daha da önemlisi, miselyum, selülozu mantar şekerlerine dönüştürüyor.정말 중요하게도, 균사체가 섬유소를 곰팡이 당으로 전환시켰습니다.
Ama daha da önemlisi, miselyum, selülozu mantar şekerlerine dönüştürüyor.אבל חשוב ביותר - התפטיר הפך את הצלוליט לסוכרים פטרייתיים.
Ama daha da önemlisi, miselyum, selülozu mantar şekerlerine dönüştürüyor.و لكن الأهم أن الميسيلوم قد حولت السيليلوز إلى سكريات فطرية
Ama daha da önemlisi, miselyum, selülozu mantar şekerlerine dönüştürüyor.菌性体はセルロースを 糖に変えているのです そこで思いついたのが この国で エネルギー危機にどう対処するか?
Ama selülozdan etanole geçiş, ekolojik olarak pek de zekice değil.하지만 섬유소를 에탄올로 바꾸는 것은 생태학적으로 그리 현명한 생각이 아닙니다.
Ama selülozdan etanole geçiş, ekolojik olarak pek de zekice değil.Mutta selluloosan muuttaminen etanoliksi on ekologisesti tyhmää.
Ama selülozdan etanole geçiş, ekolojik olarak pek de zekice değil.אבל מעבר מתאית לאתנול אינו חכם מבחינה אקולוגית,
Ama selülozdan etanole geçiş, ekolojik olarak pek de zekice değil.ولكن أن تحول من السليولوز إلى الايثانول ليست بفكرة
Ama selülozdan etanole geçiş, ekolojik olarak pek de zekice değil.むしろ環境的に賢い戦略で
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Ele formează aceste micuţe nano-fibre de celuloză pură.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.És eközben szövik ezeket a nanorostokat tiszta cellulózból.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Están produciendo diminutas nano fibras de celulosa pura.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Jadi bakteri ini memintal serat nano kecil dari selulosa murni ini.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.그래서 이런 순수 섬유소의 나노 섬유를 실로 냅니다.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.les bulles apparaîtront à la surface du liquide. Cela nous dit que la fermentation se réalise parfaitement.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Odpowiadają za łączenie tych nano włókien czystej celulozy.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Sie spinnen also diese Nanofasern aus reiner Cellulose.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Stanno producendo questi piccoli microfilamenti di cellulosa pura.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Tako tvorijo ta majhna nano vlakna čiste celuloze.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Tak, že obtáčajú tieto drobné nano vlákna čistej celulózy.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Từ đó, chúng xe nên các sợi tơ nano này từ xenluloza tinh khiết.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Vytvářejí takováto tenká nanovlákna čisté celulózy.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Ze spinnen deze kleine nanovezels van zuivere cellulose.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Έτσι λοιπόν, γνέθουν αυτές τις μικροσκοπικές νανοΐνες από καθαρή κυτταρίνη.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Вони формують ці маленькі нано волокна з чистої целюльози.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Они плетут эти малюсенькие нано-волокна из чистой целлюлозы.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.Така че те предат тези фини нано влакна от чиста целулоза.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.והם טווים את הננו-סיבים הזעירים האלה של תאית טהורה.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.وبالتالي تقوم بغزل ألياف النانو الدقيقة هذه من السليلوز النقي.
Böylece, saf selülozdan bu minik nano lifleri üretiyorlar.紡がれているところです 互いにくっついて 層をつくり
Bu olmayan hayvanlar. Ve bitkilerde selüloz, selülit yapılmış.Je kunt het zien als een heleboel tunnels.
Bu olmayan hayvanlar. Ve bitkilerde selüloz, selülit yapılmış.Låt oss säga att det ser ut så där, och sedan kanske nästa steg kommer se ut...