Tom'un onu o şekilde anlayıp anlamadığından şüphe ediyorum.I doubt if Tom would see it that way.
Tom'u bu şekilde daha çok seviyorum.I like Tom better this way.
Böyle bir şey söylemek çok iyi şekilde ince eleyip sık dokumayacaktır.Saying something like that is not going to go over very well.
Tom yıllardır kötü bir şekilde darmadağın edilmiş garajını temizlemeye niyetleniyor.Tom's been meaning to clean out his badly cluttered garage for years.
Tom seyrek şekilde döşenmiş bir dairede çok basit bir hayat yaşıyor.Tom lives a very simple life in a sparsely furnished apartment.
Hâlâ o şekilde mi hissediyorsun?Do you still feel that way?
Bunu istediğin şekilde yapabilirsin.You can do it any way you like.
Senin onu sevdiğin şekilde Tom'un seni sevdiğini sanmıyorum.I don't think Tom likes you the way you like him.
Senin saçın şirin. Ben onu o şekilde seviyorum.Your hair is cute. I like it that way.
Alman futbol takımı ikna edici bir şekilde Brezilya'yı yendi.The German soccer team beat Brazil convincingly.
Her ülkede aynı şekilde işler.It works the same way in every country.
İyi bir yazar metnini pek çok defa yeniden şekillendirip geliştirebilir.A good writer can reshape and improve his text many times.
Onlar bu şekilde gidiyor.They're heading this way.
Sınavı geçmek istiyorsanız, ciddi bir şekilde çalışmalısınız.You should study seriously if you want to pass the exam.
Ben o şekilde kalır umuyorum.I hope it stays that way.
O şekilde kalacak.It's going to stay that way.
O çok başarılı bir şekilde görevini tamamladı.He completed his mission very successfully.
Yaşlı adam acı bir şekilde gülmeye başladı.The old man started to laugh sadly.
Buralarda bunu o şekilde söylemeyiz.We don't say it that way around here.
O şekilde dolaşın.Go around that way.
Seni doğru şekilde anladım mı?Did I understand you correctly?
Yerinde olsam onu bu şekilde yapmam.I wouldn't do it that way if I were you.
Yerinde olsam o şekilde gitmem.I wouldn't go that way if I were you.
Tom onu eski şekilde yaptı.Tom did it the old way.
Bunu doğru şekilde yapıyor muyum?Am I doing this the right way?
Tom aynı şekilde hissetti.Tom felt the same way.
Üzgünüm,Tom, ben bu şekilde demek istemedim.I'm sorry, Tom, I didn't mean it that way.
Tom o şekilde gitmiş olmalı.Tom must've gone that way.
Tom asla bu şekilde bakmadı.Tom never looked this way.
Tom bu şekilde gitmiş olmalı.Tom must've gone this way.
Bu şekilde hisseden tek kişi ben miyim?Am I the only one that feels this way?
Tom omzunun üzerinden sinirli şekilde baktı.Tom looked nervously over his shoulder.
Tom sabırlı bir şekilde bekliyor.Tom has been waiting patiently.
Sen ve ben benzer şekilde düşünüyoruz.You and I think alike.
Sen ve ben benzer şekilde düşünmüyoruz.You and I don't think alike.
Tom oldukça kötü şekilde dövüldü.Tom has been beaten up pretty badly.
Elimden geldiği kadar herhangi bir şekilde yardım etmek için buradayım.I'm here to help in any way I can.
Fransızcayı çok iyi şekilde konuşmuyorum.I don't speak French very well.
Tom bizim hissettiğimiz aynı şekilde hissetmiyor.Tom doesn't feel the same way we do.
Tom inanılmaz şekilde saf.Tom is unbelievably naive.
Tom onu doğru şekilde yapmıyor.Tom isn't doing it the right way.
Tom bunu doğru şekilde ele almıyor.Tom isn't handling it the right way.
Tom formu doğru şekilde doldurmadı.Tom didn't fill in the form the right way.
Hiçbir şey zor bir şeyi basit şekilde açıklamak kadar zor değildir.Nothing is as difficult as explaining something difficult in a simple manner.
Tom benim hissettiğim şekilde üşüdüğünü hissediyor gibi görünmüyor.Tom never seems to feel the cold the way I do.
Tom rahatlatıcı şekilde Mary'nin elini sıktı.Tom squeezed Mary's hand reassuringly.
Tom bunu ona bunu yapmasını söylediğin şekilde yapmalıydı.Tom should've done it the way you told him to do it.
Sana davranılmasından hoşlanmadığın şekilde insanlara davranma.Don't treat people the way you wouldn't like to be treated.
Bu hassas soruyu çok dikkatli şekilde çalışmamız gerek.We need to study this delicate question very carefully.
Her şey korkunç bir şekilde yanlış gitti.Everything went horribly wrong.
Tom çok dikkatli bir şekilde onun üzerinde düşündü.Tom thought it over very carefully.
Tom inanılmaz bir şekilde sıkılmıştı.Tom was incredibly bored.
Onlar bana bir şekilde garip bir biçimde baktılar.They looked at me somehow strangely.
Belki Tom'da aynı şekilde hissediyor.Maybe Tom feels the same way.
Bu oda neredeyse Tom'un onu bıraktığı şekilde.This room is pretty much the way Tom left it.
O, hararetli bir şekilde önerimi reddediyor.He briskly rejects my suggestion.
Ben onu en iyi şekilde yapmaya çalıştım.I tried to make the best of it.
Tom'la o şekilde konuşmaya hakkın yok.You've got no right to talk to Tom that way.
Ters şekilde değil mi?Isn't it the other way around?
Tom hakkında o şekilde hissettiğini bilmiyordum.I didn't know you felt that way about Tom.