Sen bana sadece elli sent verdin.You gave me only fifty cents.
Sen bana yalnızca elli sent verdin.You gave me only fifty cents.
Ürünün 50 seti için bize % 5'lik özel bir indirim verebilir misiniz?Are you able to grant us a special discount of 5% for 50 sets of the product?
İki adet 45 sentlik pul satın almak istiyorum, lütfen.I'd like to buy two 45-cent stamps, please.
Sana 45 sente mal olur.It will cost you 45 cents.
Beşe üç eklerseniz sekiz yapar.Add 5 to 3 and you have 8.
Beş artı üç sekiz yapar.Add 5 to 3 and you have 8.
Seni son gördüğümden beri iki yıl geçti.Two years have passed since I last met you.
İki gün önce kaçan mahkum hâlâ serbest.The prisoner who escaped two days ago is still at large.
Ya birini ya da diğerini seç.Choose either one or the other.
Seni yirmi dakika içerisinde geri arayabilir miyim?Can I call you back in twenty minutes?
Birkaç dakika içinde seninle olacağım.I'll be with you in a few minutes.
Senin birkaç saat kanaman olacak.You'll have bleeding for a few hours.
Ben yalnız seyahat etmek istiyorum.I would like to travel alone.
Bir haftadan fazla bir süredir seni bekliyorum.I've been waiting for you for over a week.
Bir saat içinde seni tekrar arayacağım.I'll call you up again in an hour.
Bir saat içinde seni arayacağım.I will call you in an hour.
Bir dolar yüz sente eşittir.A dollar is equal to a hundred cents.
Bırak bir doları bir sentim bile yokI don't have a cent, let alone a dollar.
On sekiz yaşın üstündeki biri yetişkin olarak sayılır.Anyone over eighteen years of age counts as an adult.
On sekiz yaşın altındaki insanların alkollü içki satın almamaları gerekiyor.People under eighteen aren't supposed to buy alcoholic drinks.
On sekiz yaşındayken araba kullanmayı öğrendim ve ehliyet aldım.I learned to drive a car and got a driver's license when I was eighteen.
O, on sekiz yaşında kabul edilebilse, orduya katılır.If he could pass for eighteen years old, he'd join the army.
1860'ta Lincoln, Amerika Birleşik Devletleri başkanlığına seçildi.In 1860, Lincoln was elected President of the United States.
1860'ta Lincoln, Birleşik Devletler başkanlığına seçildi.In 1860, Lincoln was elected President of the United States.
1860'ta Lincoln, ABD başkanlığına seçildi.In 1860, Lincoln was elected President of the United States.
O, on iki yaşındayken sesi kırıldı.His voice broke when he was twelve.
Sen on bir numarayı istiyorsun. O, postanenin önünde durur.You want the Number 11. It stops in front of the post office.
On dakika önce biri seni ziyaret etti.Someone called on you ten minutes ago.
Kahvaltı saat ondan sonra servis edilmeyecek.Breakfast will not be served after ten o'clock.
Bana 10 sent ödünç verebilir misin?Can you lend me a dime?
Ondan iki çıkarırsan sekiz kalır.Subtract two from ten and you have eight.
Ondan iki çıkarsa sekiz kalır.Two from ten leaves eight.
Yüz sent bir dolar yapar.One hundred cents makes one dollar.
Sen onu yaklaşık bin yene alabilirsin.You can buy it for a thousand yen or so.
"O, müziği sevmez." " Ben de""She doesn't like music." "Nor do I."
"Müzik sever mi?" "Evet, sever.""Does he like music?" "Yes, he does."
"Komşunu kendin gibi sev" cümlesi İncil'den bir alıntıdır."Love your neighbour as yourself" is a quotation from the Bible.
"Bir dahaki sefere" dedi."Next time," he said.
"Havuç sevmem." "Ben de.""I don't like carrots." "Neither do I."
"Belediye başkanlığı seçimi hakkında ne düşünüyorsun?" "Bilmiyorum.""What do you think of the election for mayor?" "I don't know."
"Size yardım edebilir miyim?" Hayır teşekkür ederim. Ben sadece etrafımı seyrediyorum.""Can I help you?" "No, thank you. I'm just looking around."
"Seni seviyorum," diye mırıldandı ve gözlerini kapattı."I love you," she murmured and closed her eyes.
" Sporları sever misiniz?" "Evet, diğer şeyler arasında, beyzboldan hoşlanırım.""Do you like sports?" "Yes, I like baseball, among other things."
"Bunlar nedir?" "Onlar senin resimlerin.""What are these?" "They are your pictures."
"Bunlar senin arabaların mı?" "Evet, öyle.""Are these your cars?" "Yes, they are."
"Bu mendil ne kadar?" "Doksan beş sent.""How much is this handkerchief?" "It is ninety-five cents."
Güliver'in seyahatlerini hiç okudunuz mu?Have you ever read Gulliver's Travels?
"Onlar senin kitapların mı?" "Hayır, benim değil.""Are those your books?" "No, they aren't."
"Ben senin işinden hoşlandığına inanıyorum"."Tam tersine, ondan nefret ediyorum."I believe you like your job" "On the contrary, I hate it".
Bu seni hiç ilgilendirmez.This does not concern you at all.
Sen gerçekleştirmedikçe hiçbir şey olmaz.Nothing happens unless you make it happen.
Selam, nasılsın?Hello, how are you?
Seni seviyorum, kalbim.I love you, sweetheart.
Ve, ben senin koçunum.And, I'm your coach.
Sen uyurken ben kitap okuyacağım.I'll read a book while you're sleeping.
O, senin sinirine dokunmuyor mu?Doesn't he just get on your nerves?
Ay adına, seni cezalandıracağız.In the name of the moon, we'll punish you!
Chris'i sevmiyorum çünkü o çok kaba ve duyarsız.I dislike Chris because he is very rude and insensitive.
Sen ilerle ve ben sana daha sonra yetişirim.You walk on and I will catch up with you later.