Ben bu ikisinin arasında seçim yapmak zorundayım.Muszę wybrać pomiędzy tymi dwoma.
Mack artık zor bir seçim yapmak zorundadır.Тепер Аче доведеться зробити важкий вибір.
Umarım bir daha böyle keskin bir seçim yapmak zorunda kalmayız.Навіть не вважалося за необхідне провести нові загальні вибори.
Glory, Ben'i bir seçim yapmak mecburiyetinde bırakır.Джейкоб намагається сказати Бену, що у нього є вибір.
Mack artık zor bir seçim yapmak zorundadır.DSE byla před těžkou volbou.
Zafer alayı ve Konsüllük arasında bir seçim yapmak durumunda kalan Sezar, Konsüllüğü seçti.Tváří v tvář výběru mezi triumfem a konzulátem dal Caesar nakonec přednost konzulátu.
Artık Roland bir seçim yapmak zorundadır.Kenneth měl možnost volby.
İşte bu noktada bir seçim yapmak gerekiyor..."Nastala situace, kdy jsem si musel vybrat."
Tüm olay seçim yapmakta ve hayatınızda inandığınız bir referansa sahip olmakta.Este despre a face alegeri, despre a avea referințe—lucruri din viața ta în care crezi cu adevărat.
İktisatçılar kısa dönem için işsizlik ve enflasyon arasında bir seçim yapmak zorundadır.Yhteiskunnan on lyhyellä aikavälillä valittava inflaation ja työttömyyden kesken.
Mack artık zor bir seçim yapmak zorundadır.Casim on vaikeiden valintojen edessä.
Seçim yapmak zordu.Vaikea valinta.
Bu eserde Bella tam olarak bir seçim yapmak zorundadır.Imens står Bella i et meget svært valg.
Hester "derin mavi bir deniz" ve şeytan arasında bir seçim yapmak zorundadır.Den andre siden var «Between the Devil and the Deep Blue Sea» Hooshier Hotshots.
Bunların arasında uygun bir seçim yapmak bilgi ve deneyimi gerektirir.Å få en slik hund krever kunnskap og trening.
Doğru seçim yapmak için önemli faktörler belirlenir.Memilih narasumber yang tepat untuk diwawancara.
İşte bu noktada bir seçim yapmak gerekiyor..."Vì thế chúng ta đến lúc nào đó phải chọn lựa."
Zafer alayı ve Konsüllük arasında bir seçim yapmak durumunda kalan Sezar, Konsüllüğü seçti.Phải lựa chọn giữa cuộc diễu hành và việc ứng cử chức consul, Caesar chọn việc ứng cử chức quan.
Artık Roland bir seçim yapmak zorundadır.しかしロビンソンは別の選択肢を選んだ。
'İnanıyorum ki,' dedi, 'korkaklık ile şiddet arasında bir seçim yapmak gerekirse şiddeti öğütlerdim.'"わたしの信念によると、もし、臆病と暴力のうちどちらかを選ばなければならないとすれば、わたしはむしろ暴力をすすめるだろう。
Umarım bir daha böyle keskin bir seçim yapmak zorunda kalmayız.また、あえて選択肢を選ばないこともできる。
Seçim yapmak zordu.難易度選択可。
Mack artık zor bir seçim yapmak zorundadır.アーケードモードのみ選択できる。
Tüm olay seçim yapmakta ve hayatınızda inandığınız bir referansa sahip olmakta.它是關於做出抉擇,並以你生活中吸收的、使你相信的東西作為參考。
Seçim yapmak zordu.這是困難的選擇。
Artık Roland bir seçim yapmak zorundadır.개러스는 자신만의 선택을 할 권한이 있습니다.
Artık Roland bir seçim yapmak zorundadır.כעת צריכה אריאטי לבחור מה לעשות.
Seçim yapmak zordu.קבלת ההחלטה הייתה קשה.
Böylece Carl'ı eviyle Kevin arasında bir seçim yapmak zorunda bırakır.הוא מצית שריפה בביתו של קארל, ומאלץ אותו לבחור בין ביתו לבין קווין.
Mack artık zor bir seçim yapmak zorundadır.Хоай е изправена пред труден избор.
Zafer alayı ve Konsüllük arasında bir seçim yapmak durumunda kalan Sezar, Konsüllüğü seçti.Изправен пред избора между триумф и консулат, Цезар избира консулат.
Umarım bir daha böyle keskin bir seçim yapmak zorunda kalmayız.Усещам, че вече няма да можем да издържим подобен ужасяващ момент.
Zafer alayı ve Konsüllük arasında bir seçim yapmak durumunda kalan Sezar, Konsüllüğü seçti.Pri rozhodovaní medzi triumfom a volebným bojom sa rozhodol Caesar pre kandidatúru do úradu konzula.
İşte bu noktada bir seçim yapmak gerekiyor..."Došli sme k okamihu rozhodnutia."
Artık Roland bir seçim yapmak zorundadır.Portia má na výber.
Umarım bir daha böyle keskin bir seçim yapmak zorunda kalmayız.Efektyvesnis būdas būtų niekada nekartoti tų pačių skaičiavimų.
İktisatçılar kısa dönem için işsizlik ve enflasyon arasında bir seçim yapmak zorundadır.Ühiskonna ees seisab valik lühiajalise inflatsiooni ja tööpuuduse vahel.
Mack artık zor bir seçim yapmak zorundadır.Nüüd on uurija raske valiku ees.
Çünkü biz, bizleri ayıran güçler ile, ortak umutlarımız arasında bir seçim yapmak durumundayız.우리를 갈라놓을 힘과 우리가 함께 공유하고 있는 희망 사이에서 선택해야만 하기 때문이죠.
Çünkü biz, bizleri ayıran güçler ile, ortak umutlarımız arasında bir seçim yapmak durumundayız.Porque nos enfrentamos a escoger entre fuerzas que nos separan, y las esperanzas que tenemos en común.
Çünkü biz, bizleri ayıran güçler ile, ortak umutlarımız arasında bir seçim yapmak durumundayız.لأننا نواجه خيارا بين القوى التي من شأنها أن تدفع لنا على حدة، والآمال التي نتشارك فيها.
Çünkü biz, bizleri ayıran güçler ile, ortak umutlarımız arasında bir seçim yapmak durumundayız.今日 我々は 未来を担うのは殺人者ではなく クリス・スティーブンスのような人々だ ということを再確認しなければなりません
"herkesi kurtarmak" arasında seçim yapmak doğru değil."regressar aos corpos originais" ou "salvar toda a gente".
"herkesi kurtarmak" arasında seçim yapmak doğru değil.-vain joko omat ruumiimme tai kaikkien pelastamisen.
"herkesi kurtarmak" arasında seçim yapmak doğru değil."обрести свои изначальные тела" и "спасти всех".
O, gerçekten, seçim yapmaksızın olduğumuz şeydir.C'est vraiment ce que nous sommes...
O, gerçekten, seçim yapmaksızın olduğumuz şeydir.Es la verdad de lo que somos, sin elección.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Até agora, estas pessoas têm-se confrontado com uma escolha bastante desagradável.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Bis jetzt mussten diese Menschen sich zwischen zwei Übeln entscheiden.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Cho đến giờ đây, những người này phải đối mặt với sự lựa chọn khá khó khăn.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Deze mensen stonden altijd voor een onplezierige keuze.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Do sedaj so bili ti ljudje soočeni s precej neprijetno izbiro.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Do tej pory tacy ludzie mieli nieciekawy wybór.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Doteraz títo ľudia čelili nepríjemnému rozhodovaniu.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Fino ad ora, questa gente ha dovuto affrontare una scelta spiacevole.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Fram tills nu, har dessa personer ställts inför ett jobbigt val.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Hasta ahora estas personas se han visto ante una elección desagradable.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Hingga kini, mereka menghadapi pilihan yang tak menyenangkan.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Jusqu'à présent, ces gens ont été confrontés à un choix plutôt déplaisant.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.지금까지 이런 사람들에게는 선택다운 선택의 기회가 없었어요.