Herbert Hoover 1928 seçimini kazandı.Herbert Hoover won the election of 1928.
Seçim sonuçları son derece yakın.The election results were extremely close.
Andrew Jackson 1828 yılında başkan seçildi.Andrew Jackson was elected president in 1828.
Başkan Roosevelt 1940 seçimini kazandı.President Roosevelt won the election of 1940.
Yargıç Parker'ın seçimi kazanma şansı yoktu.Judge Parker had no chance to win the election.
1880 yılının seçim kampanyası heyecan verici değildi.The election campaign of 1880 was not exciting.
Dwight Eisenhower, 1952'de başkan olarak seçildi.Dwight Eisenhower was elected president in 1952.
1876 başkanlık seçimi çok yakındı.The presidential election of 1876 was very close.
O senin seçimin.It's your choice.
Birini seçin.Choose one.
Hakimler için eski seçim süreci çok haksızdı.The old selection process for judges was very unfair.
Her grup için bir sözcü seçin.Choose a spokesperson for every group.
Yaptığım seçimlerin sonuçlarıyla yaşamak zorundayım.I must live with the consequences of the choices I've made.
Tam bir vücut araştırması için seçileceğimi bir an bile asla hayal etmedim.I never for a moment imagined that I'd be singled out for a full body search.
Gelecek yıl seçim yılıdır.Next year is an election year.
Seçimlerimizin sonuçları ile yaşamak zorundayız.We have to live with the consequences of our choices.
İktidar partisi yaklaşan seçimi kazanacak gibi görünüyor.It looks like the party in power will win the upcoming election.
Çay ve kahve arasında seçim yapabilirim.I can choose between tea and coffee.
Tom seçilmeyi başardı.Tom succeeded in getting elected.
Tom şeref ve ölüm arasında seçim yapmalı.Tom must choose between honor and death.
Tom mimariyi asıl branş olarak seçiyor.Tom is majoring in architecture.
Tom bir seçici yiyicidir nadiren yeni bir şey dener.Tom is a picky eater and seldom tries anything new.
Tom'un seçimi kazanma şansı az.Tom has little chance of winning the election.
Tom'un seçimi kazanma şansı yüksek.Tom has a good chance of winning the election.
Tom'un iyi bir seçilme şansı vardı.Tom has a good chance of getting elected.
Tom'un seçilmesinin olası olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that Tom will get elected.
Tom rüşvet aldığını itiraf ettiği için yeniden seçilmedi.Because Tom admitted he had taken bribes, he didn't get reelected.
Tom iş için Mary'yi seçiminde bir hata yaptı.Tom made a mistake in choosing Mary for the job.
Tom Mary'nin doğru bir seçim yaptığına inanıyor.Tom believes Mary made the right choice.
Ben onu yapmak için başka seçime sahip değilim.I have no choice but to do that.
Onun gibi bir kişinin başkan seçilme sorunu olmazdı.A person like that would have no trouble getting elected president.
Tom Mary'nin doğru seçim yaptığını düşünüyor.Tom thinks Mary made the right choice.
Tom, John'un seçimi kimin kazanacağını umduğunu Mary'nin bildiğini düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought Mary knew who John hoped would win the election.
Tom yediği hakkında çok seçici.Tom is very picky about what he eats.
Tom giydiği hakkında seçicidir.Tom is particular about what he wears.
Tom televizyonda izlediği hakkında seçicidir.Tom is particular about what he watches on TV.
Tom yediği hakkında seçicidir.Tom is particular about what he eats.
Tom seçici bir yiyici.Tom is a picky eater.
Tom'un bir seçimi yok.Tom doesn't have a choice.
Tom artık mağarada yaşamak istemiyordu fakat seçimi yoktu.Tom didn't want to live in the cave anymore, but he had no choice.
Tom seçimi kimin kazanacağını tahmin ederek iyi bir iş yaptı.Tom did a good job predicting who would win the election.
Tom'un seçimi kazanacağı hakkında aklımda hiç şüphe yok.There is no doubt in my mind that Tom will win the election.
Dinleyin ve en iyi yanıtı seçin.Listen and choose the best answer.
Başka seçimimiz yok.We have no other choice.
Bazı işitme engelli insanlar işaret dili kullanmamayı seçiyor.Some deaf people choose not to use sign language.
Tom piyango tarafından seçildi.Tom was chosen by lottery.
Bugün Polonya'da seçim günüdür.Today is election day in Poland.
Amerikan siyasetini, özellikle başkanlık seçimi sırasında gözlemlemek ilginçtir.It's interesting to observe American politics, especially during a presidential election.
O muhtemelen önümüzdeki seçimleri kazanacak.He is probably going to win the next elections.
Garamer açısından yanlış olan cümleyi seçin.Choose the grammatically incorrect sentence.
İyi bir şifre seçin!Choose a good password!
Batı, Ruanda'daki seçimleri şüpheyle izliyor.The West watches the elections in Rwanda with suspicion.
En sevdiğiniz tişörtü seçin.Choose the T-shirt you like the best.
Şu anda, tatil sırasında giymek için bazı uygun kıyafetler seçiyorum.Right now, I'm choosing some suitable clothes to wear during the vacation.
Ona katlanmaktan başka seçimimiz yoktu.We had no choice except to put up with it.
Onun iyi bir seçilme olasılığı var.He has a good chance of being elected.
Onun seçileceğine dair iyi bir olasılık var.There's a good chance that he'll be elected.
Daha önce bir seçime gitmemiştim.I've never been to an election before.
Lincoln seçimleri kazandı.Lincoln won the elections.
O, büyük olasılıkla seçilecek.It's very likely that he'll be chosen.