Sazın sırtında ses çıkması için küçük bir delik bulunur.هنا ستجد حائط صغير للاحتماء خلفه.
Orada bir kahvehane tutup sazını müzikseverlere dinletti.والأبقار تدر حليباً أثناء استماعها للموسيقى.
Ruhsati, saz çalamayan bir aşıktır.هكذا يكون الحب..مسلسل رجل بلا جذور.
Youtube kariyerine artı olarak daha önce saz çatı yapıyordu.Ele trabalhou como telhoteiro, além de sua carreira no YouTube.
Sazla oynanır ve ağır bir melodisi vardır.Ele toca violão e faz melodias lindas.
Dervişler, saz ozanları gerektiğinde silâhlanıp savaşa da katılıyorlardı.Os dervixes e menestréis também se armavam e se juntavam aos combates quando era necessário.
Sabahları, en büyük zevki sazları ile uğraşmak olurdu.Meia hora mais tarde, estão prontos para fazer o gosto dos mais gulosos.
Sazım Sözüm, Bakü 1978.Malditos Mendigos, 1978.
Aynalı Sazan, Kara balık.Voz Ativa, Ouro Preto,.
Sazlıklarda tek başına yuvalanır.Cresce em solos argillosos.
Daha sonra sazlıkta saklananlar burada çitörmeye başlamışlardır.Assim, esporadicamente, viagens de caçada iniciam-se aqui.
Müziğe çok küçük yaşlarda babasının çaldığı saz ezgilerine eşlik ederek başladı.Começou a cantar em uma idade muito precoce utilizando instrumentos de seu pai.
Çeşitli saz eserleri ve şarkılar besteledi.Mas tinham cantos e danças diferentes.
Birçok saz ustası yetiştirmişlerdir.Ze hebben nu al vele werken van barmhartigheid uitgevoerd.
Sazlıklarda tek başına yuvalanır.Zelf draait hij alleen maar aan de knoppen.
Aynalı Sazan, Kara balık.Vuile boter, vuile vis.
1954 yılında, Çalsın Sazlar Oynasın Kızlar adlı filmde bir Jüri üyesini canlandırmıştır.In 1965 regisseerde hij de filmkomedie Faites vos jeux, mesdames.
Uzun hava açılışlarında kullanılmaya çok uygun bir sazdır.Het is bij uitstek geschikt voor gebruik in de open lucht.
İsmail Parlatır, Nurullah Çetin, Hakan Sazyek) MEB.Gerard paarde immers eene krachtige natuur aan eene stoere werkkracht.
Sazae-san (Japonca: サザエさん), Machiko Hasegawa tarafından yazılan bir manga serisidir.Sazae-san (サザエさん, Sazae-san) is een Japanse yonkoma manga geschreven en getekend door Machiko Hasegawa.
Gölde ördekler, yılanlar, turnalar ve sazanlar bulunur.Vlakbij leven slangen, kikkers en salamanders.
Sazın sırtında ses çıkması için küçük bir delik bulunur.Op de heup wees een wat kleiner paar puntig schuin naar achteren.
Balta sazı (ya da dede sazı, ruzba), bağlama ailesi içinde yer alan bir bağlama türü.Onder een huishouden wordt verstaan (het reilen en zeilen van) een woongemeenschap of huisgezin.
Besteci olarak özellikle saz eserlerinde başarılıydı.Als atleet was hij met name succesvol op de weg.
Yere, sazdan örülmüş asır (hasır) serilirdi.Het vormt aardlagen die in het Krijt (zie boven) zijn ontstaan.
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.Een goed verstaander heeft maar een half woord nodig.
Divan sazı'na yakın büyüklükte, 9 ya da 6 tellidir.Mocniejsze ze skrzyniami o 6 lub 9 biegach.
Saz gomalak cila ile cilalanır.Kąsaczowce, które mylimy cz.
Derhal geriye dönerek sazlıkların arasına saklanırlar.Po powrocie osiadają w Dreźnie.
Saz, kamış, kındırandan oluşan hayli zengin bir bitki örtüsüne sahiptir.Stawiany – potok będący prawobrzeżnym dopływem Będkówki.
Halk şairleri genellikle okur yazar değillerdir ve şiirlerini saz eşliğinde çalıp söylemektedirler.Nigdy nie jest dość wysiłków, aby wypowiedzi papieża czytać i dzielić się nimi z innymi.
2. Saz şairi, âşık.Grosik 2 Tyle Miłości Ukochany Kraj...
Tulum Lazların ulusal sazıdır.Przydomek reprezentacji to Nzalang Narodowy.
Dünyada robot heykeli yapılmış ilk saz sanatçısıdır.Prawdopodobnie pierwszy na świecie robot posiadający obywatelstwo.
1995 yılında Sindelhöyük kasabasında saz bağlama ve depolama tesisi kurulmuştur.W 1995 r. utworzono jednostkę pomocniczą miasta Osiedle Głuszyna.
Çatı ise eğik olup sazlarla örtülmüştür.Sufit ugiął się mocno i został podparty słupami.
Saz çalıyor ve çok tatlı bir ses tonuna sahip.Ma świetny węch i miły, melodyjny głos.
Ayrıca saz sanatçısı Özay Gönlüm'ün öz yeğenidir.Därmed blev han också brorsons sonsons sonson till sig själv.
Besteci olarak özellikle saz eserlerinde başarılıydı.Det var emellertid i rollen som ledare hon nådde särskilt höga positioner.
Yere, sazdan örülmüş asır (hasır) serilirdi.Terrängen runt Nûkatdlûp Qáqâ är kuperad.
Divan sazı'na yakın büyüklükte, 9 ya da 6 tellidir.Обидва рівні оздоблення були доступні у 6- або 9-місній версіях.
Şiirler çoğu zaman saz eşliğinde söylenir.Поезія часто представлена у вигляді розповіді.
Yere, sazdan örülmüş asır (hasır) serilirdi.Rezemiz) та незаселеними землями (Pole).
Sazı icra edenlere "tamburi" ismi verilir.Виконавця тамбуриці називають тамбурашем.
Saz sanatçısı bu bölümde ustalığını sergiler.Вони показують, що він володіє майстерністю в цьому стилі.
Kızdan çengiler, sazlı bir eğlence ortamı isterler.Любить дражнити Теппея та весела дівчина від природи.
Sazanımsılar (Cypriniformes)Карпери (Cypriniformes)
Sazangiller (Cyprinidae)Sazangiller (Cyprusinidae)
Yuva, ot veya sazlardan oluşan yoğun bir tutamda gizlenir.Vyhrabává nory nebo jámy, v nichž se ukrývá.
Sazae-san, 1962'de 8. Bungeishunjū Manga Ödülü'nü kazandı.Roku 1962 vyhrála Sazae-san osmý ročník manga soutěže nakladatelství Bungeišundžú.
Ayrıca dünyada ender bulunan Dişli Sazancık (Aphanius transgrediens) yalnızca Acıgöl'de bulunmaktadır.A jestliže je to skryté, měří člověk jenom temnotu.
Sazın atası olarak nitelendirilmektedir.Za jeho otce je považován Hor.
Üç Saz 05.3 body 5.
Geniş sazlıklarda yaşar.Žije ve Velkých Hamrech.
Saz (çalış), 1971.Praha: Práce, 1971.
Yaklaşık 40 km. uzunluğunda olan Sazlıdere, İstanbul'un Küçükçekmece Gölü'ne dökülen en önemli akarsuyudur.20 km na východ je největší jezero v Litvě Drūkšiai.
Saz kamışçını ile karıştırılabilir.Je možné ho zaměnit s mrázekitem.
Göl suları derin olup kenarları sazlık ve bataklıktır.Jezero je mělké, dno je bažinaté a jílové.
Yere, sazdan örülmüş asır (hasır) serilirdi.Na zemi (např. na chodníku) se namaluje panák.
Çölde bitki olarak sazak, patlak, gyrtyç ve mevsimlik step bitkileri yer alıyor.Na lokalitě se vyskytuje spíše teplomilné, stepní a lesostepní fauny.