Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.Apabila kau memperlihatkan papan catur padanya, ia akan berusaha untuk mengerti maksud dari tindakanmu.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.Dacă îi arătai o tablă de şah, încerca să înţeleagă ce vrei să spui cu asta.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.Gdy pokazaliśmy mu szachownicę, próbowało domyślić się o co nam chodzi.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.만약 체스판을 예로 들면 이 시스템은 그것이 어떤 의미인지 이해하려고 합니다.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.Nếu như bạn chỉ cho nó với một bảng cờ, nó sẽ cố nghĩ ra ý bạn là gì.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.Pokud jste jí ukázali šachovnici, tak se snažila přijít na to, co jste tím mysleli.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.Se lo presentavi ad una schacchiera, cercava di capire che cosa intendevi con ciò.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.Si le presentabas un tablero de ajedrez, intentaba averiguar que querías que entienda con ello.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.Si vous lui montrer un échiquier, elle essayait de deviner ce que vous vouliez dire.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.Wenn Sie ihm ein Schachbrett gaben, versuchte es herauszufinden was Sie damit beabsichtigten.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.Αν του παρουσίαζες μία σκακιέρα, προσπαθούσε να καταλάβει τι εννοείς.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.Ако му предоставиш шахматна дъска, се опитваше да проумее какво може да имаш предвид с това.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.Если вы показывали ему шахматную доску, он пытался определить, что вы хотели этим сказать.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.Якщо ви показали йому шахову дошку, він намагався з'ясувати, що ви можете сказати цим.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.אם תציג לזה לוח שח, הוא מנסה להבין מה אתה מתכוון בכך.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.إذا قدمتها مع لوحة شطرنج، فانها تحاول التعرف على ماذا تعنيه بذلك.
Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor.それが何を意味するのか理解しようとします そしてすることがなくなれば
Eğer satrancı iyi oynamak istiyorsanız vezirinizi kaptırmayın nasihatını dinlemek gayet yerinde olacaktır.Ak teda viete dobre hrať šach, zásadu ako: "Nestrat' svoju kráľovnú, " je veľmi dobré dodržať.
Eğer satrancı iyi oynamak istiyorsanız vezirinizi kaptırmayın nasihatını dinlemek gayet yerinde olacaktır.Dacă vrei să joci şah cu succes, un principiu de bază ar fi "Nu renunţa la regină".
Eğer satrancı iyi oynamak istiyorsanız vezirinizi kaptırmayın nasihatını dinlemek gayet yerinde olacaktır.Jestli umíte hrát šachy, je dobré se řídit principem "Neztrácej královnu".
Eğer satrancı iyi oynamak istiyorsanız vezirinizi kaptırmayın nasihatını dinlemek gayet yerinde olacaktır.Jos aikoo pelata shakkia hyvin, periaatetta "älä menetä kuningatartasi" on hyvä noudattaa.
Eğer satrancı iyi oynamak istiyorsanız vezirinizi kaptırmayın nasihatını dinlemek gayet yerinde olacaktır.만약 여러분이 이기는 체스를 하려한다면, "퀸을 잃지마시오," 와 같은 원칙은 지키는 것이 좋겠지요.
Eğer satrancı iyi oynamak istiyorsanız vezirinizi kaptırmayın nasihatını dinlemek gayet yerinde olacaktır.Nếu các bạn chơi cờ vua tốt thì một điều như "Đừng làm mất con hậu" sẽ là một điều tốt để theo.
Eğer satrancı iyi oynamak istiyorsanız vezirinizi kaptırmayın nasihatını dinlemek gayet yerinde olacaktır.Para jogarem bem o xadrez, um princípio como não perder a rainha é muito bom e deve ser seguido.
Eğer satrancı iyi oynamak istiyorsanız vezirinizi kaptırmayın nasihatını dinlemek gayet yerinde olacaktır.Si uno va a jugar buen ajedrez un principio como, no pierdas tu reina es muy bueno para seguir.
Eğer satrancı iyi oynamak istiyorsanız vezirinizi kaptırmayın nasihatını dinlemek gayet yerinde olacaktır.Si vous voulez bien jouer aux échecs, un principe comme, "Ne perdez pas votre Reine" est très bon à suivre.
Eğer satrancı iyi oynamak istiyorsanız vezirinizi kaptırmayın nasihatını dinlemek gayet yerinde olacaktır.Wanneer je goed wilt schaken is het principe "raak je koningin niet kwijt" heel verstandig.
Eğer satrancı iyi oynamak istiyorsanız vezirinizi kaptırmayın nasihatını dinlemek gayet yerinde olacaktır.Τώρα, εάν θέλεις να παίξεις καλό σκάκι, η αρχή: "Μη χάσεις τη Βασίλισσα", είναι καλό να τηρηθεί.
Eğer satrancı iyi oynamak istiyorsanız vezirinizi kaptırmayın nasihatını dinlemek gayet yerinde olacaktır.Ако ще играете шах добре принцип като "не си губи кралицата" е много добър за следване.
Eğer satrancı iyi oynamak istiyorsanız vezirinizi kaptırmayın nasihatını dinlemek gayet yerinde olacaktır.אם בכוונתכם לשחק היטב שחמט, עקרון כמו, "לא להפסיד את המלכה" הוא עיקרון שטוב לדבוק בו.
Eğer satrancı iyi oynamak istiyorsanız vezirinizi kaptırmayın nasihatını dinlemek gayet yerinde olacaktır.クイーンを取られないこと でも クイーンを 取られてしまうことで
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.C'est en fait un homme sans jambes qui est assis dans cette boite et contrôle ce joueur d'échecs.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.De hecho, hay un hombre sin piernas que se sienta en esa caja y controla a este jugador de ajedrez.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.É na verdade um homem sem pernas que se senta nessa caixa e controla este jogador de xadrez.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.Er zit eigenlijk een man zonder benen in die kist die de schaakspeler bestuurt.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.Es ist ein beinloser Mann, der in der box sitzt und diesen Schachspieler kontrolliert.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.E un om fără picioare care stă în acea cutie și controlează acest jucător de șah.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.In realtà, c'è un uomo senza gambe seduto nella scatola che controlla il giocatore di scacchi.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.상자안에 다리없는 사람이 앉아있고 이 체스 플레이어를 제어합니다.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.Nó chính là một người không chân ngồi trong một cái hộp và điều khiển cái máy chơi cờ này
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.Sebenarnya ada seorang tak berkaki yang duduk di atas kotak itu dan mengontrol permainan catur ini.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.Valójában egy láb nélküli ember, aki a szekrényben ül, és mozgatja a sakkjátékost.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.V té krabici totiž sedí beznohý člověk a ovládá hráče šachu.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.W rzeczywistości w pudle siedzi beznogi człowiek i kontroluje tego gracza.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.Μέσα σ"αυτό το κουτί κρυβόταν ένας άνδρας χωρίς πόδια που έλεγχε τη μηχανή αυτή.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.В действителност един мъж без крака седи в кутията и управлява машината.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.На самом деле в коробке сидит безногий человек и играет за робота.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.Насправді, у тій коробці сидить безногий чоловік і управляє цим гравцем у шахи.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.האמת היא שיש אדם ללא רגליים שיושב בתוך הקופסה ומפעיל את שחקן השחמט הזה.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.في الحقيقة ، هناك رجل بدون أرجل يجلس في ذاك الصندوق ويتحكم بلاعب الشطرنج هذا.
Esasen o kutuda satranç oyuncusunu kontrol eden bacaksız bir adam oturuyor.トルコ人形がチェスをしているよう見せかけていました アマゾンのウェブサービス名の "機械仕掛けのトルコ人" は
Eskiden satrançta yoldaşımdı.À Kanazawa, nous avions déjà l'habitude de jouer ensemble.
Facebook gönderisi satranç turnuvasının yöneticilerine karşı kamuoyunun öfkesini alevlendirdi.La publicación en Facebook encendió la indignación del público contra los organizadores del torneo de ajedrez.
Facebook gönderisi satranç turnuvasının yöneticilerine karşı kamuoyunun öfkesini alevlendirdi.Пост на Facebook вызвал общественное возмущение в отношении организаторов шахматного турнира.
Fakat günümüzde artık bir bilgisayar, ne bir dünya satranç şampiyonu değil.Aber heute ist kein Computer mehr Schach-Weltmeister.
Fakat günümüzde artık bir bilgisayar, ne bir dünya satranç şampiyonu değil.Ale obecnie komputer nie jest już mistrzem świata w szachach.
Fakat günümüzde artık bir bilgisayar, ne bir dünya satranç şampiyonu değil.Dar acum campionul mondial nu mai e un calculator.
Fakat günümüzde artık bir bilgisayar, ne bir dünya satranç şampiyonu değil.De manapság egy számítógép már nem sakkvilágbajnok.
Fakat günümüzde artık bir bilgisayar, ne bir dünya satranç şampiyonu değil.Dnes ale není počítač světovým šampionem.
Fakat günümüzde artık bir bilgisayar, ne bir dünya satranç şampiyonu değil.그러나 이제 세계 체스 챔피언은 더 이상 컴퓨터가 아닙니다.