Bunu bugün satmak zorundayım.I have to sell it today.
Bugün onların hepsini satmak zorundayım.I have to sell them all today.
Biz evimizi satmayı hayal etmedik.We wouldn't dream of selling our house.
Bu tabloyu satmayacağım.I'm not going to sell this painting.
Belki de kanomu satmamalıyım.Maybe I shouldn't sell my canoe.
Tom'a benim eski arabamı satmak istedim.I wanted to sell Tom my old car.
Onu satmak zorundasın.You must sell it.
Sen onu satmalısın.You must sell it.
Satmak için hiç mücevherim yok.I have no jewels to sell.
Sahibi evini satmak için ikna etmek zor olacak.It will be hard to convince the owner to sell his house.
Bu, tereciye tere satmak gibi bir şey.It's like selling shoes to a shoemaker.
Tom Mary'ye çalınmış bir kemanı satmayı önerdi.Tom offered to sell Mary a stolen violin.
Evimi satmayı ciddi ciddi düşünüyorum.I'm seriously thinking of selling my house.
Uzun vadeli çıkarların uğruna, biz geliştirme departmanını satmaya karar verdik.For the sake of long-term interests, we have decided to sell the development department.
Bütün faturaları ödeyebilmek için eşyalarımdan çoğunu satmak zorundayım.I have to sell a lot of my things so I can pay all my bills.
Tom ve Mary evlerini satmaya çalışıyorlar.Tom and Mary are trying to sell their house.
Tom arabasını satmaya karar verdi.Tom decided to sell his car.
Tom arabasını satmak istemiyordu ama başka seçeneği yoktu.Tom didn't want to sell his car, but he had no choice.
Tom'un satmak istediği üç ekstra bileti var.Tom has three extra tickets he wants to sell.
Tom Mary'yi motorsikletini satması için ikna etti.Tom persuaded Mary to sell her motorcycle.
Tom terörist bir gruba silahlar satmakla suçlandı.Tom was accused of selling weapons to a terrorist group.
Satıcı onun ürününü satmak için bazı abartılı iddialar ortaya attı.The salesman made some exaggerated claims in order to sell his product.
Tom işini satmaya ve emekli olmaya karar verdi.Tom decided to sell his business and retire.
Tom bana eski arabasını satmaya çalıştı fakat ona ilgilenmediğimi söyledim.Tom tried to sell me his old car, but I told him I wasn't interested.
Satmak için ilgilenebileceğim neyiniz var?What do you have to sell that I might be interested in?
Tom çiftliği satmak zorunda kaldı.Tom was forced to sell his farm.
Eğer bunu onlara satmazsak, onlar bunu başka birinden alacaklar.If we don't sell it to them, they'll buy it from someone else.
Haftalar içinde onlardan birini satmadım.I haven't sold one of those in weeks.
Tom arabasını satmak için umutsuzdu.Tom was desperate to sell his car.
Tom sonunda Mary'yi eski kemanını kendisine satması için ikna etti.Tom finally talked Mary into selling him her old violin.
Tom bana piyanomu satmamam gerektiğini söyledi.Tom told me I shouldn't sell my piano.
Onu satmayacağız.We're not going to sell it.
Tom eski gitarını bana satma sözü verdi.Tom promised to sell me his old guitar.
Biz onu yıllarca zararına çalıştırdığımız için binayı satmak zorunda kaldık.We had to sell the building because for years we had operated it at a loss.
Tom diğer evini satmalı.Tom needs to sell his other house.
Sanıyorumki evlerini satmak zorunda kalacaklar.I think that they will need to sell their house.
Biz onu gerçekten satmak zorunda değiliz.We don't really have to sell it.
Evimizi gerçekten satmak zorunda değiliz.We don't really have to sell our house.
Tom borçlarını ödemeye yardımcı olması için arabasını satmak zorunda kaldı.Tom had to sell his car to help pay his debts.
Motosikletimi satmamaya karar verdim.I've decided not to sell my motorcycle.
Tom evini satmaya çalıştı.Tom tried to sell his house.
Satmak için kötü bir zaman.It's a bad time to sell.
Tom arabasını satmamaya karar verdi.Tom has decided not to sell his car.
Daha fazla ürün satmanız gerekir.You need to sell more product.
Tom gerçekten evini satmak istemedi.Tom never really wanted to sell his house.
Tom arabasını satmak istedi.Tom wants to sell his car.
Geçen yıl evimi satmalıydım.I should've sold my house last year.
Tom tablolarından herhangi birini satmak istemiyordu.Tom didn't want to sell any of his paintings.
Mağazamız, geniş bir skalada modaya uygun elbise satmaktadır.Our store sells a wide range of fashionable clothes.
Bu mağaza, hem kadın hem de erkek için elbise ve ayakkabı satmaktadır.This store sells clothes and shoes for both men and women.
Ne satmak istiyorsun?What do you want to sell?
Satmak için bir taneye sahibim.I have one to sell.
Tom evini satmak istemiyordu.Tom didn't want to sell his house.
Gerçekten arabamızı satmamanı dilerim.I really wish you hadn't sold our car.
Tom evini satmak zorunda kaldı.Tom had to sell his house.
Tom arabasını satmak zorunda kaldı.Tom had to sell his car.
Arabanı satmak ister misin?Would you like to sell your car?
Tom Mary'nin satmaya çalıştığı arabayı satın aldı.Tom decided to buy the car Mary was trying to sell.
Tom'un, evini satması gerektiğini düşünüyorum.I think Tom should sell his house.
Tom, Meryem'i arabasını satmaya ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade Mary to sell him her car.