En yüksek kalitedeki tasarımları alıp çok ucuza satmak gibi kötü bir ünleri var.Notorycznie podprowadzają projekty z górnej półki i sprzedają za grosze.
En yüksek kalitedeki tasarımları alıp çok ucuza satmak gibi kötü bir ünleri var.São conhecidos por copiarem designs de topo, vendendo-os a preços muito baixos.
En yüksek kalitedeki tasarımları alıp çok ucuza satmak gibi kötü bir ünleri var.Son conocidos por copiar los diseños de alta costura y venderlos a precios muy bajos.
En yüksek kalitedeki tasarımları alıp çok ucuza satmak gibi kötü bir ünleri var.Sono noti per appropriarsi di creazioni d'alto livello per poi rivenderle a prezzi molto bassi.
En yüksek kalitedeki tasarımları alıp çok ucuza satmak gibi kötü bir ünleri var.Zij staan er om bekend dure ontwerpen na te maken en die tegen lage prijzen aan te bieden.
En yüksek kalitedeki tasarımları alıp çok ucuza satmak gibi kötü bir ünleri var.Είναι διαβόητοι για την αντιγραφή ακριβοπληρωμένων σχεδίων που τα πωλούν σε εξευτελιστικές τιμές.
En yüksek kalitedeki tasarımları alıp çok ucuza satmak gibi kötü bir ünleri var.Вони відомі тим, що фабрикують останні тенденції моди та продають їх за дуже низькими цінами.
En yüksek kalitedeki tasarımları alıp çok ucuza satmak gibi kötü bir ünleri var.Они известны своим копированием последних тенденций и продажей их по очень низким ценам.
En yüksek kalitedeki tasarımları alıp çok ucuza satmak gibi kötü bir ünleri var.Те са прочути с копиране на проекти от висока класа и продажбата им на много ниски цени.
En yüksek kalitedeki tasarımları alıp çok ucuza satmak gibi kötü bir ünleri var.הם ידועים לשמצה בגין חיקויי אופנת עלית הנמכרים במחירים מאוד נמוכים.
En yüksek kalitedeki tasarımları alıp çok ucuza satmak gibi kötü bir ünleri var.إنهم مشهورون بتقليد التصاميم الراقية وبيعها بأسعار متدنية جداً.
En yüksek kalitedeki tasarımları alıp çok ucuza satmak gibi kötü bir ünleri var.安く売ることで有名です そして多くの訴訟に直面してきましたが
Eren yılda 2 milyon kapkek üretip bunun da tamamını satmaya başlıyor.Digamos que ele vende dois milhões de cupcakes ao ano.
Eren yılda 2 milyon kapkek üretip bunun da tamamını satmaya başlıyor.Jen jde a prodá 2 miliony cupcaků ročně.
Eren yılda 2 milyon kapkek üretip bunun da tamamını satmaya başlıyor.Він просто йде і продає два мільйон кекси в рік.
Eren yılda 2 milyon kapkek üretip bunun da tamamını satmaya başlıyor.そして、彼は莫大な投資リターンを得、私たちの商売をだめにするでしょう。
Evimi yarına kadar satmam mümkün değil.Bem, uma casa, absolutamente não.
Evimi yarına kadar satmam mümkün değil.Cóż, absolutnie nie domu.
Evimi yarına kadar satmam mümkün değil.Domu absolutně ne.
Evimi yarına kadar satmam mümkün değil.Dom? V žiadnom prípade.
Evimi yarına kadar satmam mümkün değil.Nou, een huis, absoluut niet.
Evimi yarına kadar satmam mümkün değil.Ένα σπίτι?
Evimi yarına kadar satmam mümkün değil.حسناً، منزل ، بالطبع لا.
Evimi yarına kadar satmam mümkün değil.私の住宅を一晩で売る事が出来る方法は、
Evi şu an geçerli olan piyasa fiyatından satmak zorunda kalırsam, geriye neler kalıyor? .Co zbyde, když to budu muset zlikvidovat za tržní cenu, pokud budu muset prodat dům za tržní cenu?
Evi şu an geçerli olan piyasa fiyatından satmak zorunda kalırsam, geriye neler kalıyor? .Tôi còn lại bao nhiêu nếu phải thanh lí tài sản Với giá thị trường, nếu phải bán ngôi nhà bằng giá thị trường?
Evi şu an geçerli olan piyasa fiyatından satmak zorunda kalırsam, geriye neler kalıyor? .Was würde übrig sein, wenn ich am liquidieren waren Marktpreis, wenn ich das Haus verkaufen zum Marktpreis?
Evi şu an geçerli olan piyasa fiyatından satmak zorunda kalırsam, geriye neler kalıyor? .Τι θα μου έμενε αν ρευστοποιούσα στην τιμή της αγοράς, αν πουλούσα δηλαδή το σπίτι στην τιμή της αγοράς?
Evi şu an geçerli olan piyasa fiyatından satmak zorunda kalırsam, geriye neler kalıyor? .Что бы остаться ли ликвидировать на Рыночная цена, если бы я продать дом рыночной цене?
Evi şu an geçerli olan piyasa fiyatından satmak zorunda kalırsam, geriye neler kalıyor? .Що ж тоді залишиться, якщо я погашу борги за ринкової ціною, якщо я продам будинок за ринковою ціною?
Evi şu an geçerli olan piyasa fiyatından satmak zorunda kalırsam, geriye neler kalıyor? .市場価格で家を、 売ったでしょうか? 5万ドルが残りました。
Evi ve bir açık artırmada, genellikle satmak.A bank általában kevesebbet kap az aukción, mint a kölcsön eredeti értéke.
Evi ve bir açık artırmada, genellikle satmak.la casa y venderla, por lo general en una subasta.
Evi ve bir açık artırmada, genellikle satmak.לעקל את הבית ולמכור אותו, רוב הזמן במכירה פומבית.
Evleneceği adamın gözünü korkutmamak için evini satmaya karar veren bir kadın tanıyorum.Cunosc o femeie care și-a vândut casa pentru că nu voia să intimideze bărbatul care ar lua-o de soție.
Evleneceği adamın gözünü korkutmamak için evini satmaya karar veren bir kadın tanıyorum.저는 집을 팔기로 결심한 한 여성을 압니다. 그녀의 예비신랑들을 위협하고 싶지 않았기 때문이죠.
Evleneceği adamın gözünü korkutmamak için evini satmaya karar veren bir kadın tanıyorum.Знаю женщину, продавшую дом, чтобы не спугнуть потенциального жениха.
Evleneceği adamın gözünü korkutmamak için evini satmaya karar veren bir kadın tanıyorum.أعرف امرأة قررت أن تبيع منزلها حتى لاتكون تهديداً للرجل الذي يمكن أن يتزوجها
Evleneceği adamın gözünü korkutmamak için evini satmaya karar veren bir kadın tanıyorum.結婚するであろう男性を 威圧しないようにする為です ナイジェリアの未婚女性で 会議に行く時に結婚指輪をして行く人を知っています
Evler için inşaat malzemeleri, şeker satmak için sözleşmeleri oluyor.집을 짓기 위한 건축 자재를 얻게되고 사탕 판매 계약도 맺게되죠
Evler için inşaat malzemeleri, şeker satmak için sözleşmeleri oluyor.הם יכולים עכשיו למכור חלק מאותם פירות לפרויקט האורנג-אוטנגים.
Evler için inşaat malzemeleri, şeker satmak için sözleşmeleri oluyor.ويحصلوا على مواد البناء للمنازل، عقد لبيع السكر
Evler için inşaat malzemeleri, şeker satmak için sözleşmeleri oluyor.砂糖椰子を売る契約もできます。 その結果、地域で燃料を作り出すことが可能になります。
Fakat banka da bu aktifi 60 liranın altında herhangi bir rakama satmak istemiyor. -Protože kdyby se jich zbavily za méně než 60 dolarů, potom by z transakce měly záporný vlastní kapitál.
Fakat yarım bardak satmadığınızı düşünürsek sonuç olarak bu imkansız..Ale nemůžete prodat polovinu sklenice, nebo to alespoň předpokládáme, že nemůžete prodávat polovinu sklenice
Fakat yarım bardak satmadığınızı düşünürsek sonuç olarak bu imkansız..그런데 레모네이드를 반 잔을 팔 수는 없습니다 적어도 이 문제에선 그렇게 생각해야 합니다
Fakat yarım bardak satmadığınızı düşünürsek sonuç olarak bu imkansız..Vi går ud fra, at man ikke kan sælge et halvt glas saftevand.
Fakat yarım bardak satmadığınızı düşünürsek sonuç olarak bu imkansız..Но не можете да продавате половин чаша или приемаме, че не можете да продавате половин чаша.
Fakat yarım bardak satmadığınızı düşünürsek sonuç olarak bu imkansız..لكن لا يمكن ان نبيع نصف كوب او من المفترض ان لا نبيع نصف كوب
Finlandiya’da birçok sigorta şirketi ev sigortası satmaktadır.En Finalnde, de nombreuses compagnies d’assurance vendent des assurances habitation.
Finlandiya’da birçok sigorta şirketi ev sigortası satmaktadır.En Finlandia, numerosas compañías de seguros comercializan seguros de hogar.
Finlandiya’da birçok sigorta şirketi ev sigortası satmaktadır.Hemförsäkringar säljs av många försäkringsbolag i Finland.
Finlandiya’da birçok sigorta şirketi ev sigortası satmaktadır.Kotivakuutuksia myyvät Suomessa monet vakuutusyhtiöt.
Finlandiya’da birçok sigorta şirketi ev sigortası satmaktadır.Страхованием жилья в Финляндии занимается большинство страховых компаний.
Finlandiya’da birçok sigorta şirketi ev sigortası satmaktadır.تبيع تأمينات المنزل في فنلندا العديد من شركات التأمين.
Finlandiya’da birçok sigorta şirketi ev sigortası satmaktadır.芬兰境内的保险公司出售家庭财产保险。更多信息,请访问InfoFinland上的在芬生活。
Fiyat teklifi birinin açıkça belirttiği, hisselerini satmak istedikleri fiyattır. -Cena sprzedaży (ASK) to cena za jaką ktoś chce sprzedać akcje.
Fiyat teklifi birinin açıkça belirttiği, hisselerini satmak istedikleri fiyattır. -Die fragen, was jemand hat ausdrücklich gesagt sie sind bereit, eine Aktie zu verkaufen für.
Fiyat teklifi birinin açıkça belirttiği, hisselerini satmak istedikleri fiyattır. -Kysymys on, mitä joku on nimenomaisesti sanoi ne valmis myymään markkinaosuuden osalta.
Fiyat teklifi birinin açıkça belirttiği, hisselerini satmak istedikleri fiyattır. -La demanda es el valor que explícitamente alguien ha dicho está dispúesto a vender 1 acción.