Demokratlar da, Cumhuriyetçiler de, seçilmek için dindarlıklarıyla caka satarlar.Tako demokrati kot republikanci razkazujejo svojo religioznost, če hočejo biti izvoljeni.
Demokratlar da, Cumhuriyetçiler de, seçilmek için dindarlıklarıyla caka satarlar.Tanto demócratas como republicanos exhiben su religiosidad si quieren ser electos.
Demokratlar da, Cumhuriyetçiler de, seçilmek için dindarlıklarıyla caka satarlar.Tanto os Democratas como os Republicanos mostram a sua religiosidade se querem ser eleitos.
Demokratlar da, Cumhuriyetçiler de, seçilmek için dindarlıklarıyla caka satarlar.Zowel Democraten als Republikeinen stellen hun gelovigheid ten toon als ze verkozen willen worden.
Demokratlar da, Cumhuriyetçiler de, seçilmek için dindarlıklarıyla caka satarlar.Οι Δημοκρατικοί όσο και οι Ρεπουμπλικάνοι επιδεικνύουν τη θρησκευτικότητά τους αν θέλουν να εκλεγούν.
Demokratlar da, Cumhuriyetçiler de, seçilmek için dindarlıklarıyla caka satarlar.Демократи, так само як і республіканці хизуються своєю релігійністю, якщо хочуть бути обраними.
Demokratlar da, Cumhuriyetçiler de, seçilmek için dindarlıklarıyla caka satarlar.Демократы, так же как и республиканцы, демонстрируют свою религиозность, если они хотят быть избранными.
Demokratlar da, Cumhuriyetçiler de, seçilmek için dindarlıklarıyla caka satarlar.И демократи, и републиканци парадират с тяхната религиозност ако искат да бъдат избрани.
Demokratlar da, Cumhuriyetçiler de, seçilmek için dindarlıklarıyla caka satarlar.הוא ידע שזה לא מאיים על בחירתו; להיפך. הן הדמוקרטים והן הרפובליקנים מתפארים בדתיותם אם ברצונם להיבחר.
Demokratlar da, Cumhuriyetçiler de, seçilmek için dindarlıklarıyla caka satarlar.הן הדמוקרטים והן הרפובליקנים מפגינים את דתיותם
Demokratlar da, Cumhuriyetçiler de, seçilmek için dindarlıklarıyla caka satarlar.يتباهى الديموقراطيون والجمهوريون بتدينهم..
Demokratlar da, Cumhuriyetçiler de, seçilmek için dindarlıklarıyla caka satarlar.もし選挙で当選したいなら どちらの政党も「神の下の一つの国」と唱えます
Diyorlar ki, satarsam iflas edeceğim.Říkají, když to prodáme, zbankrotujeme.
Diyorlar ki, satarsam iflas edeceğim.それは俗に言う、投売り価格の様な物であると、
Doğrudan satarak 37 dolar kazandınız.직접 판매 인력에게 지불한 비용이 있고 여러분은 직접 판매를 통해 37달러를 번 것이죠
Düşünün bu yeni projemize başlamak için gereken sermayeyi sadece kurabiye satarak bile elde edebiliriz.Deci ne imaginăm că am putea de fapt să facem o vânzare de prăjituri de casă ca să ne finanţăm noul proiect.
Düşünün bu yeni projemize başlamak için gereken sermayeyi sadece kurabiye satarak bile elde edebiliriz.Kita bayangkan bahwa kita mungkin bisa menjual kue untuk memulai proyek kita.
Düşünün bu yeni projemize başlamak için gereken sermayeyi sadece kurabiye satarak bile elde edebiliriz.그리면 우리가 실질적으로 새로운 프로젝트를 시작하기 위해 어쩌면 빵 판매 자선바자회라도 해야할까요?
Düşünün bu yeni projemize başlamak için gereken sermayeyi sadece kurabiye satarak bile elde edebiliriz.Myśleliśmy nawet by sprzedawać ciasteczka, by rozpocząć nasz nowy projekt.
Düşünün bu yeni projemize başlamak için gereken sermayeyi sadece kurabiye satarak bile elde edebiliriz.Takže by sme mohli dokonca usporiadať dobročinnú akciu, aby sme mohli začať s naším novým projektom.
Düşünün bu yeni projemize başlamak için gereken sermayeyi sadece kurabiye satarak bile elde edebiliriz.Úgy gondoltuk, tarthatnánk akár egy jótékonysági vásárt is hogy beindítsuk az új projektet.
Düşünün bu yeni projemize başlamak için gereken sermayeyi sadece kurabiye satarak bile elde edebiliriz.Và thử tưởng tượng xem chúng ta thực sự có khả năng tổ chức 1 buổi bán hàng để bắt đầu dự án mới của mình.
Düşünün bu yeni projemize başlamak için gereken sermayeyi sadece kurabiye satarak bile elde edebiliriz.Wir hatten uns gedacht dass wir eventuell sogar einen Kuchenverkauf zum Projektstart organisieren.
Düşünün bu yeni projemize başlamak için gereken sermayeyi sadece kurabiye satarak bile elde edebiliriz.Мы могли бы устроить благотворительную продажу пирогов, чтобы запустить наш новый проект.
Düşünün bu yeni projemize başlamak için gereken sermayeyi sadece kurabiye satarak bile elde edebiliriz.אז אנחנו מדמיינים שפשוט נוכל פוטנציאלית לארח מכירת מאפים כדי להתחיל את הפרוייקט שלנו.
Düşünün bu yeni projemize başlamak için gereken sermayeyi sadece kurabiye satarak bile elde edebiliriz.لذلك نحن نتصور أننا في الواقع يحتمل أن تكون مضافة في مكان بيع الخبز لنبدا مشروع جديد
Düşünün bu yeni projemize başlamak için gereken sermayeyi sadece kurabiye satarak bile elde edebiliriz.実はバザーを主催するだけで 必要な資金が集まっちゃうわけです。 (笑)
Eğer 1.1 milyon liraya satarsam, bankaya -- renkleri değiştireyim. -Když prodám za 1,1 milion dolarů, zaplatím bance... změním barvy.
Eğer 1.1 milyon liraya satarsam, bankaya -- renkleri değiştireyim. -Αν πουλήσω για $1.1 εκατομμύριο, θα πληρώσω την τράπεζα- ας αλλάξω χρώματα-
Eğer 1.1 milyon liraya satarsam, bankaya -- renkleri değiştireyim. -Если я продам за 1.1 миллиона, я заплачу банку давайте я сменю цвета
Eğer 1.1 milyon liraya satarsam, bankaya -- renkleri değiştireyim. -Якщо я продам за 1,1 мільйон доларів, я заплачу банку [я поміняю кольори].
Eğer 1.1 milyon liraya satarsam, bankaya -- renkleri değiştireyim. -(色を変えて。) 私は、100万ドルの借金を返して、10万ドル残ります。
Eğer 1 bilet satarsa 1 kere 3, toplam 3 lira alacaktır1개의 복권을 판다고 하면 3달러를 받고
Eğer 1 bilet satarsa 1 kere 3, toplam 3 lira alacaktır2 枚のチケットを販売している場合、 $6 を得るはずです。
Eğer 1 bilet satarsa 1 kere 3, toplam 3 lira alacaktırHvis han sælger 1 lod, vil det være M af 1, og så får han 3 kroner.
Eğer 1 bilet satarsa 1 kere 3, toplam 3 lira alacaktırm ، اذا باع بطاقة واحدة، سيحصل على 3$
Eğer 1 bilet satarsa 1 kere 3, toplam 3 lira alacaktırМ от - ако продаде един билет, той ще получи $3.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.A keby niekto predal svoju dcéru za slúžku, nevyjde, jako vychádzajú sluhovia.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Als een man zijn dochter als slavin verkoopt, zal zij na zes jaar niet vrij zijn zoals een mannelijke slaaf.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Če kdo proda svojo hčer za deklo, ne odide, kakor odhajajo hlapci.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Dacă un om îşi va vinde fata ca roabă, ea să nu iasă cum ies robii.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.És ha valaki az õ leányát szolgálóul adja el, ne úgy menjen el, mint a szolgák mennek.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Jos joku myy tyttärensä orjaksi, älköön tämä pääskö vapaaksi, niinkuin miesorjat pääsevät.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Když by pak prodal někdo dceru svou, aby byla děvkou, nevyjdeť tak, jako vycházejí služebníci.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.사람이 그 딸을 여종으로 팔았으면 그는 남종 같이 나오지 못할 지며
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Når en Mand sælger sin Datter som Trælkvinde, skal hun ikke frigives som Trællene.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Når nogen selger sin datter til trælkvinne, da skal hun ikke gis fri som trælene.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Nếu ai bán con gái mình làm con đòi, con gái đó không được ra như các đầy tớ kia.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Nếu ai bán con_gái mình làm con_đòi , con_gái đó không được ra như các đầy_tớ kia .
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Om någon säljer sin dotter till trälinna, så skall hon icke givas fri såsom trälarna givas fria.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Quando un uomo venderà la figlia come schiava, essa non se ne andrà come se ne vanno gli schiavi
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Se um homem vender sua filha para ser serva, ela não saira como saem os servos.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Si un homme vend sa fille pour être esclave, elle ne sortira point comme sortent les esclaves.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Verkauft jemand sein Tochter zur Magd, so soll sie nicht ausgehen wie die Knechte.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Zaś jeźliby kto zaprzedał córkę swoję, aby była niewolnicą, nie wynijdzie jako wychodzą niewolnicy.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Και εαν τις πωληση την θυγατερα αυτου δια δουλην, δεν θελει εξελθει καθως εξερχονται οι δουλοι.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Ако някой продаде дъщеря си за робиня, тя няма да излезе така както излизат робите.
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.Если кто продаст дочь свою в рабыни, то она не может выйти, как выходят рабы;
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.וכי ימכר איש את בתו לאמה לא תצא כצאת העבדים׃
‹‹Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.واذا باع رجل ابنته امة لا تخرج كما يخرج العبيد.