satan ile cümle

satan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.Heute gehört ihm ein Viehfutter- und ein Getreidegeschäft in der Nähe von Agra.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.지금은 소의 사료와 곡식을 판매하는 상점을 아그라 근처에서 운영하고 있습니다.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.Maintenant il gère un magasin de fourrage pour le bétail et un magasin de céréales près d'Agra.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.Most egy állati takarmány és gabona boltja van Agra közelében.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.Och nu driver han en djurfoder- och utsädesaffär nära Agra.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.Sekarang dia punya toko bibit tanaman dan makanan ternak di dekat Agra.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.Teď provozuje obchod s krmivy a obilím blízko Agry.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.Teraz má obchod s krmivom pre dobytok a zrním neďaleko Agry.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.Teraz prowadzi sklep z paszą dla bydła i nasionami niedaleko Agry.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.Và bây giờ anh ấy điều hành cửa hàng bán thức ăn gia súc và ngũ cốc ở cạnh Agra.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.Και τώρα έχει ένα κατάστημα με ζωοτροφές και σιτηρά κοντά στην Άγρα.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.Зараз він продає корм для худоби та насіння поблизу Агри.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.И теперь у него магазин кормов и магазин семян около Агры.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.Сега върти склад за фураж и зърно край Агра.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.ועכשיו הוא מנהל חנות תבואה ומספוא לבהמות ליד אגרה.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.والآن يقوم بإدارة مخزن لعلف الماشية ومخزن للحبوب قرب اقرا.
Şimdi, Agra yakınında, sığır yemi ve tohum satan bir dükkan işletiyor.販売店を経営しています もう過去は振り返りません
Sokaklar incik boncuk satan seyyar satıcılarla dolu ve insanlar oradan oraya koşturuyorlar.Đường phố tràn ngập các thương gia chuyên buôn nữ trang nhỏ lẻ và khách hàng đến từ khắp mọi nơi.
Sokaklar incik boncuk satan seyyar satıcılarla dolu ve insanlar oradan oraya koşturuyorlar.Jalanan penuh pedagang keliling yang menjual segala macam dan orang-orang tampak sibuk beraktivitas.
Sokaklar incik boncuk satan seyyar satıcılarla dolu ve insanlar oradan oraya koşturuyorlar.Străzile sunt pline de comercianţi ambulanți care vând mărunțișuri şi oameni plini de viaţă peste tot.
Sokaklar incik boncuk satan seyyar satıcılarla dolu ve insanlar oradan oraya koşturuyorlar.Ulice pełne są wędrownych handlarzy ozdób i ludzi uwijających się tam i z powrotem.
Sokaklar incik boncuk satan seyyar satıcılarla dolu ve insanlar oradan oraya koşturuyorlar.Οι δρόμοι είναι γεμάτοι πλανόδιους εμπόρους που πουλούν μικροπραμάτειες και από πολυάσχολα άτομα.
Sokaklar incik boncuk satan seyyar satıcılarla dolu ve insanlar oradan oraya koşturuyorlar.Улицы переполнены странствующими торговцами, продающими безделушки. Люди суетятся вокруг.
Sokaklar incik boncuk satan seyyar satıcılarla dolu ve insanlar oradan oraya koşturuyorlar.הרחובות מלאות בסוחרים נודדים שמוכרים פיצ'פקס, ובאנשים המתרוצצים ממקום למקום.
Sokaklar incik boncuk satan seyyar satıcılarla dolu ve insanlar oradan oraya koşturuyorlar.والشوارع ممتلئة بالباعة المتجولين وهم يبيعون الحلي. والناس تنتقل بصخب من مكان إلى آخر.
Sonrasında müttefik güçler onun koleksiyonunu inceledi ve tabloları buldu ve onları satanları aramaya başladı.그후 연합군은 그의 수집품들로 갔고 미술품들을 발견했습니다. 사람들은 누가 그것들을 괴링에게 팔았는지 찾기 시작했습니다
Sonrasında müttefik güçler onun koleksiyonunu inceledi ve tabloları buldu ve onları satanları aramaya başladı.Liittoutuneet kävivät läpi hänen kokoelmansa ja löysivät maalauksia ja etsivät käsiinsä ne myyneet ihmiset.
Sonrasında müttefik güçler onun koleksiyonunu inceledi ve tabloları buldu ve onları satanları aramaya başladı.Poté, co spojenci procházeli jeho sbírky, našly ty malby a šli po lidech, kteří mu je prodali.
Sonrasında müttefik güçler onun koleksiyonunu inceledi ve tabloları buldu ve onları satanları aramaya başladı.Potem alianci przejrzeli jego zbiory, znaleźli obrazy i szukali ludzi, którzy je sprzedali.
Sonrasında müttefik güçler onun koleksiyonunu inceledi ve tabloları buldu ve onları satanları aramaya başladı.Potom spojenecké jednotky preberali jeho zbierky, našli obrazy a vyhľadali ľudí, ktorí mu ich predali.
Sonrasında müttefik güçler onun koleksiyonunu inceledi ve tabloları buldu ve onları satanları aramaya başladı.Toen gingen de geallieerden door zijn collecties, vonden de schilderijen en gingen achter de handelaren aan.
Sonrasında müttefik güçler onun koleksiyonunu inceledi ve tabloları buldu ve onları satanları aramaya başladı.Zavezniške sile so prebrskale njegove zbirke, našle slike in začele iskati ljudi, ki so mu jih prodali.
Sonrasında müttefik güçler onun koleksiyonunu inceledi ve tabloları buldu ve onları satanları aramaya başladı.Затем силы союзников разобрали его коллекции, нашли картины и начали разыскивать людей, продавших их ему.
Sonrasında müttefik güçler onun koleksiyonunu inceledi ve tabloları buldu ve onları satanları aramaya başladı.אז בעלות הברית עברו על האוסף שלו ומצאו את הציורים וחיפשו אחר האנשים שמכרו לו אותם.
Sonrasında müttefik güçler onun koleksiyonunu inceledi ve tabloları buldu ve onları satanları aramaya başladı.絵画を発見して 彼に売った画商を追跡しました そうしてオランダ警察がアムステルダムで
Tabii, şu anda neredeyse hiç işe yaramayan yaşlanma karşıtı ürünleri satan şirketler var.もちろん存在しており 彼らの関心は商品の有効性を高めることだけです
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.A nalezl v chrámě, ano prodávají voly a ovce i holubice, a penězoměnce sedící.
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.a našiel v chráme predavačov volov, oviec a holubov a peňazomencov tam sediacich
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.E achou no templo os que vendiam bois, ovelhas e pombas, e também os cambistas ali sentados;
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.Halló en el templo a los que vendían vacunos, ovejas y palomas, y a los cambistas sentados
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.Il trouva dans le temple les vendeurs de boeufs, de brebis et de pigeons, et les changeurs assis.
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.In najde v templju prodajalce volov in ovac in golobov ter menjalce, sedeče pri svojih mizah.
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.În Templu a găsit pe cei ce vindeau boi, oi şi porumbei, şi pe schimbătorii de bani şezînd jos.
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.I znalazł w kościele siedzące te, co sprzedawali woły i owce i gołębie, i te, co pieniędzmi handlowali.
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.성전 안에서 소와 양과 비둘기 파는 사람들과 돈 바꾸는 사람들의 앉은 것을 보시고
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.Niin hän tapasi pyhäkössä ne, jotka myivät härkiä ja lampaita ja kyyhkysiä, ja rahanvaihtajat istumassa.
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.Og han fandt siddende i Helligdommen dem, som solgte Okser og Får og Duer, og Vekselerne.
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.Og i templet fant han dem som solgte okser og får og duer, og pengevekslerne som satt der,
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.[ott] találá a templomban az ökrök, juhok és galambok árúsait és a pénzváltókat, a mint ülnek vala:
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.Trong đền thờ , Ngài thấy có người buôn_bán bò , chiên , bò câu , và có người đổi bạc dọn hàng ở đó .
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.Trong đền thờ, Ngài thấy có người buôn bán bò, chiên, bò câu, và có người đổi bạc dọn hàng ở đó.
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.Trovò nel tempio gente che vendeva buoi, pecore e colombe, e i cambiavalute seduti al banco
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.Und er fand im Tempel sitzen, die da Ochsen, Schafe und Tauben feil hatten, und die Wechsler.
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.Και ευρεν εν τω ιερω, τους πωλουντας βοας και προβατα και περιστερας, και τους αργυραμοιβους καθημενους.
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.и нашел, что в храме продавали волов, овец и голубей, и сидели меновщики денег.
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.і знайшов у церкві продаючих воли, й вівці, і голуби, й міняльників сидячих.
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.וימצא במקדש מכרי בקר וצאן ובני יונה ואת מחליפי כסף ישבים שם׃
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.ووجد في الهيكل الذين كانوا يبيعون بقرا وغنما وحماما والصيارف جلوسا.
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.看 見 殿 裡 有 賣 牛 羊 鴿 子 的 、 並 有 兌 換 銀 錢 的 人 、 坐 在 那 裡
Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları gördü.看見殿裡 有 賣 牛 羊 鴿 子 的 、 並有兌換 銀錢 的 人 、 坐在 那 裡

İlgili Sayfalar