Ana içeriğe geç
Sözlük

sat ile cümle

sat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Japon satrancında kaç tane farklı parça var?How many different pieces are there in Japanese chess?
Japon arabaları yurt dışında iyi satılır.Japanese cars sell well overseas.
Bir Japon iş adamı 200 milyon yene bir sanat eseri satın aldı.A Japanese businessman bought the artwork for 200 million yen.
Onu satın almaya karar vermeden önce, uyup uymadığını görmek için ceketi denedim.Before deciding to buy it, I tried on the jacket to see if it would fit.
Üçüncü çeyrekte satışlar azaldı.Sales fell off in the third quarter.
Satışlar hedeflerinin altında kaldı.Sales fell short of their goal.
Satış bölümünden sorumlu.He's in charge of the sales department.
Evinizi ona satar mısınız?Will you sell your house to him?
Evini ona satacak mısın?Will you sell your house to him?
Onun evi 10,000 dolara satıldı.His house was sold for $10,000.
Onun evi satılıktır.His house is for sale.
Onun işi satışları yükseltmektir.His job is to promote sales.
Onun otobiyografisi bugün piyasaya sürüldü ve öğle saatlerine kadar satıldı.His autobiography was released today and was sold out by noon.
Onun romanı iyi sattı.His novel sold well.
O, karısı hoşlandığı için o evi satın aldı.He bought that house because his wife took a fancy to it.
O büyük evi satın aldığı için bankaya borcu var.He's in debt to the bank because he bought that big house.
O bir satıcı kılığına girdi ve onun evini ziyaret etti.He disguised himself as a salesman and visited her house.
Bir satıcı olarak kimliğini gizledi ve onun evini ziyaret etti.He disguised himself as a salesman and visited her house.
Bir satıcı olarak geçimini sağlıyor.He makes a living as a salesman.
Böyle bir fiyata müzik seti satın alamazsın.He could not buy the stereo set at such a price.
O, mobilya satın almak için yeterince zengin.He is rich enough to buy the furniture.
Araba satın almak için karar verdi.He has made up his mind to buy the car.
Arabayı satmaya karar verdi.He decided to sell the car.
O, satışta on bin dolar kar etti.He made a profit of ten thousand dollars on the sale.
O, kitabı satın almak istedi.He wanted to buy the book.
Kitabı satın almak istedi.He wanted to buy the book.
O, onu olduğu gibi satıyor.He is selling it just as it is.
O, çok miktarda un ve yağ satın aldı.He bought a lot of flour and oil.
O, satranç turnuvasında birincilik ödülünü aldı.He carried off the first prize at the chess tournament.
O, hiç tereddüt etmeden kendi arabasını sattı.He sold his own car without hesitation.
En iyi satan romanı yazarak bir servet yaptı.He made a fortune by writing a best selling novel.
O sadece on iki yaşında ama o onların en iyisiyle satranç oynar.He's only twelve, but he plays chess with the best of them.
O bir çift ayakkabı satın aldı.He bought a pair of shoes.
Kalemler, defterler, sözlükler vesaire satın aldı.He bought pencils, notebooks, dictionaries and so on.
O, satın almadan önce evin dayanıklılığını kontrol etti.He checked the durability of the house before buying it.
O evini 50000 dolara sattı.He sold his house for 50000 dollars.
O bir ev satın alma olasılığına bakıyordu.He was looking into the possibility of buying a house.
O bir ev satın alabilir, bir araba da cabası.He can afford to buy a house, to say nothing of a car.
O bir ev satın alma olasılığına baktı.He looked into the possibility of buying a house.
Ben onun evini sattığını duyuyorum.I hear that he sold his house.
O evini satışa koydu.He put up his house for sale.
O, evi için satış ilanı verdi.He advertised his house for sale.
O yabancı bir araba satın alma amacı için çok çalıştı.He worked hard for the purpose of buying a foreign car.
O, deri eşyalar alır ve satar.He buys and sells leather goods.
Sanırım o, balık satarak para kazanır.I think he makes money by selling fish.
O, bir balık satıcısı.He is a fish dealer.
Kyoto'da küçük bir ev satın aldı.He bought a small house in Kyoto.
O eski evini sattı.He disposed of his old house.
O liseden beri satranç oynuyor.He has been playing chess since he was in high school.
O sonunda karısının isteğine boyun eğdi ve bir ev satın aldı.He finally yielded to the request of his wife and bought a house.
O, satmak için sığır besler.He breeds cattle for market.
O bize güzel kitaplar satın aldı.He bought us nice books.
Kitabı bana 1,000 yen'e sattı.He sold me the book for one thousand yen.
O bana nasıl satranç oynayacağımı söyledi.He told me how to play chess.
O bir araba satın alamaz.He is unable to buy a car.
Ona bir araba satın almak zor.It is difficult for him to buy a car.
Eski arabasını Kobe'deki bir adama satmak istiyor.He wants to sell his old car to a man in Kobe.
O arabasını sattı, bu yüzden o trenle ofise gider.He has sold his car, so he goes to the office by train.
O, araba satışı ile uğraşıyor.He is engaged in selling cars.
O, rastgele kitap satın aldı.He bought books at random.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod