O, satrançta beni yendi.He beat me in chess.
Babamın ihtiyacı olan ilacı satın almak için yeterli param yok.I don't have enough money to buy the medicine my father needs.
Uzun vadeli çıkarların uğruna, biz geliştirme departmanını satmaya karar verdik.For the sake of long-term interests, we have decided to sell the development department.
Kız, marketten süt satın aldı.The girl bought milk from the market.
Ben bu saati satın almak istiyorum ama ne yazık ki fazla pahalı.I would like to buy this watch, but unfortunately it's just too expensive.
Satranç, aklın jimnastik okuludur.Chess is the gymnastic school of the intellect.
Satranç aklın spor salonudur.Chess is the gymnasium of the mind.
İstek listendeki öğelerden biri satlıktır.One of the items on your wish list is on sale.
Tom deneyimli bir satıcıdır.Tom is an experienced salesman.
Çevreye sordum ve buralarda onu satan dükkanlar yok gibi görünüyor.I asked around and there don't seem to be any stores around here that sell that.
Tom'un geçen hafta arabasını sattığını biliyorum.I happen to know that Tom sold his car last week.
Bütün faturaları ödeyebilmek için eşyalarımdan çoğunu satmak zorundayım.I have to sell a lot of my things so I can pay all my bills.
Tom'a hangi arabayı satın alacağına karar vermesine yardım ettim.I helped Tom decide which car to buy.
İstediğini satmıyoruz.We don't sell what you want.
Aradığını satmıyoruz.We don't sell what you're looking for.
Bir traktör için kamyonunu satabilirsin.You might be able to trade your truck for a tractor.
Tom satış için evinin reklamını yaptı.Tom advertised his house for sale.
Tom ve Mary evlerini satmaya çalışıyorlar.Tom and Mary are trying to sell their house.
Tom ve Mary hangisini satın alacakları konusunda anlaşamadılar.Tom and Mary couldn't agree on which one to buy.
Tom ve Mary satranç oynamaya karar verdiler.Tom and Mary decided to play chess.
Tom'un yeni bir araba satın almaya gücü yetmez.Tom can't afford to buy a new car.
Tom bir araba satın alamaz.Tom can't buy a car.
Tom arabasını satmaya karar verdi.Tom decided to sell his car.
Tom arabasını satmak istemiyordu ama başka seçeneği yoktu.Tom didn't want to sell his car, but he had no choice.
Tom motorlu tekerlekli bir sandalye satın almak için yeterli paraya sahip değil.Tom doesn't have enough money to buy a motorized wheelchair.
Tom istediği bilgisayarı satın alması için yeterli paraya sahip değil.Tom doesn't have enough money to buy the computer he wants.
Tom'un satmak istediği üç ekstra bileti var.Tom has three extra tickets he wants to sell.
Tom bir sigorta satıcısıdır.Tom is an insurance salesman.
Tom satranç oyununa konsantre oluyor.Tom is concentrating on the chess game.
Tom Mary ile satranç oynuyor.Tom is playing chess with Mary.
Tom bir yazılım şirketi için bölge satış müdürüdür.Tom is the district sales manager for a software company.
Tom Mary'yi motorsikletini satması için ikna etti.Tom persuaded Mary to sell her motorcycle.
Tom sel sigortası satın almalıydı.Tom should have purchased flood insurance.
Tom bir uyuşturucu satıcısıydı.Tom was a drug dealer.
Tom terörist bir gruba silahlar satmakla suçlandı.Tom was accused of selling weapons to a terrorist group.
Tom çocuklara uyuşturucu satarken yakalandı.Tom was caught selling drugs to kids.
Tom Mary'nin çaldığı uyuşturucuları satan biriydi.Tom was the one who sold the drugs that Mary stole.
Tom yeni bir akıllı telefon satın almak istiyor.Tom wants to buy a new smartphone.
Onlar burada sadece kadın ayakkabıları satarlar.They only sell women's shoes here.
Satranç okumayı ve konsantrasyonu geliştirmeye yardım eder.Chess helps improve reading and concentration.
Onlar bir Amerika papağanı satın aldılar.They bought a macaw.
Sen bir Amerika papağanı satın aldın.You bought a macaw.
Japon satranç oyunu oynamak ister misiniz?Would you like to play a game of Japanese chess?
Şarap çok pahalıydı, buna rağmen onu satın almak istedi.The wine was very expensive, but even so he wanted to buy it.
Bu sabah, arkadaşım ve ben uçak biletleri satın almak için gittik.This morning, my friend and I went to buy airline tickets.
Bu kitap Japonya'da iyi satıyor.This book sells well in Japan.
Burada patates satın almak mümkün mü?Is it possible to buy potatoes here?
Satıcı onun ürününü satmak için bazı abartılı iddialar ortaya attı.The salesman made some exaggerated claims in order to sell his product.
Ne satın alman gerekiyor?What do you need to buy?
Tom işini satmaya ve emekli olmaya karar verdi.Tom decided to sell his business and retire.
Bu ceket yaklaşık otuz dolara satılıyor.This coat retails for about thirty dollars.
Bu yıl satışlarımız ikiye katlandı.Our sales doubled this year.
Neden asla kullanmayacağın şeyler satın alıyorsun?Why buy something you'll never use?
Kendi bedeninde birine sataş, sen kabadayı.Pick on somebody your own size, you bully.
Sana başka bir tane satın alacağım.I'll buy you another one.
Tom yeni bir ev satın aldı.Tom bought a new house.
Tom bir otobüs bileti satın aldı.Tom bought a bus ticket.
Tom pahalı bir gitar satın aldı.Tom bought an expensive guitar.
Evini satın almaya hevesli birini buldum sanırım.I think I've found someone interested in buying your house.
Tom açıkça satıcının söylediği ile ilgilenmiyordu.Tom was clearly not interested in what the salesman was saying.