Ekmek satın aldın.You bought bread.
Bu satılık mı?Is this for sale?
Bunlar satılık mı?Are these for sale?
Bunu bugün satmak zorundayım.I have to sell it today.
Bugün onların hepsini satmak zorundayım.I have to sell them all today.
Marketten ne satın alabilirsin?What can you buy at the market?
Tom satış makinesinden bir fincan kahve aldı.Tom bought a cup of coffee from a vending machine.
İstediğim her şeyi satın almak için yeterli param var.I have enough money to buy everything I want.
Biz evimizi satmayı hayal etmedik.We wouldn't dream of selling our house.
Tom'un bazı ders kitaplarını satın almak için paraya ihtiyacı var.Tom needs money to buy some textbooks.
Bu tabloyu satmayacağım.I'm not going to sell this painting.
Belki de kanomu satmamalıyım.Maybe I shouldn't sell my canoe.
Üzgünüm bu satılık değil.I'm sorry, this isn't for sale.
Tom, Mary için bir içki satın aldı.Tom bought a drink for Mary.
Bir şey satmıyorum.I'm not selling anything.
Tom'un yiyecek satın alması gerekti.Tom needed to buy food.
Tom kendini ağırdan satıyor.Tom is playing it cool.
"Bileti satın mı?" "Evet, satın aldım.""Did you buy the ticket?" "Yes, I did."
Bir kitap satın almak istedi.He wanted to buy a book.
Kız kardeşim şu anda bir satış elemanı olarak süpermarkette çalışıyor.Currently, my sister is working as a saleswoman in the supermarket.
O bir araba satıcısı.He's a car salesman.
Tom'un ebeveynleri onun bir kullanılmış araba satıcısı olmasını istemiyordu.Tom's parents didn't want him to become a used car salesman.
O, bir ikinci el araç satıcısı.He's a used car salesman.
O, kullanılmış araba satıcısı olarak işini kaybetti.He lost his job as a used car salesman.
Dükkan meyve ve sebze satıyor.The store sells fruits and vegetables.
Evinizi on bin dolara satın alacağım.I will buy your house for ten thousand dollars.
Babamın o evi neden satın almak istediğini merak ediyorum.I wonder why Dad wants to buy that house.
Bu arabayı satarak kendini birçok sorundan kurtarabilirsin.You can save yourself a lot of trouble by selling this car.
Neden bir Japon arabası satın aldın?Why did you buy a Japanese car?
Neden bir Alman arabası satın aldın?Why did you buy a German car?
Neden bir İtalyan arabası satın aldın?Why did you buy an Italian car?
Neden bir Kore arabası satın aldın?Why did you buy a Korean car?
Neden bir Amerikan arabası satın aldın?Why did you buy an American car?
Neden bir İngiliz arabası satın aldın?Why did you buy a British car?
Hem Tom hem de onun karısı satranç oynamaktan zevk alırlar.Tom and his wife both enjoy playing chess.
Tom ve Mary satranç oynayarak vakit öldürdüler.Tom and Mary killed time playing chess.
Bir araba satın almayı planlıyor musun?Are you planning on buying a car?
Tom senin satrançta iyi olduğunu söyledi.Tom said you were good at chess.
Satranç oynuyorduk.We were playing chess.
Henüz bir tane satın aldın mı?Did you buy one yet?
Bu satılık değildi.It wasn't on sale.
O sonuçta onu satın almadı.He didn't buy it after all.
O bir piliç satın aldı.She bought a chick.
Tom gelecek yıl yeni bir ev satın alıyor.Tom is buying a new house next year.
Satın aldığım pantolon çok dar.The pants I bought are too tight.
Bir şey satın alacak mısın?Will you buy something?
Bunu nereden satın alabiliriz?Where can we buy it?
Mary'yi bir filme davet etmek için cesaretimi toplasam bile, o beni sattı.Even though I plucked up courage to invite Mary to a film, she stood me up.
Bütün evlerimi sattım.I sold all my houses.
Daha şimdiden onların yaklaşık üç yüz tanesini sattılar.They've sold about three hundred of them already.
Evimizi Tom'a satmıyoruz.We aren't selling our house to Tom.
Satranç oynamayı sana öğreteceğim.I'll teach you how to play chess.
Satrançta çok iyi değilim.I'm not very good at chess.
Tom arabasını Mary'ye sattı.Tom sold his car to Mary.
Onu satabilirsin.You could sell that.
Tom gümrüksüz mallar mağazasından bir şişe votka ve birkaç parfüm satın aldı.Tom bought a bottle of vodka and some perfume at the duty-free shop.
Maaşınız satışa dayalıdır.Your salary is commission-based.
Maaşınız yaptığınız satışa dayalıdır.Your salary is commission-based.
Tom zaten arabasını sattı.Tom has already sold his car.
Dün domuz satın aldım.I bought the pig yesterday.